<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167</id><updated>2012-01-30T08:47:38.147+02:00</updated><title type='text'>doktor ve anne</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>74</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6495090512092305222</id><published>2012-01-20T11:55:00.001+02:00</published><updated>2012-01-20T12:00:07.381+02:00</updated><title type='text'>ÇOCUKLUK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-0fqBoUOmVjM/Txk63yqk19I/AAAAAAAAARE/m8mvhj7krGs/s1600/9.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5699651533581637586" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 299px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-0fqBoUOmVjM/Txk63yqk19I/AAAAAAAAARE/m8mvhj7krGs/s400/9.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur&lt;br /&gt;Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:&lt;br /&gt;- Hayrola, neden elimi öpmek istedin?&lt;br /&gt;- Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinizi katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.&lt;br /&gt;- Ne oldu, nasıl oldu?&lt;br /&gt;- Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, “Bir insanın anavatanı çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır.”&lt;br /&gt;Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya devam etti:&lt;br /&gt;- Hatta daha da ilerisi için söylediniz; dediniz ki, “Bir ulusun en önemli görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır.” Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma gelmediğini fark ettim. Ben ne yapıyorum, diye düşündüm. Benim yaptığım sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya çalışıyordu, biliyor musunuz, Hocam?&lt;br /&gt;- Hayır, neden?&lt;br /&gt;- Çünkü onu görünce hemen şu soruyu soruyordum. “Oğlum bugün ödevini yaptın mı?” Tuhaf tuhaf bakıyor, gözünü kaçırıyor, daha da sıkıştırınca, hayır anlamına gelen, “cık” sesini çıkarıyordu. Kızıyordum, söyleniyordum, “Niye yapmıyorsun ödevini!” diyordum. Aramızda sürekli tartışmalar, sürtüşmeler oluşuyordu. Tabii bunun sonucunda bütün aile huzursuz oluyordu.&lt;br /&gt;Burada biraz sustu, soluklandı. Sanki hatırlamak istemediği anılar vardı; onların üstesinden gelmeye çalışıyordu. Sonra konuşmaya devam etti:&lt;br /&gt;- Ben sizin seminerinizden çıktıktan sonra düşünmeye başladım. “Ben ne biçim babayım,” diye kendime sordum. Seminer için geldiğim İstanbul’dan çalışma yerim olan Kayseri’ye gidinceye kadar düşündüm; otobüste bütün gece düşündüm ve sonra kendi kendime dedim ki, eşimle konuşayım, biz birlikte bir karar alalım. Diyelim ki bu çocuk isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama doya doya çocukluğunu yaşasın.&lt;br /&gt;- Radikal bir karar!&lt;br /&gt;- Evet, uçta bir karar, ama bu karar içime çok iyi geldi, Hocam. Gerginliğim, üzüntüm gitti, içim rahat etti. Ben eve gelince eşime dedim ki, hadi gel otur, konuşalım. Yemekten sonra oturduk konuştuk, çocuklar yattı biz konuşmaya devam ettik. Seminerde anlatılanları aktardım, böyle böyle böyle diye izah ettim ona ve en nihayet dedim ki, ya benim gönlümden ne geçiyor sana söyleyeyim. Bizim oğlumuz var ya bizim oğlumuz, o isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama çocukluğunu yaşasın! Şimdiye kadar onun çocukluğunu yaşamasıyla ile ilgili pek bir çaba göstermedik, bir bilinç göstermedik, oluruna bıraktık. Gel şimdi değiştirelim bunu.&lt;br /&gt;- Eşiniz ne dedi?&lt;br /&gt;- Hocam biliyor musun ne oldu?&lt;br /&gt;- Ne oldu?&lt;br /&gt;- Karım hayretle bana baktı ve dedi ki, “Bu ne biçim seminer be! Kim bu adam? Öyle şey mi olur; yok bizim ki çocukluğunu yaşayacakmış! Bizim çocuk çocukluğunu yaşarken öbürküler sınıflarını geçecek ilerleyecek! Öyle şey olmaz.”&lt;br /&gt;- Anlıyorum; anne olarak çocuğunun geride kalmasını istemiyor, kaygılanıyor!&lt;br /&gt;- Fakat hocam ben pes etmedim, bırakmadım, mücadeleye devam ettim. Her gün, her akşam gece yarılarına kadar karımla konuştum. Üç gecenin sonunda bana, peki ne halin varsa gör, dedi.&lt;br /&gt;- Pes etti, yani. Peki, sen ne yaptın?&lt;br /&gt;- İşte onu dediği günün sabahı eşofmanımı, ayakkabımı şöyle kapının yanına bıraktım işe gittim; işten dönünce oğlumun gözüne baktım ve dedim ki, oğlum bugün doya doya oynadın mı? Bana hayretle baktı ve “Hayır!” anlamına gelen “cıkk” dedi. O zaman, hadi gel beraber aşağıya ineceğiz, oynayacağız, dedim. Eşofmanımı giydim, ayakkabımı giydim, onunla beraber sokağa çıktık. Pencereden arkadaşları bakıyorlarmış, onlar da sokağa çıktılar; birlikte sokakta oyun oynadık. Akşam saat altıdan sekiz buçuğa kadar sokaktaydık. Eve gelince toz toprak içindeyiz, beraber banyoya girdik, duş yaptık. Havluyla kuruladım, çok mutluyduk ve o günden sonra işten dönünce her gün onunla oynamaya başladım. Her gün, her gün, her gün oynadım. Yedi gün sekiz gün sonraydı galiba, bir gün banyodan çıkarken onu kuruluyorum havluyla, kolumu tuttu, bana döndü ve dedi ki, baba ya, ben seni çok seviyorum. Hocam nefesim durdu, gözüm yaşardı, konuşamadım. Çünkü farkına vardım ki, şimdiye kadar sevdiğini hiç söylememişti. Düşündüm, şimdiye kadar hiç söylemediğinin farkında değildim; belki ömür boyu söylemeyecekti. “Ne büyük tehlike!” diye düşündüm. Ömür boyu onun bana bu cümleyi söylemediğinin farkında olmayacaktım.&lt;br /&gt;- Demek farkına vardın, seni kutlarım. Senin farkına vardığın bu durum birçok anne ve babanın farkında olmadığı gizil, örtük ama önemli bir tehlike!&lt;br /&gt;- İçimde bir şükür duygusu, havluyla çocuğumu kuruladım ve giydirdim ve artık her gün oyun oynamaya devam ettik. Zaman geçti, iki hafta sonra okul, öğretmen veli buluşması için okula davet etti. Daha önceki veli buluşmalarında öğretmen, “Sizin oğlunuz akıllı bir çocuk, ama ödevleri kargacık burgacık yazıyor, dikkat etmiyor. Sınıfta arkadaşlarını rahatsız ediyor, onları itiyor kakıyor, lütfen onunla konuşun. Ödevlerine ilgi gösterin, sınıfta arkadaşlarını rahatsız etmesin. Ödevlerini doğru dürüst yapsın,” demişti. O nedenle öğretmen buluşmasına gitmekten çekiniyordum. Bu davet gelince ben eşime dedim ki, hadi okuldaki buluşmaya beraber gidelim! Yok, dedi, sen tek başına gideceksin, ben gelmeyeceğim.&lt;br /&gt;- Eşiniz gelmek istemedi!&lt;br /&gt;- Hayır istemedi. Ya beraber gidelim, diye ısrar ettim hayır hayır sen yalnız gideceksin dedi. Ben yalnız gittim ve diğer veliler geldikçe sıra bende olduğu halde sıranın arkasına geçtim, sıranın arkasına geçtim ki başka kimse olmadan öğretmenle konuşayım, diye. Mahcup olacağımı düşünüyordum. Her şeyin daha kötüye gittiğini düşünüyordum. En nihayet bütün veliler öğretmenle konuşmalarını bitirip gittiler. Sıra bende! Öğretmenin karşısına geçtim, bana baktı gülümsedi, siz ne yaptınız bu çocuğa, dedi. Hiç cevap vermedim, önüme baktım. Lütfen söyleyin ne yaptınız bu çocuğa, dedi. “Çok mu kötü hocam?” diye sordum. Gülümsedi, hayır, kötü değil, dedi. “Artık sınıfta arkadaşlarını hiç rahatsız etmiyor, ödevleri iyileşti, tam istediğim öğrenci oldu. Ne yaptınız bu çocuğa siz?”&lt;br /&gt;- Herhalde bir baba olarak çok mutlu oldunuz?&lt;br /&gt;- Hocam biliyor musunuz öğretmenin karşısında ağlamaya başladım. İnanamıyordum kulağıma, içimden, vay evladım, biz sana ne yaptık şimdiye kadar, duygusu vardı. Eve geldim, karım yüzüme baktı, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı. “O kadar mı kötü?” diye sordu. Ona da cevap veremedim Hocam, ona da cevap veremedim! Ağladım. Daha sonra anlattım. Hocam onun için sizin elinizi öpmek istedim, teşekkür ediyorum. Benim oğlumun ve onun küçüğü kızımın hayatını kurtardınız. Ailemin mutluluğu kurtuldu. Hakikaten bir insanın anavatanı çocukluğuymuş. Anavatanı mutlu olan bir çocuk çalışmasını, okulunu her şeyini bütün gücüyle yapar ve orada başarılı olurmuş.&lt;br /&gt;“Gel seni yeniden kucaklayayım!” dedim. Kucaklaştık.&lt;br /&gt;“Çocuklar Gülsün diye!” yaşayalım. Çünkü insanın anavatanı çocukluğudur. Çocuklar gülerek, oynayarak büyürse, sonunda büyükler güler. Büyükler mutlu olup gülümseyince tüm ülke, tüm insanlık güler. Çocukların gülmesine hizmet veren herkese selam olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğan CÜCELOĞLU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6495090512092305222?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6495090512092305222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6495090512092305222' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6495090512092305222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6495090512092305222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2012/01/cocukluk.html' title='ÇOCUKLUK'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-0fqBoUOmVjM/Txk63yqk19I/AAAAAAAAARE/m8mvhj7krGs/s72-c/9.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-7821832671215362283</id><published>2012-01-16T14:38:00.003+02:00</published><updated>2012-01-16T14:52:07.554+02:00</updated><title type='text'>EĞİTİM SERÜVENİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-g4Trdrg10P0/TxQac5NZEnI/AAAAAAAAAQ4/lwpuR43JxSI/s1600/egitim-seruveni.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698208512226169458" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 293px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-g4Trdrg10P0/TxQac5NZEnI/AAAAAAAAAQ4/lwpuR43JxSI/s400/egitim-seruveni.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun zaman sonra nihayet bloguma elim değdi. Çalıştığım hastane üniversite hastanesi oldu diye bahsetmiştim sanırım . Ben de yardımcı doçent oldum. İnsan hayatında bazı kırılma noktaları vardır ya, bu da benim için öyle birşey oldu. Biliyorsunuz, 7 yıldır özel sektörde çalışıyorum. Artık herşey iyice rutine binmişti. Uzun mesailer, icaplar, polikilnkte nefes almadan hasta bakmalar, hepsi birbirinin aynı gibi geçen günler...Öff yeter artık diye haykırıp, erken emeklilik hayallerine başlamıştım. İyi kötü Allah'a şükür evimizi arabamızı aldık, bana birşey katmayacaksa çalışmamın da çok anlamı yok diye düşünüyordum ki...Herşey değişiverdi. Önce üniversite olduk, sonra acaba hoca olarak kiminle çalışırız ki diye kaygılanırken, Allah bize kalbimize göre bir hoca nasip etti. Hem mesleğinde çok iyi, hem de öğretme hevesiyle dolu, pozitif enerji yayan bir insan. Bir de hiç aklımda yokken öğretim görevlisi oluverdim. Vallahi bu kadarı da pes. Zamanında az uğraşmamış, hakkettiğim halde istediğim yerlere gelememiş, bir dolu gözyaşı döküp, lanet olsun deyip kapatmıştım bu defteri. Rabbi hiç ummadığım bir anda yeniden açıverdi. E artık hakkını vermek lazım. Doçentlik için kolları sıvadık. Araştırmalar, makaleler,seminerler, oo.. yapılacak çok iş var..&lt;br /&gt;Hayatın gündemi nasıl da değişiveriyor bazen.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-7821832671215362283?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/7821832671215362283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=7821832671215362283' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7821832671215362283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7821832671215362283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2012/01/egitim-seruveni.html' title='EĞİTİM SERÜVENİ'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-g4Trdrg10P0/TxQac5NZEnI/AAAAAAAAAQ4/lwpuR43JxSI/s72-c/egitim-seruveni.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6611703485122895315</id><published>2011-12-06T16:47:00.003+02:00</published><updated>2011-12-06T17:32:25.419+02:00</updated><title type='text'>MİSSS GİBİ ÇORBA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-FpT2tQtTU1g/Tt4rJBNEXEI/AAAAAAAAAQs/FnUCTmFxct4/s1600/%25C3%2587ORBA.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5683027213730208834" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-FpT2tQtTU1g/Tt4rJBNEXEI/AAAAAAAAAQs/FnUCTmFxct4/s400/%25C3%2587ORBA.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Havalar serinlediğinden beri çorbasız günümüz geçmez oldu. Akşam yemeği için ideal bir başlangıç. Hem besleyici, hem sindirimi kolay. Üstelik çocuklara yedirmekte zorlandığımız her türlü malzeme çorbanın içinde farkedilmeden gidiyor. İçine süt veya yoğurt ekliyerek kalsiyumunu, et, tavuk parçarı, yumurta ekleyerek protein oranının, mercimek, nohut gibi hububatlar ve çeşitli sebzeler ile vitamin, mineral ve lif oranını arttırabilmek mümkün. Üstünde dumanı tüten bir tas çorbanın insana mutluluk verdiğine inanıyorum, ya da bol limonlu tavuk çorbasının iyileştirci gücü olduğuna.Sadece 15-20 dakikada nefis bir çorba hazırlamak mümkün. Hal böyle iken insanlar neden hazır çorba kullanırlar, aklım almıyor. İşte sık yaptığım birkaç çorba tarifi:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tarhana: Tarhana çorbası yapmayı bilmeyen yoktur. Ama ben az tereyağında önce 5-6 diş ince dilimlenmiş sarmısak ile yine ince dilimlenmiş yeşil biberi hafif kavuruyorum. Daha sonra biber-domates karışık salçamdan( antep usulü) bir kaçık ekliyor, biraz kavrulunca da mümkünse tavuk suyu ve tarhanayı ilave ediyorum. Kaynamaya başlayınca buzluktaki haşlanmış nohutlardan da bir avuç koydum mu enfes oluyor. Bir de kıtır ekmekle servis etmenizi öneririm.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fesleğenli domates çorbası: 2 domates rendelenip tereyağında kavurulur. 2kaşık domates salçası ve 1-2 kaşık un ilave edilir. Su eklenirken çırpma teli ile hızlıca karıştırılır. 1/2 Bardak süt ve 1/2 kaşık krema eklenir. Bir de 2-3 tel taze fesleğeni incecik kıydınız mı, nefis oluyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Brokoli çorbası: haşladığım brokoliyi haşlama suyu içinde robottan geçiriyorum. Ayrı bir tencerede tereyağı ve unu kavurup, çekilmiş brokoliyi ilave ediyorum. 1/2 Bardak süt ve 1/2 kaşık krema ya da 1 pk labne peyniri ekliyip karıştırıyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tavuk çorbası : Tavuğu haşlarken( genelde bütün tavuk, şirincan'ın doğal besi tavuğunu öneririm) içine 1 adet bütün soğan, 1 adet havuç, birkaç tel kereviz yaprağı, birkaç tel maydanoz ve tane karabiber ekliyorum. Haşlandıktan sonra sebzeleri ayırıyorum. Tavuk suyuna bir avuç arpa şehriye ve ince dilimlenmiş kırmızı taze biber ekliyor, pişince bol limon sıkıyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sebze çorbası: az zeytin yağıda küp küp doğranmış soğan- havuç-patates- doğranmış 1-2 adet taze kereviz yaprağı ve 1 adet kerevizi sırayla kavurduktan sonra tavuk suyunu ekliyorum. Pişince bol limon ile harika oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6611703485122895315?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6611703485122895315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6611703485122895315' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6611703485122895315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6611703485122895315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/12/misss-gibi-corba.html' title='MİSSS GİBİ ÇORBA'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-FpT2tQtTU1g/Tt4rJBNEXEI/AAAAAAAAAQs/FnUCTmFxct4/s72-c/%25C3%2587ORBA.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-2289724503271806760</id><published>2011-11-16T13:57:00.002+02:00</published><updated>2011-11-16T14:20:40.805+02:00</updated><title type='text'>korku / endişe / farkındalık / coşku üzerine..</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-J-rSwK_R-Lw/TsOljt2p0II/AAAAAAAAAQg/m3atyBoziBs/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5675561988439789698" style="WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 173px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-J-rSwK_R-Lw/TsOljt2p0II/AAAAAAAAAQg/m3atyBoziBs/s400/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hastam "korkuyorum, doktor hanım" diyordu.." Normal doğumdan da sezaryenden de korkuyorum". Doğumuna bir hafta kalmıştı, yüzüne bakınca ne kadar endişelendiğini anlamak zor değildi. Peki neden heyecanlanmıyordu? Yavrusuna kavuşmasına bir hafta kalmıştı. Bir hafta sonra Rabbimin bahşettiği en güzel duyguyu tadacak, doğum denen o muhteşem anı yaşayacaktı. Bu ömründe yaşayacağı en özel deneyimdi oysa...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayatımızda olayların sadece madde boyutuna yer var , yaşamın mana boyutu, taşıdığı anlam, çoşkusu hiç dikkate alınmıyor. Ergenlik çağına yaklaşırız, ağrılı adetler, sivilcelenen yüz, ruhsal sıkıntılar ile korkutuluruz. Kimse bize büyümenin, sorumlu olmanın insanı insan yapan şey olduğundan, insanı taştan ayıran şey olduğundan, gençliğin ne derin bir hazine olduğundan, sadece bu yaşlarda bütün dünyayı değiştirecek kadar güçlü hayallerin kurulduğundan ve yaşam ırmağımızın sadece bu zamanda bu kadar çoşkulu akacağından bahsetmez..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evlenecek oluruz, ilk gece kabusları başlar. Doğuracak oluruz, Allah kurtarsınlar.. Yaşlanırız, menepoz derdi başlar..Olgunlaşmak, kemale ermek kimsenin umrunda değildir. Yaşanan her dönem ayrı bir dert, ayrı bir kabustur bizim yaşadığımız topraklarda..Sık sık duyarım hastalarımdan "Kadınlık mı dert, Erkeke olmak varmış zaten dünyada, kadınlık rezalet..." O yüzden menstürasyon dönemlerinde, ki kadın olmanın en doğal halidir, kirli kabul ederiz kendimizi, ya da hasta..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oysa hayat akıp gidiyor işte.. Yaşamak için sadece bir fırsatımız var..Ve hayatın her dönemi ayrı güzelliklerle geliyor. Mesele bunu fark edebilmekte..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-2289724503271806760?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/2289724503271806760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=2289724503271806760' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2289724503271806760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2289724503271806760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/11/korku-endise-farkndalk-cosku-uzerine.html' title='korku / endişe / farkındalık / coşku üzerine..'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-J-rSwK_R-Lw/TsOljt2p0II/AAAAAAAAAQg/m3atyBoziBs/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-2366864590685380354</id><published>2011-11-16T13:32:00.003+02:00</published><updated>2011-11-16T14:38:44.126+02:00</updated><title type='text'>ölür ise ten ölür  /   canlar ölesi değil</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-XZFQPcO1IuA/TsOgbK2SRwI/AAAAAAAAAQU/-ekRIjG7Nvk/s1600/iskender-pala-od-210x300.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5675556344045913858" style="WIDTH: 179px; CURSOR: hand; HEIGHT: 297px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-XZFQPcO1IuA/TsOgbK2SRwI/AAAAAAAAAQU/-ekRIjG7Nvk/s400/iskender-pala-od-210x300.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Dertli ne ağlayıp gezersin burda&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ağlatırsa mevlam yine güldürür&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nice dertli kondu göçtü burada&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ağlatırsa mevlam yine güldürür"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tek kelimeyle çarpıldım. Uzun zamandır bir kitabı okurken hiç bitmesin istememiştim. Yunus Emre hazretlerinin duru Türkçesi ve insanın içine işleyen hüznü ile başka bir aleme dalıp gittim. İçime bir ışık vurdu. Çocukluğumuzdan deri kulaklarımıza çalınan, hepsi birbirinden güzel, birbirinden derin Yunus Emre ilahilerini mırıldandım. En çok da "ağlatırsa mevlam..." takıldı dilime..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Can parçam yavruma "Yunus" adını verdiğime şükrettim. Madde/mana dengesinin altüst olduğu şu alemde gönül insanı olsun, saf ve berrak olsun istedim Yunus gibi..Bizim Yunus gibi...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-2366864590685380354?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/2366864590685380354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=2366864590685380354' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2366864590685380354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2366864590685380354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/11/olur-ise-ten-olur-canlar-olesi-degil.html' title='ölür ise ten ölür  /   canlar ölesi değil'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-XZFQPcO1IuA/TsOgbK2SRwI/AAAAAAAAAQU/-ekRIjG7Nvk/s72-c/iskender-pala-od-210x300.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-3439818179524307900</id><published>2011-10-13T16:45:00.003+03:00</published><updated>2011-10-13T16:55:03.003+03:00</updated><title type='text'>imdat, yine proje ödevi !!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-rNi0hRaE9es/TpbrbG6vpzI/AAAAAAAAAQI/NoAArNE9b98/s1600/633936512.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 281px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5662972432410978098" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-rNi0hRaE9es/TpbrbG6vpzI/AAAAAAAAAQI/NoAArNE9b98/s400/633936512.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bizim zamanımızda dönem ödevi diye bir şey vardı. Her iki dönemde birer kez olmak üzere senede 2 kez yapılırdı. Şimdi her hafta sonu, hem de farklı derslerden , yani birden çok proje. Evet, bazı konular gerçekten eğlenceli, renkli, resimli.. Fakat evde 2 okullu çocuk olunca şimdiden daral geldi bana. Bıraksan tek başına yapsın, saatler geçecek. Bazı ödevleri özellikle "anne- babalarınızla beraber yapın" diyerek veriyor öğretmenler. Malzeme deseniz, ev küçük bir kırtasiye dükkanı mübarek. Renk renk kartonlar, el işi kağıtları, pritler, bantlar, boyalar, delgeçler, şekilgeçler, zımbalar, raptiyeler havalarda uçuşuyor.Oysa zaten 2 gün tatilimiz var( o da nöbet-icap yoksa) bırakın da biraz dinlenelim, gezelim, yürüyüş yapalım... değil mi ama ?...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-3439818179524307900?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/3439818179524307900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=3439818179524307900' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3439818179524307900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3439818179524307900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/10/imdat-yine-proje-odevi.html' title='imdat, yine proje ödevi !!!'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-rNi0hRaE9es/TpbrbG6vpzI/AAAAAAAAAQI/NoAArNE9b98/s72-c/633936512.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-263077189315971095</id><published>2011-10-11T14:24:00.002+03:00</published><updated>2011-10-11T14:41:48.816+03:00</updated><title type='text'>SÜTTEN KESME</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ORDBgVsJCwY/TpQn4i0Ye1I/AAAAAAAAAP8/2r2pLqpc6do/s1600/bebek-meme-emiyor.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 250px; HEIGHT: 231px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5662194483884227410" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-ORDBgVsJCwY/TpQn4i0Ye1I/AAAAAAAAAP8/2r2pLqpc6do/s400/bebek-meme-emiyor.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oğluşum artık 22 aylık. Sütten kesme zamanı yaklaşıyor. Yaklaşıyor, ama nasıl ?...O kadar çok keyif alıyor ki, kıyamıyorum. Tabi tek mutlu olan o değil; eşime göre "kim daha çok keyif alıyor belli değilmiş". Kızlarıma bu kadar uzun süt veremediğim için kendimi suçlu hissediyorum bazen. İkisinde de sütüm kesildiği için, emzirme kendiliğinden bitmişti gerçi, ama itiraf edeyim, ben de çok üzerinde durmamıştım. İşte hep diyorum ya yaş ilerledikçe hayata bakış tarzı değişiyor. Çok şey kaçırmışım. Hele geceleri, koyun koyuna yatıyoruz. Yumuşacık ayakları bacaklarıma deyiyor, saçlarını okşuyorum, mis gibi kokusunu içime çeke çeke, öpe seve uyutuyorum. Anlayacağınız hiç şikayetçi değilim. Ama her sabah yamuk yumuk yatmaktan tutulmuş kalkıyorum. Sonra, bana çok bağımlı oldu. Doğduğundan beri tek bir gece bile ayrılmadık. Ne kongreye gidebildim, ne de şöyle bir- iki gecelik bile olsa çocukları bırakıp bir kaçamak yapabildik. Artık yavaş yavaş normale dönme zamanı geldi. Ama nasıl ?...Bir süredir internette bakmadığım blog kalmadı. Memeye bant yapıştıranlar, acı sürenler, salça sürenler... Galiba bant en mantıklı.. Başarılı olursam sonuçlarını yazarım..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-263077189315971095?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/263077189315971095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=263077189315971095' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/263077189315971095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/263077189315971095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/10/sutten-kesme.html' title='SÜTTEN KESME'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ORDBgVsJCwY/TpQn4i0Ye1I/AAAAAAAAAP8/2r2pLqpc6do/s72-c/bebek-meme-emiyor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4450733309328031681</id><published>2011-10-10T16:40:00.002+03:00</published><updated>2011-10-10T16:46:02.585+03:00</updated><title type='text'>gözyaşı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-LZ6jbjCVNLE/TpL13FJVfLI/AAAAAAAAAP0/J_MVVW3AScM/s1600/%25C3%25B6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661858008181079218" style="WIDTH: 305px; CURSOR: hand; HEIGHT: 249px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-LZ6jbjCVNLE/TpL13FJVfLI/AAAAAAAAAP0/J_MVVW3AScM/s400/%25C3%25B6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dışarıda yağmur var. Gökyüzü kurşun rengi. Televizyondan cenaze törenini izliyorum. Sözün bittiği, herşeyin anlamsızlaştığı an. Samimiyet, hüzün, teslimiyet.. Böyle bir evlat yetiştiren annenin mekanı cennet olur İnşallah.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4450733309328031681?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4450733309328031681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4450733309328031681' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4450733309328031681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4450733309328031681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/10/gozyas.html' title='gözyaşı'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-LZ6jbjCVNLE/TpL13FJVfLI/AAAAAAAAAP0/J_MVVW3AScM/s72-c/%25C3%25B6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6773798081778025219</id><published>2011-10-10T15:48:00.004+03:00</published><updated>2011-10-10T16:31:24.346+03:00</updated><title type='text'>tehlike çanları çalıyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-G889fxfaw0A/TpLq8GLf8NI/AAAAAAAAAPs/PCkR419HAQs/s1600/j.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661845999730028754" style="WIDTH: 205px; CURSOR: hand; HEIGHT: 308px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-G889fxfaw0A/TpLq8GLf8NI/AAAAAAAAAPs/PCkR419HAQs/s400/j.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçen hafta Yamanlar Koleji'nde ilkokul 5. sınıflara "doğru beslenme" konulu bir seminer verdim. Fen bilgisinde ilk ünüteleri beslenme konuluydu ve gerçekten yaşlarına göre gayet kapsamlı olarak konu ele alındı. Ben de beslenme yanlışlarının gerçek hayata nasıl yansıdığından ve klinik sonuçlarından bahsettim. Bol resimli, renkli güzel bir ders oldu. Çocuklar çok ilgi gösterdiler, sorular sordular ve bol bol güldüler. Sağlık bakanlığı özellikle çocuklarda doğru beslenme ve obesite ile mücadele konusunda seferberlik başlatmış durumda. Bu bağlamda bir dizi çalışma hazırlanmış. Bu konunun okul düzeyinde bu kadar güzel işlenmesi de çok olumlu. Canı gönülden destekliyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kadın-doğum hekimi olarak polklinikte bizi en çok zora sokan konulardan biri obesite. Genç kadınlarda adet düzensizlikleri , polikistik over, gebe kalamama gibi sorunlara yol açarken gebelik döneminde iş daha da ciddi boyutlara gidiyor. Obes olarak gebe kalma ya da gebelikte aşırı kilo alımı gebelik şekeri, hipertansyon, iri bebek doğurma, erken doğum , sezaryen oranlarında artış gibi çok ciddi sorunlara yol açıyor. Doğumdan sonra ise annelerin büyük kısmı eski kilolarına dönemiyor, hatta üstüne ekliyor. Bütün bu sağlık problemlenin çözümünde doğru beslenmenin yattığı çok açık. Doğru beslenme ise ancak küçük yaşlarda edinilen bir alışkanlık. Elbette sonradan bazı şeyleri değiştirmek mümkün, ama alışkanlıkları kırmak, yaşam tarzını değiştirmek hiçte kolay değil. Bunun için tabi önce kendimiz örnek olmalıyız. Araştırmalar gösteriyor ki, bir gıdayı çocuğun yiyebilmesi için en az 20 kere anne-babasının o gıdayı severek tükettiğni görmesi gerekiyor. Yani sözle, nasihatle değil; yaşayarak örnek olmak durumundayız. Bu demek oluyor ki, üşenmeyeceğiz. Pazar pazar gezip tazecik meyve sebzeleri alacak, kolları sıvayıp mutfağın yolunu tutacağız. Her güne farklı, dengeli mönüler oluşturacağız. Kalori dengesini, süt ürünlerini,vitamin ihtiyacını düşüneceğiz. Sabahları 15 dakika erken kalkıp kahvaltı hazırlayacak, ama mutlaka kendimiz de kahvaltı edeceğiz. Ellerine 2-3 lira sıkıştırmak yerine hergün, üşenmeden farklı bir beslenme çantası hazırlayacağız. Akşam olunca da benim gibi yorgunluktan sızıp kalacağız....&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6773798081778025219?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6773798081778025219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6773798081778025219' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6773798081778025219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6773798081778025219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/10/tehlike-canlar-calyor.html' title='tehlike çanları çalıyor'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-G889fxfaw0A/TpLq8GLf8NI/AAAAAAAAAPs/PCkR419HAQs/s72-c/j.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-5447101766797981166</id><published>2011-09-22T14:53:00.003+03:00</published><updated>2011-09-23T09:43:48.416+03:00</updated><title type='text'>okullu olduk</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-phglPxk5pqE/TnsiWLJoBRI/AAAAAAAAAPk/Q_LurcKw0Wg/s1600/a.bmp"&gt;&lt;img style="WIDTH: 300px; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655151521439417618" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-phglPxk5pqE/TnsiWLJoBRI/AAAAAAAAAPk/Q_LurcKw0Wg/s400/a.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba. Ramazandı, bayramdı,tatildi derken yazı bitirdik. Bu sene bizim için çok hareketli geçeceğe benzer. Küçük kızım ilkokula başladı. Benim boncuk gözlü bebeğim, okullu oldu. İnsan inanamıyor, çok duygulanıyor. Okulların ilk günü üstünde forması, sırtında çantası, biraz tedirgin, biraz ürkek, ama korkmayı da gururuna yediremiyor..Sınıfa girdi , el salladı, "hoşçakal anne, gidebilirsin" dedi. 3 yıl önce kreşe başladığımızda da aynı şeyi yapmıştı. Ne ağlamak, ne şikayet...Büyük kızım da bu yıl okul değiştirdi. Okulu bizim için tam bir hayal kırıklığı oldu. 4 yıldır çocuk etkilenmesin diye sabretmeye çalışıyorum. Bu yıl teklif kendisinden geldi . Kardeşi ile beraber Bozyaka Yamanlar Koleji'ne gitmek istediğini söyleyince biz de hiç direnmedik. Bu sene 5. sınıf. Okullar açılalı 3 gün oldu, ama şimdiden memnun kalacağımız belli .Öğretmenler ne kadar ilgili, özverili..&lt;br /&gt;Bu sene hangisine yetişebileceğim, bilmiyorum. Sare ön ergenlik döneminde ,ufak ufak asilikler , alınganlıklar başladı. Eğitimi için destek olmak, eksiklerini kapatmasına yardım etmek, ama hepsinden önemlisi bol bol sohbet etmek lazım. Önemli yaşlar.. Ayşecik 1. sınıf. Sare'ye benzer mi bilmem ama, birinci dönem çok zor. Yunusçuk 21 aylık oldu. İnanılmaz hareketli, bir okadar da şirin. Hem tehlkeli hem çok keyifli. Eşim doçentlik için hazırlanıyor. Çalışması, makale yazması lazım. Bana gelince... Biz de Şifa grubu olarak üniversite olduk. Yıllar önce ilk uzman olduğumda o kadar üniversitelere girip akademisyen olmak istememe rağmen mağlum nedenlerden dolayı mümkün olmamıştı. Rabbim üniversiteyi ayağımıza getirdi. Tabi daha pek çok şey başlangıç aşamasında, ama çok çalışmak, layık olmak lazım..Bunun dışında okunacak kitaplar, izlenecek filimler, gezilecek yerler, pişirilecek yeni yemekler, birikmiş borçlarım: ziyaret edilecek arkadaşlar.... var da var. Nasıl yetişirim, ne kadar üstesinden gelirim bilmiyorum. Bir de blogum var tabii. Eğer zaman kalırsa...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-5447101766797981166?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/5447101766797981166/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=5447101766797981166' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/5447101766797981166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/5447101766797981166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/09/okullu-olduk.html' title='okullu olduk'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-phglPxk5pqE/TnsiWLJoBRI/AAAAAAAAAPk/Q_LurcKw0Wg/s72-c/a.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-8734202687487915453</id><published>2011-07-20T14:44:00.006+03:00</published><updated>2011-07-28T16:57:48.049+03:00</updated><title type='text'>gebelik ve oruç</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-OHwnUEI8F9g/TigwgndQHiI/AAAAAAAAAPc/4bJ4nC5BTIc/s1600/hurma1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5631804670932426274" style="WIDTH: 347px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-OHwnUEI8F9g/TigwgndQHiI/AAAAAAAAAPc/4bJ4nC5BTIc/s400/hurma1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Mübarek Ramazan ayının kapımıza dayandığı şu günlerde " gebelikte oruç tutabilir miyim?" soruları başladı. İlgilenenler için yeniden değinmekte yarar var. Son 3 ayda oruc bebegi etkiler. Özellikte 30. gebelik haftasından sonra kan şekeri değişkendir, 2 saatte bir hafif ara öğünler ile ana diyetin desteklenmesi gerekir. Ayrıca günde en az 2 lt sıvı tüketilmelidir.Ilk 3 ayda da açlık ile beraber kan şekerinin düşmesi bulant1lar1 artt1rabilir. Ama orta donemde anne aday1 etkilenmiyorsa sak1ncas1 yoktur. Tabi malesef bizim pek çogu dinle imanla alakas1 olmayan meslektaslar1m1z, bilimsel hiçbir dayanag1 olmadan oruç laf1n1 duyar duymaz kesinlikle hay1r diyorlar. Bu da insanlar1n kafalar1n1 kar1st1r1yor. Kasıtlı olarak yapılan birşey bu. Gebe oruç tutmasın, emzikli tutmasın, çocuklar, gençler, öğrenciler, yaşlılar tutmasın. tüm sene hiçbir problem çıkartmamış olsa da en ufak hastalığı olan tutmasın. Çalışanlar hiç tutmasın. Zaten yazın günler uzun, hava sıcak .."Ne gerek var hiç kimse tutmasın" diyecekler aslında da.. o kadarını söyleyemiyorlar...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Birazcık açlık ve susuzluktan kimseye birşey olmaz. Hele de iftar sofralarını şölene çevirip, Ramazan mübarek günde neredeyse normalden çok yemeği 2-3 saat içinde yiyen bizlere.. Açlıktan ölecek birileri varsa malesef Somali başta olmak üzere Afrika'daki milyonlarca insandır.. Bu Ramazan, hiç olmazsa bu Ramazan. bunları düşünelim. Evet iftarlar verelim, sofralarımız dolsun taşsın, zaten Ramazan bereketiyle geliyor, ama LÜTFEN gerçekten aç olanları da hatırlayalım. Lüks otellerde, restorantlarda kişi başı bilmem kaç bin liralık iftarlara gitmeyiverelim. Açık büfe altında tonlarca yiyeceğin israfına en azından bu Ramazan ortak olmayalım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu arada "Mevsimlerden Roma" harika Ramazan önerilerinde bulunmuş. Çok teşekkürler..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tüm sevenlerimizin Ramazan'ının şimdiden kutlar, berketinden nasiplenebilmeyi dierim..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Not: İsmet Hanım , gebe kalmanıza çok sevindim. Allah tamamına eriştirsin İnşallah, sevgiler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-8734202687487915453?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/8734202687487915453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=8734202687487915453' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8734202687487915453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8734202687487915453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/07/gebelik-ve-oruc.html' title='gebelik ve oruç'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-OHwnUEI8F9g/TigwgndQHiI/AAAAAAAAAPc/4bJ4nC5BTIc/s72-c/hurma1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6025392935430387512</id><published>2011-06-16T15:26:00.004+03:00</published><updated>2011-06-17T14:56:46.061+03:00</updated><title type='text'>down sendromu ve vicdan üzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Emtdb0hRDU8/Tfn4Ow13JQI/AAAAAAAAAPM/NZTu3lB0dVo/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618794942634075394" style="WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 221px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-Emtdb0hRDU8/Tfn4Ow13JQI/AAAAAAAAAPM/NZTu3lB0dVo/s400/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Down sendromlu kızı Nazlı ile hayatının anlamının değiştiğini söyleyen Prof. Dr. Mim Kemal Öke,20 yıldır onun eğitimi için çabalıyor. Nazlı'nın kendisini de eğittiğini ifade eden Öke, şimdi kızıyla birlikte konferanslar veriyor. Nazlı, yüzmeye gidiyor, konferanslarda babasıyla davullarıyla ritim performansı sergiliyor. Nazlı üstelik iyi bir fasıl ustası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-HTWvLMF1UQI/Tfn3hzCySaI/AAAAAAAAAPE/Ep4Zx9aiuKQ/s1600/UCAQ43A9SCACK1U37CAPT8UO7CAS1DEM0CA01CWLFCABQOGNCCAO4A4N3CAR8SFWNCADJMJBACANZA3TKCA5700EDCAJL6PQ0CAKAL2SRCAWLOTAACALVCLS0CAD9261VCAAZBWETCAOR0XTACAND520XCA7FZ4Y4.jpg"&gt;&lt;/a&gt;Onların ilişkisi, alışık olduğumuz bir baba-kız ilişkisinden öte! "Onun bana bir bakışı var. Her şeyi anlıyorum. O kadar yekvücut olduk ki bağırsağının dönüşünü bilirim! Hakikaten 'kanka' olduk!" diyor Öke ve ekliyor: "Yani Nazlı size ne verdi derseniz? Aşk. Aşk imiş, her ne varsa âlemde. Hizmet ehli oldum, her şeyi makbul görmeye başladım. Nazlı'yla birlikte başka bir noktaya geldim ben. İnsanı, evreni farklı bir gözle görmeye başladım. İnsanları çok ilgilendiren konular, beni çok da ilgilendirmiyor artık." İlk önce oğlu Alihan'ın hastalığı, ardından kızı Nazlı'nın Down Sendromlu olmasıyla sarsılan Öke, 1990'lı yıllardaki televizyon programlarını kızının tedavisi için yaptığını söylüyor. Öke başarılı bir 'siyaset' ve 'uygarlık tarihi' profesörü. Kendisiyle aynı ismi taşıyan dedesi, Atatürk'ün doktorudur. Öke ve ailesi, 1991'de, Nazlı'nın doğumuyla, yeni bir hayata da adım atar. Ancak bu başlangıç, özellikle baba Öke için epey sancılıdır: "Nazlı doğduğunda çok bocaladım. Ben ki içki içmeyen adamım, beni Nişantaşı'nın köşelerinde viski şişeleriyle bulmuşlar! (Gözleri doluyor) &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;Özel hastanede, doktorun söylediği şu sözler baba Mim Kemal Öke'nin zihninde hâlâ: "Doktor bağışıklık sisteminin zayıf olduğunu söyleyerek 'Camı açık bırakın, hallolur (ölür)' dedi&lt;/em&gt;."&lt;/span&gt; ( 16.6.2011,Zaman Gazetesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise çağlarımdan beri severek takip ettiğim tarihçi yazar Mim Kemal Öke'nin uzun süredir ortalarda görünmeyişi benim de dikkatimi çekmişti. Down sendromlu bir çocuğu olduğunu ve ne sıkıntılar çektiğini dün gazetedeki ropörtajından öğrendim. Allah yardımcısı olsun, elbette büyük imtehan. Ama beni asıl sarsan kırmızı renkle dikkatinizi çekmek istediğim doktorun yorumu. Bizler çocuklarımızı en iyi okullara , dershanelere, kurslara gönderiyor, onların doktor ,mühendis...büyük adamlar olmalarını sağlıyoruz, ama insan yetiştirebiliyor muyuz ? Hahngi din, hangi etik, hangi ahlak sistemi, hangi evrensel değer böyle birşeyi kabul edebilir ? İnsanı yaşatmak için yıllarını vererek doktor olmuş biri nasıl insan hayatını bu kadar ucuz, bu kadar değersiz görebilir ? Meslek hayatım boyunca canlı gebelik küretajı yapmadım. Allah da nasip etmesin . Down sendromu anne karnında en erken 20. haftada kesin teşhis edilebilen bir hastalıktır. 5 Aylık bir bebeğin down sendromlu olduğu için öldürülmesine hiçbir ortamda onay vermedim. Ama bu çok başka birşey . Doğmuş canlı bir bebek için "camın önün bırak, ölsün"demek..Soğuk kanlı katiller gibi..Bazı insanları çağdaş eğitim adına dinden imandan uzak tutarken ahlak, etik, vicdan, merhamet, cana saygı gibi evrensel değerlerden de uzak büyütmüşler. Ne yazık..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6025392935430387512?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6025392935430387512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6025392935430387512' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6025392935430387512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6025392935430387512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/06/down-sendromu-ve-vicdan-uzerine.html' title='down sendromu ve vicdan üzerine'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Emtdb0hRDU8/Tfn4Ow13JQI/AAAAAAAAAPM/NZTu3lB0dVo/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-8680649908932024591</id><published>2011-06-14T15:14:00.003+03:00</published><updated>2011-06-14T15:29:30.515+03:00</updated><title type='text'>SU ÇİÇEĞİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-hgBu8c0E6zY/TfdQzjQEPsI/AAAAAAAAAO8/SVAAK63jlB0/s1600/cocuk_atesli-hastalik-tedavi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618047906734161602" style="WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 221px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-hgBu8c0E6zY/TfdQzjQEPsI/AAAAAAAAAO8/SVAAK63jlB0/s400/cocuk_atesli-hastalik-tedavi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Koktuğum başıma geldi .Büyük kızım su çiçeği aşısında sonra ağır bir grip geçirince küçük kızıma su çiçeği aşısı yaptırmadım. Yaptırayım mı, yaptırmayayım mı derken zaman geçti. Tam bu günlerde oğlanın aşı zamanı gelmişti ki, korktuğum başıma geldi .Pazar sabahı uyandığında bir sürü sinek ısırığı zannettiğimiz kızarıklık vardı çocuğun vücudunda. Derken öğlene doğru bizim sinek ısırığı zannettiğim kızarıklıklar su toplamaya başladı ve tüm vücuda yayıldı. Anladık ki su çiçeği. Meyerse kreşten Ferit arkadaşıda 15 gün önce su çiçeği olmuş.Su çiçeği çok bulaşıcıdır, bir sınıfta bir kişide varsa diğer çocukların hiç şansı olmaz, tabi aşısızsa. Ayşecik aynaya bakıp bakıp ağladı, çok çirkin oldum diye. Ne kadar geçecek, üzülme dedikse de nafile. Şimdi solgun bir çiçek gibi yatıyor. Yine de mız mız değil evladım. Oyuına dalınca unutuyor. Dün 260 parçalı 3 adet pazıl aldım. Onu epeyce oyalar.Kaşıntısı çok artınca sabır anneciğim diyorum, hemen sabırla başalyıp sonu bilmem nerede biten bir hikaye uyduruveriyorum. Dalıp gidiyor. Oğluşuma da geçti sanırım, ama o, anne sütü aldığı içn çok hafif geçiriyor. Bİr tane yanağında, bir tanede elinde attı okadar. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bu da bana ders olsun. Bir daha aşı atlamak yok...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-8680649908932024591?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/8680649908932024591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=8680649908932024591' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8680649908932024591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8680649908932024591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/06/su-cicegi.html' title='SU ÇİÇEĞİ'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-hgBu8c0E6zY/TfdQzjQEPsI/AAAAAAAAAO8/SVAAK63jlB0/s72-c/cocuk_atesli-hastalik-tedavi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-1325752537211154985</id><published>2011-06-14T10:16:00.004+03:00</published><updated>2011-06-14T12:02:35.978+03:00</updated><title type='text'>YORUMSUZ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-gS7QBKsg8zY/TfcjEpIw3XI/AAAAAAAAAO0/Lw6J-kvRh6s/s1600/20070807_1186480318_b13dslf4lt-b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5617997622837042546" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-gS7QBKsg8zY/TfcjEpIw3XI/AAAAAAAAAO0/Lw6J-kvRh6s/s400/20070807_1186480318_b13dslf4lt-b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Avustralya Sidney'de yaşayan Kate Ogg, 27 haftalıkken ikiz doğurdu. İkizlerden kız olanı Emily sağlıklıydı, erkek kardeşi Jamie nefes alamıyordu. Doktorlar, yaklaşık 20 dakika bebeği hayata döndürmeye çalıştı. Ancak bebek nefes almıyordu. Bunun üzerine doktorlar veda etmesi için Jamie bebeği annesine verdi. Anne, bebeği 2 saat boyunca koynunda tutup okşadı, bebeğiyle konuştu ve bir mucize gerçekleşti. Bebek yeniden nefes almaya başladı. Kate Ogg, o dakikaları şöyle anlatıyor: 'Gözlerime inanamadım. Jamie elini kaldırdı ve parmağımı tuttu. Gözlerini açtı ve başını sağa sola çevirdi. Bu gerçek bir mucize!' Uzmanlar, bu harikulade olaya "kanguru tedavisi" adını veriyorlar." (Hurriyet.com.tr., 27 Ağustos 2010) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;1985'te Afganistan'da Meymene bölgesinden geçerken 17 kişilik bir aile çığ altında kalır. Günler sonra çıkarıldıklarında aileden 16 kişinin öldüğü anlaşılıyor, sadece bir bebek annesinin göğsüne sımsıkı sarılmış olarak nefes alıp veriyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayat, gözlerimiz önünde akıp giden sayısız mucizelerinden biridir ve bizler mucizelere bakarken, onları görmüyoruz, çünkü dünyaya olan tutkunluğumuz basiretimizi bağlamıştır.(Ali Bulaç,Zaman)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-1325752537211154985?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/1325752537211154985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=1325752537211154985' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1325752537211154985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1325752537211154985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/06/yorumsuz.html' title='YORUMSUZ...'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-gS7QBKsg8zY/TfcjEpIw3XI/AAAAAAAAAO0/Lw6J-kvRh6s/s72-c/20070807_1186480318_b13dslf4lt-b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6736163889541515644</id><published>2011-06-10T14:13:00.004+03:00</published><updated>2011-06-10T15:18:11.742+03:00</updated><title type='text'>hazreti mevlana hakkında</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-fMtPyL_vyLY/TfH8_OIDoXI/AAAAAAAAAOs/UKwuDD17crI/s1600/15_Haziran_2010_12_08_07_9789544940.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616548373361566066" style="WIDTH: 392px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-fMtPyL_vyLY/TfH8_OIDoXI/AAAAAAAAAOs/UKwuDD17crI/s400/15_Haziran_2010_12_08_07_9789544940.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın kapağını kapattım ve derin bir düşünceye daldım. Sinan Yağmur'dan " Aşkın Gözyaşları" nı okudum. Kitabı bitirip de gözlerimi kapattığımda gözümün önünde semaya duran Şems, Elif Şafak'ın "Aşk" ından sonra hayalimde canlanan Şems'ten ne kadar farklı..Ya işin aslı..Gerçek Şems-i Tebrizi hazretleri...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir kere asıl olan şu ki, insan yabancısı olduğu bir iklimde ne kadar doğrulukla at koşturabilir? Tasavvuf sonsuz bir derya..Bu deryada yol almak kolay değil..40 yıl dergaha eğri odun taşımamak nasıl birşeydir? Ya kadı kaftanı ile sokaklarda ciğer satmak..İbrahim Ethem hazretleri gibi savurup malı sarayları dağlardan seyretmek..Yıllarca bir lokma kuru ekmeğe talim edip de bundan lezzet almak.. Bütün bunlar yetmez. Bir de seni yükseltecek doğru rehberi bulacaksın. Bulacaksın ki senin 40 yıllık emekle geldiğin makamdan, o bir bakışı ile 40 saniyede seni ötelerin ötesine taşıyacak..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Elif Şafak'ın Aşk'ı bir solukta okunacak cinsten sürükleyici bir roman. Edebi kalitesine laf etmem, ama gerçeği anlamaktan ve anlatmaktan uzak..Bu haliyle kuru ve yavan..Sinan yağmur'un kitabı, Şems hazretlerinin ağzıdan yazılmış.Sanki anılarını yazdığı günlük gibi.. İslami bilgilerin doğruluğu açısından daha düzgün olduğu kesin olmakla beraber, bence cürretkar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hal böyle olunca yeterli tasavvufi ilme ve derinliğe, hatta doğru düzgün islamın temel kaidelerine bile yabancı kalemlerden anlatılınca, ne Mevlana hazretleri,ne Şems Hazretleri, ne Yunus Emre hazretleri..gerçeklikleri içinde yansıtılamıyor. Sonuçta ne bugün müzik eşliğinde sema eden ( ben ona folklorik bir dans gözü ile bakıyorum) insanların Mevlana hazretleri ile, ne orasına burasına şiş geçiren Kadirilerin Abdül Kadir-i Geylani hazretleri ile, ne Bektaşiyim diyenlerin Hacı Bayram-ı Veli hazretleri ile bir ilgisi var. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evet bugün kendimizi tereddütsüz teslim edebileceğimiz veliler yok belki, ya da varsa da biz bilemiyoruz..Ama o büyüklerin çağlar ötesindan bize ışık tutan paha biçilmez eserleri var. Tam olarak anlayamasak da eserleri okunduğunda ruhaniyetleri ile bize rehber oluyorlar. Örnek hayatları karanlık denizlerde kaybolmuşlara fener oluyor. İş, temiz kalple, uyanık ruhla okuyabilmekte..Çocuklarımızı o derin, o büyülü dünyayla tanıştırabilmekte..ki, hayatı maddi hazlardan, islamı da kuru kuruya ibadet etmekten ibaret sanmasınlar..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6736163889541515644?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6736163889541515644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6736163889541515644' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6736163889541515644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6736163889541515644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/06/hazreti-mevlana-hakknda.html' title='hazreti mevlana hakkında'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-fMtPyL_vyLY/TfH8_OIDoXI/AAAAAAAAAOs/UKwuDD17crI/s72-c/15_Haziran_2010_12_08_07_9789544940.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4248248712397411590</id><published>2011-05-27T14:57:00.007+03:00</published><updated>2011-05-30T14:11:11.554+03:00</updated><title type='text'>bahar temizliği</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-fz_KSOiYVok/Td-SPxJ9SyI/AAAAAAAAAOg/T6D5INI4Uio/s1600/haftasonu255me.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611364460317723426" style="WIDTH: 490px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-fz_KSOiYVok/Td-SPxJ9SyI/AAAAAAAAAOg/T6D5INI4Uio/s400/haftasonu255me.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İlk baharın sonun geldiğimiz şu günlerde İzmir'de alışılmışın dışında gökyüzü bulutlu. Bu yıl rahmet yağmurları uzun sürdü. Toprak suya doydu, hal böyle olunca yeşillik fışkırdı. Papatyalar, gelincikler,karahindibalar... kırçiçekleri hem gözümüzü hem de baş döndüren kokuları ile ruhumuzu şenlendirdi..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tabiat yenileniyor,tazeleniyor, dirilyor.. Ya biz..Şu bahar yorgunluğundan sıyrılıp şöyle bir yenilenmek lazım.. Bahar temizliğine önce bedenimizden başlamalı.. Bir kere kış boyu soframızdan eksik etmediğimiz tatlılara, hamur işlerine, yağlı yemeklere bir ara vermeli. Hafif zeytinyağlılar, şöyle soğuk soğuk yerini almalı sofralarda.. enginarın, iç baklanın, bezelyenin son demleri.. Geçen hafta imrendim ıspanak aldım pazardan. Çok taze görünmesine karşın tohumlanmaya başlamış .Kış sebzeleri seneye artık nasibimiz varsa..Yavaş yavaş tarla fasülyesi, patlıcanı gelmeye başladı Antalya'dan.. Bundan sonra imam bayıldılar, börülce salataları, barbunya plakiler, ooh ...Bu mevsimde meyve biraz kıt. Elma, portakal, muzdan sıkıldık..Kirazın daha 2 haftası var. Çilek, erik, yenidünya tam tadında.. Ama hiçbirini bizim oğlan yemiyor. Öyle olunca hiç sevmediğim halde kavanoz meyvelerine başladık. Bu aylarda günde bir öğün meyve ve bir barda meyve suyu gerekiyor. Neyseki sıkmalık portakallar tatlı..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bol su içmeyi ihmal etmemek lazım.Bu arada sürekli içtiğimiz arıtılmış sular, mineral yönünden fakir. O yüzden günde bir şişe maden suyu veya temizliğine güvendiğiniz çeşme suyu almak oldukça yararlı..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evde mutlaka bir bahar yenilenmesi gerekiyor. Mümkünse boya badana. Biz de seneye inşallah. Halılar, perdeler yıkamaya.. Geçen hafta eşimle gardrop operasyonu yaptık.. Sonuca ikimiz de inanamadık. Tam 3 valiz dolusu giymediğimiz giysi çıktı. Çoğu az giyilmiş, modası geçniş yada içine sığamadığımız ama vermeye de kıyamadığımız türden.. Biz ne yapmışız öyle. Bunca giyilmedik giysinin vebali var. Dolaplar bir rahatladı sormayın..Sonra balkona sıra geldi.. Saksılar yenilendi.Kedi tırnakları, hüsnüyusuflar, mis kokulu fesleğenler..Bir de iki tane muhabbet kuşu aldık. Ta geçen yıl söz vermiştim çocuklara. Adana falan derken erteleyip duruyordum. Tabi bizimkiler böyle şeyleri hiç unutmazlar, başımın etini yediler. Neyse evdeki kuş sayısı üçtü, beş oldu..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herşey iyi güzel de ya ruhumuz..Esas detoxu manevi dünyamıza yapmak lazım.Hertürlü kirlenmeden uzaklaşmak, yeni, taze bir sayfa açmak lazım. Aslında hepsinden önemlisi bu.Biraz da bunu ferkedebilsek..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Not: Özlemciğim gerçekten sıkı bir takipçisin, teşekkür ederim. Fatma Hanım , size de evlatlarınızla güzel günler dilerim, sevgilerimle, hoşçakalın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Np3pOgqDzIc/Td-Rwa02XQI/AAAAAAAAAOY/rBjd3D8p9wg/s1600/images.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4248248712397411590?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4248248712397411590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4248248712397411590' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4248248712397411590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4248248712397411590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/05/bahar-temizligi.html' title='bahar temizliği'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-fz_KSOiYVok/Td-SPxJ9SyI/AAAAAAAAAOg/T6D5INI4Uio/s72-c/haftasonu255me.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-8540275875760027655</id><published>2011-05-02T13:13:00.004+03:00</published><updated>2011-05-10T16:20:32.397+03:00</updated><title type='text'>yaş 35</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-bX7OPEWBrgA/Tck7cgwfPiI/AAAAAAAAAOQ/rlXyu_KNk98/s1600/ev.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605076572254977570" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 268px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-bX7OPEWBrgA/Tck7cgwfPiI/AAAAAAAAAOQ/rlXyu_KNk98/s400/ev.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dante gibi ortasındayız ömrün." &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Demiş, ama ikinci yarıyı tamamlayamadan göçüp gitmiş şair. Sahi yolun yarısı mı dersiniz ? 30'lu yaşlarda hayat öyle bir ivme kazanıyor ki..yakalayamıyorsunuz hiçbirşeyi. Tam tutacak gibi oluyorsunuz bir paçasından .. Nafile.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;35. yaş günümü kutladığım bu günlerde hep aynı şeyi hayal edeken buluyorum kendimi... Gözümü taş duvarlı bir evde açıyorum.. Güzelce uyumuş, iyice dinlenmişim.. Duvarları kireç badanalı( mis gibi kokuyor... ) çivit mavisine boyalı ahşap pencerelerinde el örgüsü dantel perdeleri havalanıyor.. Bahçedeki iğde ağacının ( ıhlamur da olur ) mis gibi kokusu içeriye dolmuş.. Oda loş..Hava ılık.. Kimse ilişmiyor, tekrar uykuya dalıyorum.....&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O kadar uykusuzum ki.. Bizim ufaklık iyi gecelerde 5-6 defa uyanıyor, var siz kötü geceleri düşünün.. E bazen kızlar da su falan istiyorlar.. Bir de hastane telefonları, gece doğuma gitmeler var tabii..Ve tam 1.5 yıldır bu böyle..Dolayısıyla ne bloguma el atabiliyorum, ne de yapmayı özlediğim bir ton şeye..Neyse ki, sabah oluyor.. Bizim oğlan bütün gece uyumayan kendisi değilmiş gibi gerine gerine pür neşe uyanıyor. Tam oyun modunda, sabahları tadından yenmiyor.Koklaşıyoruz, boğuşuyoruz biraz.. İlla perdenin arkasın saklanıyor, saklanmbaç oynuyoruz. Sonra kızlar kalkıyor, yüzleri ay gibi olmuş..Neşeliler..Biraz birbirlerine sataşıyorlar..Ailecek hızlı ama güzel bir kahvaltıdan sonra ....yeni güne hazırız.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yorgun, ama mutluyum. Rabbime tattırdığı güzellikler için şükrediyorum. Aslında öyle gençlik takıntım falan da yok. Yaş arttıkça kaybettiklerimiz değil, kazandıklarımız önemli olan. Evet ak teller başladı, yüzdeki çizgiler derinleşiyor, daha çabuk yoruluyor, daha zor dinleniyoruz belki .. ama 10-15 yıl önceye dönmek ister misin ? deseler, " asla" derim. Yeniden üniversite sınavı, fakülte, tus hele de ihtisas, ev borcu, araba borcu..hiç çekilmez.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de uyuyabilsem....&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Not: Özlemciğim,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;yorumunu yeni okuyabildim. Bahsettiğn videoyu izledim. Bazı halleri abartılı buldum. Elbette doğumdan sonra anne-bebek teması çok önemlidir. Buna biz de önem veriyoruz. Senin doğumun genel anestezi ile mi oldu hatırlayamadım, ama epidural anestezide bebek doğar doğmaz kurulanır , göbeği kesilir, ek müdahaleye ihtiyaç yoksa annesine verilir. Senin videoda bebeği kurulamıyorlar bile. Dikkat ettiysen bebek mosmor. Yeni doğan bebekler ısıya çok duyarlıdır ve asla ıslak bırakılmamamlıdır. Sonra annenin serum takılı kolu kıvrık, bebeğini kucaklıyor. Sezaryen önemli bir batın amliyatıdır. Normal bir sezaryende yaklaşık 1 lt kan kaybı olur. Bu durumda yeterli serum tedavisi yapılmazsa ciddi sıkıntılar ortaya çıkabilir. Bir de hasta kesi yerini görebiliyor. Bunun hiç uygun olmadığını düşünüyorum .Elindeki ufacık yarayı görünce çığlığı basan bir kadın kendini o halde görünce ne hisseder ? Önemli olan annenin o anının coşkusunu ve büyüsünü hissedebilmesi. Ben de sezaryen oldum biliyorsun, hem de 3 kere. Bebeğin çıkıpta o ilk ağlayışını hisstemek varya, bütün dünyaya bedel bir duygu. İlk temasın 1. dakikada olması ile 5. dakikada olması çok da fark etmiyor.Zaten sezaryen 10-15 dakikalık bir ameliyat. Bebek giydirilene kadar annenin operasyonu bitiyor.Bir de doğum , yeni hayatının sadece ilk dakikası. Herşey hayal edildiği gibi olmaya bilir. Normal doğum sırasında da terslikler yaşanabiliyor. Bebeğin kalp sesleri düşebiliyor. Acil sezaryen ya da vakum ihtiyacı doğabiliyor. O anki telaşımız, koşuşturmamız elbette anneyi çok strese sokuyor. Ama önemli olan netice. Bir şekilde bebek sağ salim doğmuşsa gerisinin önemi yok. O yüzden sezaryen olduğun için çok da hayıflanma .Biliyorsun .İlk bebeğinde 2 gün sancı çekmiştin ve doğum ilerlemediği için sezaryen olmuştun. Şimdi evlatlarınla güzel zamanlar geçirmene bak. Sevgilerle..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-8540275875760027655?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/8540275875760027655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=8540275875760027655' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8540275875760027655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8540275875760027655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/05/yas-35.html' title='yaş 35'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-bX7OPEWBrgA/Tck7cgwfPiI/AAAAAAAAAOQ/rlXyu_KNk98/s72-c/ev.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-356059451061863068</id><published>2011-02-14T08:53:00.002+02:00</published><updated>2011-02-14T10:02:34.788+02:00</updated><title type='text'>URLA PAZARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-2zG50h5ucuQ/TVjRaS9QODI/AAAAAAAAANo/Uv9y-D4hgqA/s1600/sumbul2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5573434788566546482" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 268px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-2zG50h5ucuQ/TVjRaS9QODI/AAAAAAAAANo/Uv9y-D4hgqA/s400/sumbul2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dün, baharın müjdecisi bir gündü. Ilık, güneşli..Ne kadar şükretsek az...Dünyanın bir bölümü özellikle ABD karakışla boğuşurken biz deniz kenarında kahvelerimizi yudumlayabiliyoruz. Urla pazarı pek şenlikliydi dün. Nergisler, sümbüller, dağ laleri...Sebze-meyvenin en kalitesi geliyor bu pazara. Yerli ürün değil çoğu..ama taptaze.. Urla'nın en meşhur yerli ürünü enginar.Yemyeşil kafalarıyla tezgahları doldurmuş..Tanesini 2 liradan satıyorlar..Biraz pahallı ama, doğrusu değer. Bol yeşil soğanlı, sızma zeytinyağlı, dereotlu..en sevdiğim yemektir  kendileri.. Eşimi de alıştırdım.Urlaya enginar almaya gidelim deyince hiç nazlanmıyor. Sonra tazecik otlar vardı  köylü teyzelerin tezgahında.Arapsaçı, turp otu, kuzu kulağı, radika.. Gözlerimiz bayram etti. Midemiz de edecek inşallah..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu gün güzel ve çok anlamlı bir gün. Sevgililer sevgilisinin dünyaya teşrifinin yıl dönümü. İçimiz sevinç dolu, içimiz kıpır kıpır.. Ya gelmeseydi, ya biz  o güzeller güzelini tanımasaydık,bilmesyedik..Nice olurdu halimiz. Bu akşam İbrahim Sadri'nin sesinden Yağmur'u dinlemeli..Kalplerimize yağmur yağdırmalı...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-356059451061863068?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/356059451061863068/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=356059451061863068' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/356059451061863068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/356059451061863068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/02/urla-pazari.html' title='URLA PAZARI'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-2zG50h5ucuQ/TVjRaS9QODI/AAAAAAAAANo/Uv9y-D4hgqA/s72-c/sumbul2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-7053995797883271770</id><published>2011-01-26T11:31:00.009+02:00</published><updated>2011-01-26T11:57:52.662+02:00</updated><title type='text'>ÇOCUK KİTAPLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_v4SejPwI/AAAAAAAAANc/xxt1tOqvjdw/s1600/3300501307364270579.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566431414764912386" style="WIDTH: 100px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_v4SejPwI/AAAAAAAAANc/xxt1tOqvjdw/s400/3300501307364270579.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_v01nfW_I/AAAAAAAAANU/y7mT8TKm3jc/s1600/1515102390776904765.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566431355478170610" style="WIDTH: 100px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_v01nfW_I/AAAAAAAAANU/y7mT8TKm3jc/s400/1515102390776904765.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_q8xuEaFI/AAAAAAAAANM/UbDUM9KmwQA/s1600/5345900005203836513.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566425994312837202" style="WIDTH: 100px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_q8xuEaFI/AAAAAAAAANM/UbDUM9KmwQA/s400/5345900005203836513.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_qQDYQfAI/AAAAAAAAAMs/2IsqNklQRqI/s1600/4165857836318463975.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566425225959078914" style="WIDTH: 97px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_qQDYQfAI/AAAAAAAAAMs/2IsqNklQRqI/s400/4165857836318463975.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_qYyEFLbI/AAAAAAAAAM8/kvobgzK5x1Y/s1600/8167103997212342196.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566425375929871794" style="WIDTH: 114px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_qYyEFLbI/AAAAAAAAAM8/kvobgzK5x1Y/s400/8167103997212342196.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_q4xN9uMI/AAAAAAAAANE/cIYhGrLiLKA/s1600/573627817281572014.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566425925458704578" style="WIDTH: 100px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_q4xN9uMI/AAAAAAAAANE/cIYhGrLiLKA/s400/573627817281572014.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_qUbFYoSI/AAAAAAAAAM0/igioMYgflAo/s1600/4485512644164715372.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566425301041848610" style="WIDTH: 101px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_qUbFYoSI/AAAAAAAAAM0/igioMYgflAo/s400/4485512644164715372.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_qMewidnI/AAAAAAAAAMk/PWaKw6YDPT0/s1600/3711716456134962239.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566425164589201010" style="WIDTH: 100px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_qMewidnI/AAAAAAAAAMk/PWaKw6YDPT0/s400/3711716456134962239.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_qQDYQfAI/AAAAAAAAAMs/2IsqNklQRqI/s1600/4165857836318463975.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Küçük kızım için Tübütak erken çocukluk bilim kitapları ilk tercihimiz. Kitapların kağıt kalitesi , basımı, resimleri harika. Oldukça anlaşılır bir dil ile tercüme edilmiş. Fiyatları ise 3-5 lira. Aynı kailtedeki diğer kitapların 10-15 lira olduğu göz önüne alınınca gerçekten avantajlı. Tabiki aradaki fiyat farkı Tübitak tarafında süspanse ediliyor. Çok güzel bir hizmet. Ama insan şunu da merak etmeden duramıyor. 6yaş çocuğu için yazılmış çok basit kitaplar bunlar. Bu kitaplar için orjinal eserlerden tercüme yapıp bir dolu telif hakkı ödemek gerekli mi ? Bu düzeyde kitap yazan, bu kitapları güzel resimlerle bezeyen hiç mi yazarımız, çizerimiz yok ? Sonuçta harcanan hepimizin cebinden çıkan paralar..Çocuklar tercüme kitap okumayacak mı ? Elbette okuyacak. Dünya çocuk klasikleri, mutlaka güzel bir Türkçe ile tercüme edilmiş halleri ile kitaplığımızı süslemeli. Ama dediğim gibi bu kadar basit anlatımlı kitaplar için avuç dolusu paranın ülke dışına çıkması vicdanımı sızlatıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu arada yeni keşfettiğim" Bir dolap kitap" harika bir blog. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-7053995797883271770?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/7053995797883271770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=7053995797883271770' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7053995797883271770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7053995797883271770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/01/cocuk-kitaplari.html' title='ÇOCUK KİTAPLARI'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TT_v4SejPwI/AAAAAAAAANc/xxt1tOqvjdw/s72-c/3300501307364270579.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4354674589753776145</id><published>2011-01-18T14:53:00.003+02:00</published><updated>2011-01-18T15:07:13.950+02:00</updated><title type='text'>OĞLUŞUM 1 YAŞINDA</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TTWNjAe4s6I/AAAAAAAAAMc/GAx7S0E-F4g/s1600/5041_1ciyaspastam_b_CA_r_UEZVC.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563508547250598818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 330px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TTWNjAe4s6I/AAAAAAAAAMc/GAx7S0E-F4g/s400/5041_1ciyaspastam_b_CA_r_UEZVC.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Zaman ne çabuk geçiyor. Daha dün olsun mu olmasın mı ? diye düşünürken , güzel yavrum bir yaşına gelivermiş. İyiki doğmuş, iyiki evimizi şenlendirmiş. &lt;div&gt; İnsan 34 yaşında anne olunca  daha bir farklı bakıyor herşeye. Hele de öncesinde iki dünya güzeli evlat büyütmüşse...Bebek nasıl kıymetli birşey, nasıl güzel kokar, bir eve nasıl neşe katar, insanın yüreğini nasıl genişletir...Ben öylediyorum eşime: her bebekle beraber Allah yeni bir kalp yaratıyor sanki..Yani, yeni bir çocuk için kalbindeki yer bölünmüyor, aksine yüreğin büyüyor, içine yeni bir sevgiyi almak için.. Böylece daha hoşgörülü, daha merhametli, daha sevgi dolu olabiliyor insan..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yüce rabbimden  çocuklarım için tüm annelerin dilediklerini diliyorum: Ömürleri bereketli olsun. İyi insanlarla karşılaşsınlar, kıymetlerini bilecek helal süt emmişlerle..Hayatlarına değen insanlar onları benim gibi sevsin. Hayat cömert yüzünü göstersin. Savaş,kıtlık,yokluk görmesinler inşallah. Zor zamanlarda yaşıyacaklar.Allah imandan ayırmasın. Dünyalarını da, ahiretlerini de kurtarsınlar.. Hep tertemiz kalsınlar...Amin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4354674589753776145?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4354674589753776145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4354674589753776145' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4354674589753776145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4354674589753776145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/01/oglusum-1-yasinda.html' title='OĞLUŞUM 1 YAŞINDA'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TTWNjAe4s6I/AAAAAAAAAMc/GAx7S0E-F4g/s72-c/5041_1ciyaspastam_b_CA_r_UEZVC.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-2900326661615660322</id><published>2011-01-14T11:24:00.002+02:00</published><updated>2011-01-14T16:14:26.546+02:00</updated><title type='text'>HAFİFLİYORUM</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TTAWZt4IdzI/AAAAAAAAAMU/LjF47Ok-nkM/s1600/diyet.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561970170870134578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TTAWZt4IdzI/AAAAAAAAAMU/LjF47Ok-nkM/s400/diyet.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Farkındayım, bu aralar blogumu çok boşladım. Hastanedeki yoğunluğa gece uykusuzluğu da eklenince elim klavyeye değmedi. Benim tatlı oğluşum iyi olduğu gecelerde4-5 kez uyanıyor. Kötü olduğu  geceleri varın siz düşünün. Aslında bu konuda suçlu benim, çok iyi biliyorum. Gece 10'da göz kapaklarım düşmeye başlayına oğlumu yanıma alıp memede uyutmaya alıştırdım. Oğluş bütün gün annesini görmüyor ya acısını gece çıkarıyor. Uyanıp birkaç dakika emiyor, tekrar uykuya dalıyor. Yanında beni bulamazsa, asla başka bir şekilde uyumuyor. Gece doğuma gittiğimde, uyanınca babasıyla kalkıp baby tv izliyorlar.Dönüşte arabamı park ederken bakıyorum salonun ışığı açık, anlıyorum ki ayaktalar. Aslında üstüne düşsem bir iki haftaya terbiye ederim diye düşünüyorum, ama kıyamıyorum. Yani ne kadar uykusuzluk zor gelse de galiba ben de memnunum oğluşumun mis kokusunu duya duya uyumaktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar doğumdan kalan fazlalıklardan  da kurtulmaya başladım .Süt veriyorum bahanesiyle diyet yapmıyordum doğumdan beri. Bir aydır ultrason kavitasyon tedavisine gidiyorum. Aslında böyle şeyler benim için çok yabancı. Şimdiye kadar pek zamanım da olmadı. Bizim eve yakın yeni bir klinik açıldı. "Bir gideyim konuşayım" dedeim. Temiz, nezih bir yer. Anlattıkları kafama da yattı. Haftada bir gidiyorum. Bir saat özel bir ultrason cihazı ile yağ dokusunu , lipoliz  dediğimiz yağ parçalanması için uyarıyorlar.Ardından bir saat lenf akışı için galvanik akım veriyorlar. Üç  gün yağsız diyet yapıyorum. Geri kalan günlerde  günlük yaklaşık 400 cal kadar az tüketiyorum,poliklinikte ebelerimle su içme yarışı yapıyoruz. Bu sayede sütüm azalmadığı gibi  uzun süreden sonra ilk kez tartıda 50li rakamları gördüm( 50li derken  59 u kastettim tabiki...) ve farkettim ki 4 kilo vermek bile insanı hafifletiyor. Hareketlerim daha seri , daha az yoruluyorum merdiven çıkarken. Sırtımdan 4 kiloluk çantayı bırakmış gibi..2 Kilo daha versem yeter. Ama şu da bir gerçek: artık yaş 35..Bundan sonra biraz ipin ucu kaçsa kolesterol yükseliyor, karaciğerde yağlanma başlıyor.. Yani artık hayat tarzımı ayarlamam lazım. Yani bir pazar sabahı bal kaymağı fazla kaçırmışsam, ya da keyifli bir sofrada yemek biraz ağır kaçmışsa takip eden 2-3 öğün dikkat edilecek. Bu süreçte destekleyici yazılarıyla "MevsimlerdenRoma'nın çok faydası oldu. İlgilenenlere tavsiye edrim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-2900326661615660322?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/2900326661615660322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=2900326661615660322' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2900326661615660322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2900326661615660322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2011/01/hafifliyorum.html' title='HAFİFLİYORUM'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TTAWZt4IdzI/AAAAAAAAAMU/LjF47Ok-nkM/s72-c/diyet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-7214447861718428620</id><published>2010-11-01T09:03:00.005+02:00</published><updated>2010-11-03T15:25:50.984+02:00</updated><title type='text'>GEBELİKTE GİZLİ TEHLİKE: TOXOPLAZMA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TM5mscVXAbI/AAAAAAAAAMI/4sw8VKCgxks/s1600/sevimli-kediler.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534473905790976434" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TM5mscVXAbI/AAAAAAAAAMI/4sw8VKCgxks/s400/sevimli-kediler.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Cuma günü polikilnikte 2 toxoplazma vakası yakaladım. Canım çok sıkıldı. Biraz toxoplazmadan bahsedeyim, belki okuyanlara bir faydam olur diye düşündüm...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Toxoplazma bir parazit hastalığı. Sağlıklı bireylerde hastalık % 80 belirtisiz, % 20 de grip gibi (halsizlik, kas ağrısı, ateş , lenf bezlerinde şişme ) geçiyor. Yani sağlıklı insanlar, hastalığı fark etmeden geçiriyor. Türkiye'de hastalığın geçirilme oranı bölgelere göre değişmekle beraber %3-7 civarında. Hastalık,kedi dışkısı ile kirlenmiş gıdaların iyi yıkanmadan yenmesi ile ve çiğ etlerden geçiyor. Yani iyi yıkanmadan yenen her türlü salata, yeşillik, meyve, çiğ köfte gibi iyi pişmeden yenen et ürünleri hastalığa neden olabilir. Ayrıca çiğ etle temastan sonra ellerin, bıçağın , tezgahın iyice temizlenmesi gerekir. Ben evde farklı renkte 2 ayrı kesme tahtası kullanıyorum; biri etler için ,biri salata için. Salataya koyacağım tüm malzemeyi de 10 dakika sirkeli suda bekletiyorum. Dışarıda da çok güvenmedikçe salata, yeşillik yememeğe çalışıyorum ..Bunlar çok basit, ama etkili önlemler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gebeliğe gelince işin rengi değişiyor. Gebelikte toxoplazmanın geçirilmesi, parazitin bebeğe geçmesine ve bebekte kalıcı hasar meydana gelmesine neden oluyor.Bebekte zeka geriliği, geç gelişen körlük, karaciğer hasarı, gelişme geriliği gibi çok ciddi sorunlara neden olabiliyor.Bu nedenle ,biz ,gebe takibine aldığımız her hastadan ilk muayenesinde hastalığın varlığını gösteren toxo ıgm testi ilebağışıklık durumunu gösteren toxo ıgg testi istiyoruz. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;toxo ıgg+ ıgm - : kişi daha önce hastalığı geçirmiş bağışıklığı var. Artık aşılı gibi. Gebelikte sorun yok.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;toxo ıgg - ıgm + : kişi aktif hasta.Gebelik haftası göz önüne alınarak tedavi kararı verilir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;toxo ıgg + ıgm + : kişi kısa süre önce hastalığı geçirmiş. Bu kişilerde hastalık ne kadar önce geçirilmiş bunu anlamak için avidite denen bir test yapıyoruz. Hastalığın geçirilme süresine göre karar veriyoruz.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Sözün kısası toxoplazma gebelikte geçirildiğinde ciddi sorunlara yol açabilen sinsi bir hastalıktır.Gebelikte mutlaka tarama testleri yapılmalıdır. Gıda hijyenine tüm yaşantımız boyu özen göstermeli, temizlik kurallarına uyulmayan yerlerde çiğ gıda tüketmemeliyiz. Bunun dışında evde kedi beslemek ya da kedi sevmek toxoplazmaya neden olmaz. Evde kediniz varsa veteriner kontrollerini aksatmayın, kedinizi sevdikten sonra ellerinizi sabunlayın. Çocukluğundan beri evcil hayvanlarla iç içe olan kişilerin bu tarz hayvan kökenli hastalıklara bağışıklıkları zaten genelde var. Araştırmalar, canlı hayvanlarla oynayan çocukların, peluş hayvanlarla oynayan çocuklardan daha az hastalandığını gösteriyor. Çocuklarınızı da hayvan sevgisinden mahrum etmeyin. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-7214447861718428620?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/7214447861718428620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=7214447861718428620' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7214447861718428620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7214447861718428620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/11/gebelikte-gizli-tehlike-toxoplazma.html' title='GEBELİKTE GİZLİ TEHLİKE: TOXOPLAZMA'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TM5mscVXAbI/AAAAAAAAAMI/4sw8VKCgxks/s72-c/sevimli-kediler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-3993472566142744661</id><published>2010-10-22T16:43:00.001+03:00</published><updated>2010-10-22T16:46:36.360+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TMGVXh-ZlzI/AAAAAAAAALw/Zc8k7QpJH6Y/s1600/resim.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530866048877303602" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TMGVXh-ZlzI/AAAAAAAAALw/Zc8k7QpJH6Y/s400/resim.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hele bir başlasın ılık yaz yağmurları,&lt;/div&gt;&lt;div&gt; içimdeki çocuk!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hele bir kanatlansın ufuklar,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hele bir içini çeksin orman,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hele bir kere güneşler yansın,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kertenkeleler üşümesin,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hele bir kere toprak kansın,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mevsim demlensin,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hele bir ballansın böğürtlen dikenleri!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gelincikler bedava,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gökler sahipsiz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bahçeler zilzurna..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hele bir başlasın ılık yaz yağmurları, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;içimdeki çocuk!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dudaklarında kalın kabuklu bir portakal kokusu,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tabanlarında, kınalı keklikleri bol dağların rüzgarı karıncalansın..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hele bir kere dallarda sallansın&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İri kalçaları şeftalilerin;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hele bir duyulsun uzaktan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaylı çıngırakları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yıldızlar seslensin,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hele bir armut ağacı temmuzu yüklensin,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hele bir kerrecik daha yalınayak yere değsin içimdeki çocuk. . . &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a class="title" href="http://www.gulum.net/sair/bolumler.php?op=katbak&amp;amp;id=92"&gt;bedri rahmi eyüboğlu&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-3993472566142744661?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/3993472566142744661/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=3993472566142744661' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3993472566142744661'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3993472566142744661'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/10/hele-bir-baslasn-lk-yaz-yagmurlar.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TMGVXh-ZlzI/AAAAAAAAALw/Zc8k7QpJH6Y/s72-c/resim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6792982852569173904</id><published>2010-10-22T10:32:00.002+03:00</published><updated>2010-10-22T11:30:06.315+03:00</updated><title type='text'>SONBAHAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TME-I1iVerI/AAAAAAAAALg/ePKSE3wtWI4/s1600/sonbahar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530770138918648498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TME-I1iVerI/AAAAAAAAALg/ePKSE3wtWI4/s400/sonbahar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evimin karşısındaki sitenin büyük ve bakımlı bir bahçesi var. Manzarası onlardan çok bize yarıyor. Pencereyi açınca direk bahçeyi görüyorum. Bahçenin ortasında ne ağacı olduğunu bilmediğim tek ve görkemli bir ağaç var. Şiirlere konu olan cinsten..Yaprakları sararmaya başladı.Serin rüzgar okşadıkça gövdesini, narin yapraklarını nazlı nazlı bırakıyor yeşil çimlerin üzerine.Sonbahar gelince hergün bahçeyi temizleyen Sefer Bey de bırakıyor herşeyi oluruna.. İyiki de öyle yapıyor.. Yemyeşil çimlerin üzerinde sarı- kahverengi yapraklar..doyumsuz bir görsel şölen..Sarmaşıklar kızarmaya başladı.. 10-15 günde bordonun en tatlı tonları ile şenlenecek gözümüz, gönlümüz..Aklıma takılmış ..Teoman'dan "İstanbul'da sonbahar"....mırıldanıyorum..Hüzün mü sonbaharın getirdiği..  Hayır, dingin bir mutluluk , belki huzur.. Bu anın büyüsü bozulmasın istiyorum...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6792982852569173904?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6792982852569173904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6792982852569173904' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6792982852569173904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6792982852569173904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/10/sonbahar.html' title='SONBAHAR'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TME-I1iVerI/AAAAAAAAALg/ePKSE3wtWI4/s72-c/sonbahar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-5393062314598192950</id><published>2010-10-19T13:16:00.002+03:00</published><updated>2010-10-19T13:34:43.466+03:00</updated><title type='text'>DEĞERLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TL1wtbQmkII/AAAAAAAAALY/Hg3fqe0BOxM/s1600/12-bebek-resimleri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529699843194654850" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TL1wtbQmkII/AAAAAAAAALY/Hg3fqe0BOxM/s400/12-bebek-resimleri.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;(Bu günkü yazım, hergün çok severek okuduğum sevgili Büşra Karaca'nın ANNE NOTLARI adlı blogundan  alıntı. İstifadenize sunarım. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Anneler Babalar, etkili iletişimin alt yapısında sekizinci konuya geldik. Değerler… İnsanın yaşamına yön veren ilkeler… Uğruna cinayetlerin işlendiği, masum genç kızların aile meclisi kararıyla canına kıyıldığı, savaşta askerlerin vatan uğruna seve seve ölüme gittiği, verilen sözden dönmemek uğruna zararlara uğranıldığı……………değerler.&lt;br /&gt;Fark edildiği gibi bunlardan bazıları yöresellik /kültür içeriyor, bazıları içermiyor.İnsanlar iki tür değerler kümesiyle kendilerini var ederler: . Yerel değerler. Evrensel değerlerYerel değerler kültür içerir. Ülkeden ülkeye, yöreden yöreye hatta semtten semte bile değişebilir. (İstanbul –Urfa; Nışantaşı-Ümraniye gibi) Güneydoğumuzda tecavüze uğrayan masum bir kız, kirlendi diye öldürülüyor. İşte bu “namus temizleme” yerel bir değerdir. Oysa evrensel değerler kültürden arınmış Afrika’da neyse İskandinav ülkelerinde de “o” olan değerlerdir. Hakkaniyet gibi, birin değeri gibi…Değerler tüm yaşamımızı, ilişkilerimizi doğrudan etkilemesine karşın acaba kaç kişi benim değerlerim neler? Bu değerler benim düşüne taşına benimsediğim değerlerim mi yoksa bunlar bana anababamdan miras mı kaldı, diye düşünmüştür.Birçok yuva eşlerin farklı değerlere sahip olmasından dolayı yıkılıyor, birçok evde çocuklar anababalarından kopup yuvayı, bir çok öğrenci okulunu terk ediyor.&lt;br /&gt;İşte bu nedenle değerler üzerinde düşünmek gerek. Sorsam, en önemli değeriniz nedir diye, hemen yanıtlayabilir misiniz? Eğer şimdiye kadar bu konu üzerinde düşünmedi iseniz şimdi düşünmeye başlayabilirsiniz. Sizlere bir değerler listesi sunacağım. Sizler de kendi değerlerinizden ek yapıp listeyi zenginleştirebilirsiniz.  Sonra bu değerlerden hangilerinin yaşamınız için vazgeçilmez olduğunu bulabilmeniz için bir sıralama yapabilirsiniz. Bu çalışma kendinizle ilgili farkındalık yaşamanızı sağlayacaktır.İşlem şu:  Listenizdeki değerleri en önemliden  en önemsize doğru sıralamanız gerekiyor. Diyelim ki benim verdiğim 18 değerin üstüne siz de 4 değer eklediniz. O zaman sizin için en vaz geçilmez olanın yanındaki parantezin içine (1)  en az önemi olanın yanına  ise (22) demelisiniz.  Bu işlemi ciddi olarak ele alacak olanların en az yarım saatlerini ayırmaları gerekiyor. Çünkü çok silip yeniden sıralayacaksınız. Ama sonuçta kendinizle ilgili bir bilgi elde etmiş olacaksınız. Her hangi bir olay, durum karşısında niye öyle değil de böyle davrandığınızla ilgili bilinç düzeyiniz gelişecek. Hatırlayalım: Paradigmalarımıza göre algılıyor; algılamamıza göre davranıyor;davranışımıza göre bir sonuç elde ediyorduk. Burada da değerler paradigmalarından söz ediyoruz.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Değerler:1- Doğruluk ( )   2- Eşitlik ( )  3- Aile güvenliği ( )  4- Şöhret ( )  5- Özgürlük ( )  6- Mutluluk  ( )  7- Kendiyle barışık olmak  ( )  8 -Aşk, sevgi  ( ) 9- Estetik, güzellik ( )   10- Öz saygı ( )  11- Başarı  ( )   12- Dostluk  ( )  13- Bilgi  ( )   14- Bilgelik    ( ) 15- Barış ( )   16- Güç ( )   17- Rahat bir yaşam  ( )  18- Sosyal saygınlık ( )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışmayı eşinizle/arkadaşlarınızla birlikte de yapabilirsiniz. Önceliklerinizin farklı olması muhtemeldir ve bu doğaldır. Bu farklılıkların doğal olduğunu bilir ve “Sen benim değerlerimle yaşayacaksın” demez isek ne evlilikler ne de anababa-çocuk ilişkileri yara alır. Birbirlerini seven bir genç kız ve bir delikanlı düşünün. Farklı evlerde, farklı kültürlerde ve doğaldır ki farklı değerlerle büyüyüp olgunlaşmışlar. Bu iki insan evlenip bir araya geliyor. Diyelim ki kadının paraya/rahat bir yaşama, erkeğin de bilgi ya da mutluluğa verdiği önem üst sıralarda olsun. Eğer gençler bu değerlerinin bilinç düzeyinde farkında değillerse bu evde çatışma kaçınılmazdır. Kadın eşini, ikinci bir işe girip para kazanacağı yerde boş zamanını kitap okuyarak geçirmekle, tembellikle suçlayacak; koca da sevgili eşini mala mülke verdiği önemden dolayı küçümseyecektir.. Eğer bu değerlerinin bilinç düzeyinde farkında iseler ve etkili iletişim becerilerini de biliyorlarsa, değerler çarpıştığında Etkin Dinleme ile eşinin duygu ve düşüncelerini anlama, Ben Dili ile de kendi değerlerini aktarma şansına sahip olabilir ve değerler çarpışmalarının çatışmaya dönmesine engel olabilirler.&lt;br /&gt;Anadolu kökenli bir erkek arkadaşımla konuşuyorduk. Konu akraba ilişkilerine geldi. O, “Eğer bacanağım evde değilse, baldızım yalnızsa eve girmem geri dönerim” demişti. Ben de “Eğer görümcem evde değilse ben eve girmeyip geri dönmeyi kendime ve damada karşı saygısızlık , hakaret olarak görürüm. Birbirimize karşı art düşünceli değiliz ki yalnızken de görüşmeyelim” demiştim. Bu durumda onun benimle ilgili değerlendirmesinin ne olduğunu bilmiyorum ama ben bunun tam da bir yerel değer farklılığı olduğunun farkında idim ve o kişi ile ilgili bir değer yitimi benim gözümde olmadı. Çünkü evrensel değerlerde ortak olduğumuzu  ve dostluğumuzu yürütmek için önemli olanın bu olduğunu biliyordum.&lt;br /&gt;Eşler arasında da yerel değerlerde farklılık olabilir. Bu normaldir. Dediğim gibi önemli olan benimki daha doğru, daha geçerli demeden bu farklılığı kabul etmektir. Farklılık,  farklı olmak kötü , yanlış, çirkin olmak demek değildir. Farklılık yalnızca farklılıktır. Bazen de zenginlik. Yeter ki eşler evrensel değerlerde birleşsinler.&lt;br /&gt;Evrensel Değerler.Koşulsuz sevgi  -  Hakkaniyet  -  Birin Değeri  -  Denge  -  Bilinçli ÇalışmaKişisel Bütünlük  -  Sabır -  Onura Saygı  - Üstün Kalite  -  Gelişme ve Geliştirme &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Koşulsuz sevgi. Koşulsuz sevgi her canlının en doğal hakkıdır. Özellikle çocuklar koşulsuz sevgiye doymalı. “Eğer uslu olursan seni severim, yaramazlık yaparsan sevmem” demek çok büyük bir vicdansızlıktır. Koşulsuz sevgi çocuğa kendini var ve değerli hissettirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hakkaniyet. Hukukun sağladığı adaletten farklı bir şey bana göre. Hukuksal akrabalarımın bir miras durumu vardı. Baba  ölmüştü.  Miras kalan bahçeli bir ev inşaat yapımı için müteahhite verilecek ve yasal olarak anne ve üç kardeş arasında pay edilecekti.  Aslında dört kardeş vardı. Bu bahçeli ev devlet tarafından göçmen geldiklerinde onlara eşit paydaşlar olarak hepsine birden verilmiş ve küçük kardeş henüz doğmadığı için evde payı olamamıştı. Doğal olarak mirasta da ancak babasından gelen minik bir paya sahipti. Ben bunun hukuka uygun olduğunu ama hakkaniyete uymadığını söyleyerek annenin kaybından sonra ona düşen daireden üç kardeşin pay almamasını, bunun küçük kardeşe kalmasını önermiştim ve zamanı gelince öyle de olmuştu.Hakkaniyet, hakkı olanın hakkını size zararı olacak olsa bile sahibine vermektir. Kişi orada olmasa da hakkını korumaktır. Biri sevdiğiniz, diğeri sevmediğiniz iki kişinin tartışmasını izlerken haksız ise sevdiğinizden yana çıkmamaktır…. vb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Birin değeri.  Ailede birinin canı yanıyorsa, biri mutsuz ise onun rahatsızlığı herkesi sarar. Duyguları işlerken sormuştum: “Ben üzüldüğümde bir kg. üzülüyorum da çocuğum üzüldüğünde bir gr. mı üzülüyor” diye. İşte bunun için birin, bir canın değerini asla göz ardı etmemeliyiz. Hep verilen bir örnek vardır: Çok kalın halkalardan oluşmuş bir zincirin bir tek ince halkası varsa, o  zincirin gücü zayıf halkanın gücü kadardır. Diğerlerinin bükülmez, kırılmaz güçte olmasının hiçbir değeri yoktur. Evde çocuk mutsuz ise, kendini değerli hissetmiyor ise babanın gücünün hiçbir önemi yoktur. Çünkü çocuğun mutsuzluğu dönüp dolaşıp babayı etkileyecektir. Birin değerini bilmek gerçekten çok önemli bir değerdir. Bazen şöyle düşündüğünüz olur mu? “ Ben tek kişiyim, benim bu işi yapmamla ne değişir ki, her kes farklı düşünüp yaparken?” Çok şey değişir. Ben tek kişi olarak Gordon’un öğretisini Türkiye’ye getirip sohbetler, seminerler, grup çalışmaları ile ödülsüz- cezasız da çocuk yetiştirilebileceğini ve bunun zaten böyle olması gerektiğini anlatmaya başladığımda, psikolojinin büyükleri bırakın ödülü, çocuk eğitiminde cezayı öneriyorlardı. Şimdi artık cezadan kimse söz etmiyor, ödül bile tartışılır hale geldi. Kitaplar psikiyatri kliniklerinde anababalara öneriliyor, öğretmen adaylarına ders kitabı oluyor. Bu konuda tevazu göstermiyorum. (Bacon ne demiş? Fazla tevazu göstermeyin gerçek sanırlar.) Bazen grup çalışmalarında anababalar “Biz böyle çocuklar yetiştireceğiz ama okula gittiklerinde ne olacak?” diye kaygılarını dile getirdiklerinde birin değerini yani kendi değerlerini küçümseyip inkâr etmemelerini söylerim. Bu yazı dizisinin sonunda bu yöntemle yetişmiş bir çocuğun ilk okuldaki öğretmenine ve yönetime olan etkisini gösteren bir yaşantıyı (daha başkalarını da) sizlerle paylaşacağım. Büşra Karaca da bir “Bir” dir. Ve o “Bir” Anne Notları’nı kurarak binlerce anneyi etkileme şansına sahip oldu. Daha doğrusu anneler bu şansa sahip oldular. O nedenle yapabileceklerimizi küçümsemeden işe atılalım ve yavrumuzun da bir “Bir” olduğunu hiçbir zaman unutmayalım.Birin değeri güzel yurdumuzda herkes tarafından benimsendiğinde “namus temizleme” cinayetleri ortadan kalkacak. Şimdilik çok hayal gibi görünse de gelecekte olacağına inanıyorum. Çünkü bizler evrensel değerlere sahip  çocuklar yetiştiriyoruz.*Denge: Sn. Cüceloğlu’nun çok güzel bir denge üçlüsü vardır. Der ki “ Kafa, gönül ve  cep dengede olmalı” Bu ne demek?  Bazı insanlar vardır yalnız okuma-yazma ile yaşamlarını sürdürürler, para kazanmak onlar için bir amaç değildir. Soyut değerleri öndedir ama yaşamları sefalete yakın bir yoksulluk içinde olabilir. Bazıları da yalnızca sevgi insanıdır. Yaşamın gerçeklerinden uzak bir duygusallık içindedirler. Bazıları ise işten, para kazanmaktan başka bir şey düşünmez, aileleri, özellikle de çocukları için hiçbir zaman “zamanları” yoktur. Evlâtları  onunla olmak istediklerinde “Sizin için çalışıyorum, daha ne yapayım?” diye yakınırlar. Çocukları onların  gözü önünde ama onlar tarafından “görülemeden” büyür giderler. Böyle anababalara ne kadar yazık. Tabii çocuklara da. Gerçekten her şeyde denge çok önemli. Ata sözlerimiz bile vardır  “Her şeyin azı zarar, çoğu zarar, ortası karar” diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bilinçli çalışma: Klâsik Türk kadını/annesi ve sınav öncesi öğrencilerinde olmadığını düşündüğüm bir değer. Yıllar önce bir hastanenin fizik tedavi bölümünde muayene olmak için sıra bekliyordum. Yanımda iki büklüm olmuş bir bayan ile onun yanında yabancı olduğu konuşmasından belli olan başka bir bayan vardı. Yabancı yanımdakine sordu “ Bu hale gelene kadar niye bekledin?” Diğeri “Zaman mı vardı ki? Ev işleri, eşe hizmet, çocuklar büyüsün derken gelemedim” . Yabancı “ Kendini feda etmekle iyi yaptığını zannediyorsun değil mi? Artık ömür boyu onların başına dert olacaksın “ dedi.  Evet bilinçsizce koşullandırıldığımız gibi davranıyoruz. Oysa çalışırken yaptığım işte amacım ne? Kendime yarar mı zarar mı getirir? Dengeyi nasıl sağlamalıyım? Nasıl çalışırsam daha az yorulur daha çok verim alabilirim? Gibi soruların yanıtlarını düşünüp plan yapmalıyız. Bu yalnız kendimiz için değil, birlikte yaşadığımız sevdiklerimizin de yararına olacaktır. Öğrenciler için de bilinçli çalışma çok önemli, aynı sorular ders çalışırken de geçerli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kişisel bütünlük.  Bir insana “insan” diyebilmek için kişisel bütünlüğü var mı yok mu diye bakmak yeter. Kişisel bütünlük nedir? İnsanın düşündüğü ile söylediğinin; söylediği ile yaptığının bir olması demektir. Çocuk yetiştirirken anababanın kişisel bütünlüğe sahip olması çok önemli. Çünkü çocuklar çok dikkatlidir ve kişisel bütünlüğü olmayan anne ya da babasını hemen yakalar, yüzüne vurur ve artık ona saygı duymaz olur. Bu da çocuk eğitiminde anababanın etkisinin yok olması demektir. Bir anne kızına “Aman Ayşe’ciğim ne çok alış veriş yaptık. Babana hepsini bu gün göstermeyelim, çok kızar. Bazılarını önümüzdeki hafta gösterip şimdi aldık deriz” derse,  kızına “Yalan söylemek çok kötü bir şeydir ” deme hakkını kaybetmiş olur. Bu cümleyi söylerse de kişisel bütünlüğü olmamış olur. Aynı biçimde sigara içen bir babanın da evlâdına sigaranın zararları ile ilgili nutuk çekmesi kişisel bütünlüğe ters düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Sabır.  Çok önemli bir değer. Ama bu sabırdan “Lâ havle” sabrını anlamamalıyız.  Kendi ihtiyaçlarımızı yok sayarak başkalarının yaptığı her şeyi hoş görüp kabul etme sabrı değildir bu sabır. Bu sabır,  bizi rahatsız eden bir davranış karşısında duygularımızın itkisiyle davranmadan önce, ne tür bir iletişim kurmalıyım diye düşünecek kadar bir süre tepki vermemeyi sağlayacak sabırdır. Ne yapmalıyım? Etkin Dinleme mi, Ben Dili mi yoksa Çatışma Çözme mi kullanmalıyım? Bu yaşadığımız bir ihtiyaç çatışması mıdır, yoksa bir değer çarpışması mı yaşıyoruz? Sorularının yanıtını bulana kadar tepki vermeden bekleme sabrıdır. Eğer sabır evrensel bir değer olarak yaşamımıza girse, çoğu çatışma başlamadan biter zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Onura saygı.  Ne kadar kıymetli bir değer. Çocuklara karşı yapılan en büyük haksızlıklardan biri de onlara onurları yokmuş gibi davranılmasıdır. Yolda önündeki taşı görmediği için tökezleyen küçük bir çocuğa annesinin kızıp dikkatsizliği yüzünden tokatladığına çook tanık olmuşumdur. Oysa önündeki taşı görmediği için kocasının yol ortasında onu tokatlamasıyla, onun çocuğunu yol ortasında tokatlaması arasında onur zedelenmesi açısından hiçbir fark yoktur.Çocukların “ben” deme yaşlarında onurlarına özellikle saygı göstermemiz gerekiyor. Onuru zedelenmiş çocuk/genç, bu olumsuz duyguyu kendine yaşatan büyüğünden uzaklaşır ve ödeşme zamanını bekler.Onuru korunmuş çocuk/genç kendini o ilişki içinde var ve değerli hisseder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Üstün kalite.  Yapılan her işte ve uğraşta yapabileceğimizin en iyisini yapmayı bir değer olarak içselleştirdiğimizi bir düşünün. Nasıl bir çevre yaratırız? Daima ileriye giden bir toplum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Gelişme ve geliştirme. Bu gün dünden daha iyi miyim, sorusu bizi bu değere götürür. Hem kendimiz, hem eşimiz, hem çocuklarımızın gelişimi için elimizden geleni yapmalıyız. Ben bir erkeğin eşini sevip sevmediğini, değer verip vermediğini  bu değere sahip olup olmadığı ile ölçerim. Eğer gelişmeyi yalnız kendi hakkı olarak görüyorsa sevgisinden şüphe etmek gerek. Sevgi emektir, fedakârlıktır, çalışmadır, destektir.Evet sevgili anneler, babalar, aile içinde önemli olan yerel değerlerde örtüşmek değil (keşke o da olsa) evrensel değerlerde örtüşmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavrunuzu eğitirken yerel değerler üzerinde fazla durmadan, hele hele sizin değerlerinizi alması için dayatmadan, kendi değerlerini oluşturmasına rehberlik etmek de bir değer olmalı aslında.Değerler çocuklara nasıl öğretilir?Yerel değerlerden çok evrensel değerler önemli diyorum ancak, hangi anababa kendi ailesinden aldığı değerlerini çocuğuna geçirmek istemez ki? Bunun okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan profesyonel yolları var. Evde değerleri çocuklarımıza geçirmenin en kolay yolu ise “öğretmeye” çalışmadan o değere model oluşturmaktır. Yalnız model oluşturmak yetmez, eğer çocuğumuzla iletişimimiz iyi değilse bizi örnek almayacaktır. Ya da tersi iletişimimiz iyi ise, onun gözünde sevgi, saygı, bilgi otoritesi isek olumsuz yanlarımızı bile örnek alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalıştığım bir yatılı okulda müthiş bir öğretmen vardı: Her konuda bilgili, çok yetenekli, başarılı, çalışkan, tiyatro, müzik, edebiyat, fen, elektronik… aklınıza hangi konu gelirse o konuda yetkin diyebileceğim bir öğretmen. Yani çocukların gözünde kazanılmış otorite sahibi bir öğretmen. Bir özelliği vardı: Giyimine kuşamına pek önem vermezdi.Okulun açıldığı ilk gün bir öğrenci dikkatimi çekmişti. Pırıl pırıl bir delikanlı. Giydiği forma olsa da üzerinde taşıması diğerlerinden farklı gelmişti bana. Yıl sonuna doğru özellikle İstanbul’a ilk kez gelen öğrencileri de düşünerek çocukları operaya götürecektim. Bahçede toplanmıştık. Öğrencilerin  çoğu kendi olanakları elverdiğince temiz pak, derli toplu giyinmişlerdi. Ama öğretim yılı başında temiz giyimi ile dikkatimi çeken delikanlı kravatı gevşek, mintanının bir ucu kemerinden dışarı çıkmış bir vaziyette, ceketsiz  yanıma geldi. “Ne o, sen gelmiyor musun?” dedim. “Geliyorum” dedi. Ağzımdan kaçırdım: “Ama giyinmemişsin” O da  “Giyiniğim ya… Hem giyinmek süslenmek için değil, örtünmek içindir” dedi. Ben “Bu birinin sözüne benziyor” dedim, “Evet öyle ” dedi gülerek. İkimiz de kimden söz ettiğimizi biliyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle sevgili anne ve babalar, eğer değerlerinizi çocuklarınıza geçirmek istiyorsanız önce onların gözünde kazanılmış bir otoriteye sahip olmanız gerekiyor. Ondan sonrası çok kolay:  Değerlerinize model olmak. Ve sorunsuz zamanda vermek istediğiniz değerler konusunda sohbetler etmekYazının başında değerlerinizi önemliden önemsize doğru sıralayabilmeniz için bir liste vermiştim. Eşinizle ya da arkadaşlarınızla birlikte aşağıdaki uygulamayı yapabilirseniz değerlerin yaşamınızdaki yerini çok şiddetli olarak hissedebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama:En önemli beş değerinizin her birini küçük birer not  kağıdına yazın. Sonra bu beş değeri birinci sıradaki en önemliyi en altta , beşinci sıradaki değeri en üste gelecek biçimde üst üste koyun. Sonra üstteki beşinci değerinizin ne olduğuna bakın, gözlerinizi kapatın ve bu değere sahip olmanızın sizi nasıl bir insan yaptığını düşünün. Derinden hissetmeye çalışın. Sonra her hangi bir nedenden dolayı (doğal afet, sosyal bir olay vb.) bu değer sizin elinizden vazgeçmek istemediğiniz halde alınıyor.  O değerin yazılı olduğu kağıdı ayaklarınızın dibine, yere atın. Siz artık o değeriniz olmadan yaşam süreceksiniz. Bunu hissetmeye çalışın. Onun yokluğu ile nasıl bir insan olursunuz? Hissetmeye çalışın. Sonra dördüncü, üçüncü, ikinci ve  birinci değeriniz için de aynı işlemi yineleyin. Ne hissettiğinize odaklanın.Eğer değerlerinizi sıralarken yeteri kadar zaman ayırmak konusunda titiz davranmışsanız hissettiğiniz duyguların “yok olmuşluk, hiçlik, insan olmaktan çıkmak “ gibi var olma sorunu haline geldiğini görebilirsiniz. Belki de gruplarda olduğu gibi göz yaşlarınız duygularınıza eşlik bile edebilir. Buradan şu noktaya gelmek istiyorum: Değerlerimiz bizi var eden ilkelerimizdir ve değerlerimizden vazgeçmek istemeyiz, direnir, savaş veririz. (Hatta sembolik bile olsa değerini grupta yere atmamakta direnenler bile olur.)Şimdilik elde edilen bilgi: Benim değerlerim nasıl benim için vazgeçilmez ise, eşimin, çocuğumun, başkalarının değerleri de onlar için vazgeçilmezdir. Vaz geçirmeye çalıştığımızda dirençle karşılaşacağımızı bilmeliyiz.Gruplarda derim ki “Bakın ben hiçbir değerimi yere atmadım. İster misiniz size birer değerimi vereyim ve siz onunla kendinizi var edip diğer değerlerinizi yavaş yavaş edinmeye çalışın”  Zor da gelsen hiç yoktan iyidir deyip kabul ederler… Çünkü çaresizdirler ve bir biçimde var olmak istemektedirler.Bu noktada elde edilen bilgi: İnsanlar kendilerini var etmek için başkalarının değerlerini bile alabilirler.Eğer bir delikanlı evinde özellikle babasının değerlerini yok sayması sonucunda kendini önemsenmemiş, değersiz ve yok hissediyorsa, kendisini değerli ve var hissettiren kişilerin yanına gidip onların ortamlarına girip onların değerlerini kolaylıkla alabilir. İnsanlar kendilerini bir ilişki içinde ne zaman var hissederler? Duygu, düşünce ve değerlerinin  kabul gördüğü zaman. Çocuklar ve gençler de böyledir. Kim onların değerlerine saygı gösterirse, onlar da onların değerlerine saygı gösterip benimserler. Çevremize, okuduğumuz haberlere  bakalım, hangi çocuklar o ya da bu örgüte kapılıp yaşamlarını karartıyorlar? Evinde kabul gören mutlu bir evlât var olmayı evinin dışında aramaz. Çeşitli örgütlere, cemaatlere katılan bu yavruların hepsinin yuvasında mutsuz olduğu bir gerçektir ve ait olmak, kendilerini var etmek için uğraşmaktadırlar.Devam edelim: Son olarak grup üyelerine “ İsterseniz benim değerimi yere atın ve kendi değerlerinizden yalnızca birini seçin ve onu alın” derim. Aldıkları değer genellikle birinci sıradaki, yani en önemli değerleri olmaz. Sıra değişir. Çünkü değerler sıralanırken düşünce boyutunda sıralanır, ama yalnızca bir tane alacaksınız dediğimde, duygusal boyutta seçilir. Heyecanla. Şimdi elde edilen bilgi: Sorunsuz zamanda değerlere sahip çıkmak kolaydır. Ancak zor zamanlarda değerler yer değiştirebilir.  İşte bu nedenle insanları kolaylıkla yargılamamalıyız. Her insanı kendi koşulları içinde değerlendirmek gerek, kendi koşullarımıza göre değil. Aslında kimin kimi değerlendirme hakkı olabilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet sevgili anne ve babalar değerlerle ilgili bu genel bölümü şu cümleyi yineleyerek bitirelim: Benim değerim nasıl ki benim için vazgeçilmez ise, başkalarının değerleri de onlar için vazgeçilmezdir. Değerlere saygılı olalım. Bu saygının tek koşulu olmalı. Benim değerim/değerlerim başkalarına; başkalarının değeri/değerleri bana zarar vermediği sürece…Şimdi biraz daha somut olaylar üzerinde ilerleyelim.Aile içinde çoğu çatışma değerler konusundadır ama biz onları sanki ihtiyaç çatışmasıymış gibi ele alır ve haklı haksız tartışmaları ile çözmeye çalışırız. Tabii ki çözemeyiz. Evde bir çatışma olduğunda önce bu çatışmanın değer çarpışması mı yoksa ihtiyaç çatışması mı olduğuna bakmalıyız. Bunu nasıl ayırt ederiz? Eğer eşimizin, çocuğumuzun yaptığı ya da yapmadığı bende somut bir etki yaratıyorsa bu ihtiyaç çatışmasıdır. Yemeği hazır ettiğim halde kimsenin masaya gelmemesi, yemeklerin soğuması bir sorundur ve bu ihtiyaç çatışmasıdır. Böyle sorunlar altı basamaklı Çatışma Çözme ile çözülebilecek sorunlardır. Yok eğer üzerimde somut bir etkisi olmadığı halde rahatsızsam, yani “kanıma dokunuyorsa” burada bir değer çarpışması var demektir. Oğlumun mor renkli pantolon giymesi benim üzerimde somut bir etki yapmaz. İşimi, sporumu yapmama engel değildir, arkadaşlarımla buluşmama ya da tiyatroya gitmeme mani değildir. Özetle somut olarak elle tutulur bir neden gösteremem mor pantolonun beni neden rahatsız ettiğine. Ama bu durum benim estetik değerlerime uygun değil. Bu benim sorunumdur. Böyle konularda çocukların üstüne gitmek hiçbir işe yaramadığı gibi çocuğumuz üzerinde etkimizin iyice azalmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değer kazandırmak ve değer çarpışmalarının çözümü  uzun vadeli bir çalışmayı gerektirir, bunun için:1- Değerlerimize model olmalıyız&lt;br /&gt;.2- Değerimiz konusunda danışmanlık yapabilmeliyiz. &lt;br /&gt;   a) Önce çocuğumuz tarafından işe alınmalıyız.         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    b) Konu ile ilgili hazırlık yapmalıyız &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    c) Bilgi ve düşüncemizi bir kez paylaşmalıyız.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    d) Sorumluluğu çocukta bırakmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Gerektiğinde kendimizi değiştirebilmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Başarılı olamamışsak huzur duası edebiliriz!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddeleri ele alalım:&lt;br /&gt;1- Değerlerimize model olmalıyız.Çocuklar babalarının bu davranışından ne öğreniyor? Küçükler küçükleri dövemez, büyükler küçükleri dövebilir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Çocuğum ön ergenlik çağına girdiğinde onunla kız-erkek arkadaşlığı konusunda konuşmak ve bu konuda değer oluşturmasına rehberlik etmek istemiştim. Uygun zaman kolladım olmadı ben de bir gün odasına girip ona bu isteğimi  ve  zamanına kendisinin karar vermesini  söyledim.  Gordon öğretisini henüz bilmiyordum ama ona olan saygımdan kararı kendisinin vermesini istemiştim. Yani Gordon’un deyimiyle,      &lt;br /&gt; a) kızlar konusunda beni işe almasını önerdim ve beklemeye başladım. Günler, haftalar, aylar geçti ve oğlum beni işe almadı. Yapacak bir şey yoktu. Bir gün odamda uzanmış okuyordum, kocaman boyuyla yatağıma zıplayıp yanıma uzanarak “Haydi seni kiraladım, şu kızlardan konuşalım” dedi. Tıpkı Gordon’un dili ile konuştuğunu yıllar sonra fark ettim. Çocuklar demek ki “işe almadan” büyüklerinden nasihatler dinlemek istemiyorlar. Neyse, çocuğumla nadir olan sohbetlerimizin en unutulmazıydı benim için. Ben anlatmaya doyamadım, o sormaya. Konuşmamın olumlu izlerini çocuğumda defalarca görmüşümdür. Çünkü konuşma zamanını kendi seçmişti ve bu nedenle de almaya çok açıktı. Eğitim sorunsuz zamanda gerçekleşiyordu. Tıpkı Gordon’un dediği gibi.   &lt;br /&gt;  b) Konu ile ilgili zaten hazırlıklı idim.       &lt;br /&gt;  c) Bu konuşmadan sonra aynı konuya bir daha dönmedim. Eğer konuşmamızın ertesi günü okuldan geldiğinde “Annecim, nasıl kızlarla ilgili bir gelişme var mı?” gibi sorularla çocuğumun özel yaşantısına girmeye çalışsam ve konuşmamın sonucunu görmek için tekrarlar yapsam her halde oğlum “Amaan anne konuştuğumuza bin pişman ettin beni” der miydi, demez miydi. En etkili danışmanlık bir kez yapılan danışmanlıktır.       &lt;br /&gt;  d) Benden aldığı bilgileri nasıl kullanacağı ona kalmış bir şeydi ve öyle kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Gerektiğinde kendimizi değiştirebilmeliyiz.Oğlum okula giderken her sabah ona sandöviç hazırlardım. Lise birinci sınıfın ikinci günü sabah bana sandöviç hazırlamamamı, o hafta okul lokantasından yiyeceğini söyledi.  “Yalnız bir hafta mı yiyeceksin?” dedim. “ Evet ……. Yemek Fabrikası bu hafta bedava yemek veriyor,  isteyenler önümüzdeki pazartesi ismini yazdıracak” dedi. Ben “Yemekleri beğenirsen sen de yazılacak mısın?” dedim, “Hayır, yine evden götüreceğim” dedi. Ben “ Bak burada ne kadar farklıyız seninle. Ben bu haftadan sonra yemeyeceğimden eminsem şimdi de yemem, ama sen yemekte bir sakınca görmüyorsun” dedim. “Evet, onların yemeklerini çalmıyorum ki, hatta kendileri beni kandırmak için  veriyor, niye yemeyeyim ki?” dedi. Düşündüm oğlum haklı idi. Ben onu dinlemekle kendimi değiştirmiş ve onun davranışını yanlış görmemeyi öğrenmiştim. Oğlum da her ne kadar ona göre modası geçmiş bir değere sahip olsa  da, değerleriyle yaşayan bir anne modeli görmüş oldu. Bu farklılığımızı kabulüm ve dile getirmemin de olumlu etkilerini zaman zaman “Anne bak bu konuda da farklı düşünüyoruz” deyişlerinden anlamışımdır.Evet farklı olmak kötü değildir, zenginliktir. Çocuklarımızı dinlersek belki işimize daha çok yarayacak pratik değerlere de sahip oluruz, ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Bazen en ideal anababalar bile çocukları üzerinde istedikleri etkiyi yapamayabilirler. Unutmayalım ki çocuklar mizaçları ile dünyaya gelirler. Biz elimizden geleni yapalım ve gerisini oluruna bırakalım. Eğer istediğimiz sonucu alamamışsak bir Hint duası edebiliriz:Tanrım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret,Değiştiremeyeceklerimi kabul için sükunet,İkisini birbirinden ayırt etmek için de akıl ver.Her ilişkide sorunlar olması kaçınılmazdır. Önemli olan o sorunların nasıl çözüldüğüdür. Önümüzdeki yazıda ihtiyaç çatışmalarının  Kazan-Kazan Çatışma Çözme ile nasıl çözülebileceğini ele alacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değer çarpışmalarını çatışma haline döndürmeden ele alabilmeniz dileğimle..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-5393062314598192950?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/5393062314598192950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=5393062314598192950' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/5393062314598192950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/5393062314598192950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/10/degerler.html' title='DEĞERLER'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TL1wtbQmkII/AAAAAAAAALY/Hg3fqe0BOxM/s72-c/12-bebek-resimleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-928283150335917212</id><published>2010-10-15T15:14:00.005+03:00</published><updated>2010-10-18T11:45:02.950+03:00</updated><title type='text'>DOĞAL DOĞUM -2</title><content type='html'>Kaldığımız yerden devam edelim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SSK hastanesinde çalıştığım yıllarda okadar çok gebe vardı ki, biz özelliği olmayan gebeleri bir an önce doğurtup, göndermezsek riskli gebelere zaman ayıramıyorduk. O yüzden de doğru olmadığına inansak dahi doğumu hızlandırıcı ilaçlara sıklıkla baş vuruyor, doğumhanede bebeğin bir an önce doğması için gereken manevraları uyguluyorduk. Açıkçası düşündüğümüz tek şey anne ve bebeğin sağ salim bir an önce elimizden çıkmasıydı. Anneye psikolojik destek vermek, doğum sonrası bebeği hemen anne ile buluşturmak gibi olması gereken şeyler bizim için çok lükstü. Öyle olmak zorundaydı. Çünkü siz sağlıklı bir doğumla çok oyalanırsanız, öbür yatakta yatan suyu bitmiş yada gelişme gerilikli diğer hastanız bebeğini kaybedebilirdi .Günde 40 doğum ve yine başka bir gün 18 sezaryen yaptırdığımı bilirim. Bir sancı yatağında 3 hastanın yattığı günler oluyordu.Şimdi lerde SSKlı hastaların devlet, üniversite hast. ne ve özellere gidebilmesi ile o eski yoğunluk yokmuş. Ama yine de kısıtlı imkanlar, istemesek de, üzülsek de, biz hekimleri bazı uygulamalara mecbur bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel sektöre geçince işin boyutu değişti. Çalıştığım hastane İzmir'deki bence en iyi hastane( kendi hastanem diye söylemiyorum..).Bir kere belli prensipleri olan bir vakıf hastanesi. Hiçkimse daha çok para için sizi inanmadığınız bir şeye zorlamıyor. Kürtaj yapmamak, gereksiz hiçbir tetkik ve tedaviyi uygulamamak gibi..İkincisi yoğun bakımları, ameliyathaneleri, kanbankası, küvezleri, 24 saat anestezi ve çocuk hekiminin bulunması, tüm branşlardaki hekim kadrosu ile güvenli bir çalışma ortamı. Ama gündüz yaklaşık 1000 personelin çalıştığı bu hastande gece sadece acil vakalara müdahale edeck kadar ekip kalıyor doğal olarak. Biz de dahil olmak üzere branş hekimleri gece acillere evden geliyor. Bütün özel hastanelerde durum bu.&lt;br /&gt;Gece doğumu başlayan bir hastam olduğunda, hasta doğum yapana kadar huzursuz oluyorum Allah'aşükür bugüne kadar hiç ciddi sıkıntımız olmadı, ama gece ters bir durum olduğunda sırtımızdan ter akıyor.Hele hastamda doğumu zorlaştıracak iri bebek, çatı darlığı gibi bir sıkıntı varsa doğum geceye kalsın hiç istemiyorum. Hastalar, gece evden gelmek zor geldiği için doğumları gündüze planlamak istediğimiz düşünebilirler, ama işin aslı öyle değil. Gidip doğuma kadar başında beklesen, sancı evresi 18-20 saati bulabiliyor. Hemen her gece doğum olduğuna göre hiç eve gitmemek lazım. Bu durumda özellikle riskli hastalarda doğum zamanın planlayabilmek ve sancı evresini kısaltmak için çoğu kez suni sancı kullanıyoruz. Suni sancı takılınca hasta doğal olarak yatağa bağlı kalıyor. Elbette fiziki şartlarımız çok iyi. Hasta tek kişilik odasında yanında refakatçisi ile kalabiliyor. Epidural anesteziden yararlanabiliyor. Ama yine de herşey ideal değil. Sonra özel hastanede hastanın riski birebir sizin omuzunuzda. Ters bir durum olduğunda hasta, "doktorum bana tüm riskleri anlatmıştı, ben sezaryeni kabul etmedim, normal doğumda israr ettim" demiyor. Soluğu önce başhekimlikte, sonra avukatında alıyor. Her ne kadar Allah'a şükür ne vicdanen, ne kanunen verilemeyecek hesabımız yok ama, insanın canı sıkılıyor. İri bir bebek, hastaya anlatmışsın, "bebek sakatlanabilir, anne çok zorlanabilir" demişsin, ama hastanın kafasında hep biz doktorların kendi çıkarımız için sezaryen önerdiğimiz ön yargısı var ya.. kabul etmemiş. "Tüm riskleri kabul ediyorum" diye basmış imzayı..Sonra doğumda bebeğim omzu takılmış, köprücük kemiği kırılmış, annenin doğum dikişi 1 saat sürmüş, doğuma yardım eden ebe bel fıtığı olmuş, doktorun ömründen ömür gitmiş...Hasta "Allah razı olsun doktor hanım, çok yoruldun ama normal doğutmayı başardın" demiyor tabi. Önce başhekimliğe şikayet. Sanki başhekim bizi tanımıyor da hastanın şikayetine göre hüküm verecek.. Sonra doktordan üç kuruş kurtarırmıyım hesapları başlıyor. Bir yığın can sıkıntısı. Velhasıl, özel hastanede gebe takip ediyorsanız, fazla risk almak istemiyorsunuz, bu da doğal olarak sezaryen oranınızı arttırıyor.&lt;br /&gt;Sonuç olarak , bazen gerekli, bazen kaçınılmaz ama bazen de gereksiz yere doğal doğumdan uzaklaşıyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-928283150335917212?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/928283150335917212/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=928283150335917212' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/928283150335917212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/928283150335917212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/10/dogal-dogum-2.html' title='DOĞAL DOĞUM -2'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-1695565822002468331</id><published>2010-10-08T15:37:00.006+03:00</published><updated>2010-10-12T11:12:00.846+03:00</updated><title type='text'>DOĞAL DOĞUM NE KADAR MÜMÜKÜN ??</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TK8Vy9uDaHI/AAAAAAAAALQ/XO74cs7vbGw/s1600/haptonomi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525659233112254578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 163px; CURSOR: hand; HEIGHT: 237px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TK8Vy9uDaHI/AAAAAAAAALQ/XO74cs7vbGw/s400/haptonomi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İhtisasımı yaptığım eski adıyla Tepecik SSK Doğumevinde ( yılda10.000 normal doğumun gerçekleştiği bir merkezdi o zamanlar) gözlemlediğim ve gerçekleştirdiğim yüzlerce doğumdan sonra bütün kalbimle inanarak söyleyebilir ki, herşey yolundaysa kadın bedeni ( tüm memeli canlılar gibi ) normal doğumu tek başına gerçekleştirebilecek şekilde yaratılmıştır ve normal doğum mucizevi güzellikte bir olaydır.Peki biz sağlıkçılar bu sürecin neresinde durmalıyız? olması gereken nedir ? şu anki durum nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimsediğimiz ilkeler 50 li yıllarda dr Lamaze tarafından tanımlanan Lamaze felsefesi ile örtüşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;DOĞUMDA LAMAZE FELSEFESİ&lt;br /&gt;Doğum normal, doğal ve sağlıklıdır.&lt;br /&gt;Doğum tecrübesi anneyi ve ailesini derinden etkiler.&lt;br /&gt;Kadının doğal dürtüleri doğumu yönlendirir.&lt;br /&gt;Kadının doğumda kendine güveni ve başarısı sorumluluğu alan profesyoneller ve doğum yapılan yere bağlı olarak artabilir veya azalabilir.&lt;br /&gt;Kadınların doğumda rütin müdahalelere gerek kalmadan doğal doğum hakkıdır.&lt;br /&gt;Doğum doğal ve güvenilir bir eylemdir.&lt;br /&gt;Kadınlar doğum eğitimi sayesinde sağlıkları ile ilgili kararlarda bilinçli tercih yapacak ve sorumluluğu alacak şekilde eğitilmelidir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herşey yolundaysa, bebeğin sağlığı, boyutları, annenin pelvis yapısı gibi, kendiliğinden başlayan bir doğumda anne ne yaşayacağını ve ne yapması gerektiğini biliyorsa, doğum sırasında sağlık ekibi ile uyum içerisinde üzerine düşeni yerine getirebiliyor, güzel ıkınıyorsa doğumun hayatında başına gelen en muhteşem şey olduğunun bilincindeyse ve mis kokulu bebeğine bir an önce kavuşmak istiyorsa doğum gerçekten çok özel bir deneyim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Peki neden ülkemizde sezaryen oranı bu kadar yüksek ? Bence en önemli neden anne adayları. Bir kere kız çocuklarımızı anneliyin ne kadar özel ve muhteşem bir duygu olduğunu öğreterek yetiştirmiyoruz. Onlara daha çok annelerin ne kadar çko kahır çektiğinden ve bu işin zorluklarından bahsediyoruz. Doğumu zaten tv dizilerindeki bağırış çağırış sahnelerinden biliyorlar. Bu bilinç altıyla gebe kalıp 9 ay boyunca da gebelik ve doğum hakkında yeterli bilgiye sahip olmuyorlar. Doğum yaklaşınca çevreden "ALLAH KURTARSIN"lar başlıyor.Korku düzeyi iyice artıyor, ortada ne heyecan, ne coşku kalıyor. Bu duygular içindeyken sancılar başlayınca, paniğe kapılan anne adayı başlıyor "beni sezaryene alın " demeye. Artık biz ne desek boş. İsrar edip doğum sürecini beklediğimizde doğumda ıkınmıyor , "yardım etmezsen bebeği zarar görebilir" diyoruz. "görürse görsün , istemiyorum bebeği falan" gibi akla ziyan cevaplar veriyor. Anne adayı gerekeni yapmayınca ebe arkadaşlar karından basarak destek olmaya çalışıyorlar. Hasta ebeyi ittiriyor, ısırıyor!! bebek kanalda ilerlemeyince vakum takıyoruz. Sonunda doğum gerçekleşiyor ,ama, ortalık savaş alanına dönüyor. Bebek yorgun, anne yorgun , biz sağlık ekibi perişan.. Böyle bir doğumdansa 10 sezeryan yapmayı tercih ederim. Oysa anne bilinçli olsa, nefes tekniklerini bilse, gebelikte önerdiğimiz egzersizleri yapmış olsa, doğumda da bizim desteğimiz ve önerilerimiz doğrultusunda güzelce ıkınsa, hem daha az ağrı duyar, epidurale bile gerek kalmaz, hem hayatını en unutulmaz anının coşkusunu doyasıya yaşar.Böyle bir doğumdan sonra vücuttan salınan endorfin adını verdiğim doğal uyuşturucu maddeler sayesinde çabucak ayağa kalkar, yenidoğmuş , annesinin kokusuna muhtaç yavrusunu hemen emzirir. Biz sağlık ekibi de bu kutsal ortamın sıcaklığı ile yogunluğumuzu unutuveririz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse lafı çok uzattık. Daha olayın biz hekimler bakan yönünü konuşacağız. Bugünlük bu kadar yeter..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-1695565822002468331?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/1695565822002468331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=1695565822002468331' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1695565822002468331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1695565822002468331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/10/dogal-dogum-ne-kadar-mumukun.html' title='DOĞAL DOĞUM NE KADAR MÜMÜKÜN ??'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TK8Vy9uDaHI/AAAAAAAAALQ/XO74cs7vbGw/s72-c/haptonomi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-3026924234683196271</id><published>2010-10-07T16:11:00.003+03:00</published><updated>2010-10-08T15:36:59.129+03:00</updated><title type='text'>haftalık yemek listesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TK3HWf-23ZI/AAAAAAAAALI/SIOy7rKgHsI/s1600/sebze_12.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525291507209657746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 239px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TK3HWf-23ZI/AAAAAAAAALI/SIOy7rKgHsI/s400/sebze_12.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışan annelerin herşeye yetişebilmeleri için planlı olmaları mecburiyet. Haftalık listeleri oldum olası sevmem.Çocukken öğretmenlerimin zoruyla çalışma programı yapardım. Bana hep bağlayıcı, kısıtlayıcı gelir. Ama 3 çocuğuz varsa , sağlıklı beslenmeye çok önem veriyoranız ve yemeğinizi kendiniz yapıyorsanız önceden planlamak çok işinize yarıyor. Yardımcımız Fatma Hanım sağolsun evin bütü işlerini hallediyor. Ama yemeği kimseye bırakmıyorum. Yemek yapmak diğer ev işleri gibi değil. Gıdaların besin değerlerini bileceksin, uygun pişirme tekniklerini bileceksin, hijyenik olacaksın, hepsinden önce küçük gurmelere yaptığını beyendireceksin...Allahtan zevk alıyorum mutfakta olmaktan. Tıngırdayan tencereler, pencerenin buharlanması, yemek kokusu evi yuva yapıyor. Gelelim haftanın mönüsüne:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi: et suyuna ev tarhanası, taze fasulye, izmir köfe, sütlaç&lt;br /&gt;Salı          : brokoli çorbası, dünden kalan fasülye, mezgit kroket ( ben iglo tercih ediyorum ), bol marul salatası&lt;br /&gt;Çarşamba:zeytinyağlı patlıcan( bol sarmısak ve soğanlı ) , fırın makarna, mor lahana turşusu&lt;br /&gt;Perşembe:tavuk çorbası (haşlama suyuna 4-5 adet kereviz sapı, bir bütün soğan ve 1 havuç koydum, haşlandıktan sonra bunları attım, nefis oldu), menemen, yoğutlu semizotu salatası, keşkül&lt;br /&gt;Cuma   : cumaları dışarıda yiyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta sonları genelde sofraya yalnız oturmayız. Annemler, kız kardeşim, bazen arkadaşlar .. kalabalık ve neşeli sofra muhabbetlerimiz olur. O yüzden planlamaya gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hergün ne pişireceğim diye kıvrananlara umarım bir fikir vermiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-3026924234683196271?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/3026924234683196271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=3026924234683196271' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3026924234683196271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3026924234683196271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/10/haftalk-yemek-listesi.html' title='haftalık yemek listesi'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TK3HWf-23ZI/AAAAAAAAALI/SIOy7rKgHsI/s72-c/sebze_12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-8065572380211874634</id><published>2010-10-06T10:40:00.002+03:00</published><updated>2010-10-06T12:05:19.406+03:00</updated><title type='text'>DOKTORLUĞA DÖNÜŞ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TKwoO71WBdI/AAAAAAAAALA/h5M8HMDAqOo/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5524835079921468882" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 151px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TKwoO71WBdI/AAAAAAAAALA/h5M8HMDAqOo/s400/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dün itibari ile bıraktığım yerden işimin başındayım. Özlemek de özlenmek de güzel..Bir kişinin bile sizin varlığınız nedeniyle iyi olduğunu bilmek, doğum mucizesini yaşamak, bir hayatın ilk nefesine, başlangıcına tanık olmak...çok güzel, ama..Bir de laf anlamayan, ağzından çıkan her lafa şüpheyle bakan, herşey yolunda gitmediği zaman tüm suçu hekimden bilenler var ya..İşte insanı ne çok hasta bakmak, ne bitmek bilmeyen ameliyatlar, ne gece sıcacık yatağını bırakıp hastaya gitmeler.. en çok, bu yıldırıyor. Bir örnek..Eşim, biliyorsunuz, bir yıldır evinden ailesinden ayrı , canını dişine takmış bir şekilde çalışıyor, hem de hiçbir mecburiyeti olmadığı halde.. Adana'dan ayrılırken hasta bakıcısından başhekimine herkez üzüldü. Geçen güb bir hasta, şikayet meyili atmış. Bilmem kaç yaşındaki kronik hepatit c li karaciğer kanseri olan hastası, eşimin taktığı katater yüzünden infeksiyon kapmış ve ölmüş(!) Bu sürpiz(!) ölümün sorumlusu olan eşime ne hakaretler..İnsanın bütün şevki kırılıyor. Eşime "doktor olacağıma pastacı olsaydım keşke" diyorum bazen. "Eminim daha çok kazanırdın"diye takılıyor.. Belki emeklilik günlerinde..Ama şimdilik hekimim..Allah komplikasyonsuz ağız tadıyla yeni bir dönem nasip etsin inşallah..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-8065572380211874634?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/8065572380211874634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=8065572380211874634' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8065572380211874634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8065572380211874634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/10/doktorluga-donus.html' title='DOKTORLUĞA DÖNÜŞ'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TKwoO71WBdI/AAAAAAAAALA/h5M8HMDAqOo/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6046776429070291071</id><published>2010-10-01T11:30:00.002+03:00</published><updated>2010-10-01T11:56:26.378+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TKWdO9_D2TI/AAAAAAAAAKw/1EhfcFvfHm4/s1600/masallah-yazisi.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5522993398522566962" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TKWdO9_D2TI/AAAAAAAAAKw/1EhfcFvfHm4/s400/masallah-yazisi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oğlumuzu sünnet ettirdik. Babası doğar doğmaz istemişti. Uzamış sarılık, Adana, yaz sıcakları derken kaldı. İşe başlayınca izin almak zor oluyor( zaten izin hakkımı dolu dolu kullandım..). Bir cesaret, gittik , kestirdik. İşlem sırasında emeği geçen tüm Basmane Şifa Hast personeli ve dr Hakan Öztürk Bey'e teşekkürler. İşlem kısa ve basit bir cerrahi prosedür. Bebeğimizi uykuda verdik, uykuda aldık. Fakat sonrası düşündüğümden zor oldu. Doku çok hassas, hemencecik ödemlenmiş. Bez bağlayamadık tabi. Açık bırakınca eli , topuğu çarptı, canı yandı. Sünnet külodu diye bir şey varmış( medikallerde satılıyor) büyük çocuklar için aslında ,ama işe yaradı. Önce külodu giydirdik, üstüne bezi bağladık. Bugün post op 3. gün. Biraz daha iyi. ödem azlmış., keyfimiz gelmiş. İnşallah oğluşum büyüdüğünde de güzel bir tören yaparız, doyasıya eğlenir. Bu arada gerilmekten benim boynum tutulmuş, kıpırdayamıyorum. zormuş oğlan annesi olmak..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6046776429070291071?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6046776429070291071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6046776429070291071' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6046776429070291071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6046776429070291071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/10/oglumuzu-sunnet-ettirdik.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TKWdO9_D2TI/AAAAAAAAAKw/1EhfcFvfHm4/s72-c/masallah-yazisi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-7387157938478516883</id><published>2010-08-17T16:05:00.003+03:00</published><updated>2010-08-17T16:35:34.001+03:00</updated><title type='text'>sıcakkkkk</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TGqJSnQERCI/AAAAAAAAAKg/qwkEZCTQFY4/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 230px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506364447280874530" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TGqJSnQERCI/AAAAAAAAAKg/qwkEZCTQFY4/s400/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağustos başına kadar Adana'nın söylendiği gibi çok da sıcak ve nemli olmadığını düşünüyordum. 15 gündür insanların nem derken neyi kastettiklerini anladım. Kafamızı balkona bile çıkaramıyoruz. Camı açınca banyonun kapısını açmış gibi sıcak, ıslak, kadifemsi bir buhar yüzünüze yapışıyor. Fin hamamı gibi..evdeki 2 klima 24 saat çalışıyor. Kliamalar sanki hiç dinlenmeye geçmiyor. Hal böyle olunca bir elektrik faturası geldi ki dudağımız uçukladı:530 lira..&lt;br /&gt;Bu nem nasıl dağılacak aklım almıyor. İnşallah afatlı yağmurlar ile olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüş için geri sayım başladı. İnşallah bayramın 3. günü İzmir'e uçuyoruz. Bebekle uçak yolculuğu deneyimimi dönüşten sonra yazarım inşallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan sabrıyla geldi çok şükür. Tutmasam mı, sütüm azalır mı ? derken gözümü karattım. Allaha şükür iyiyiz azalma yok sütte.Ek gıdalara da alıştık. Sabahları kahvaltı mamamız : Çok az süte 4 adet bebek bisküvisi, 2 kaşık labne peyniri, iyi haşlanmış bir yumurta sarısı. Günde iki öğün meyve püremiz: şeftali, muz, elma   ve bir de karpuz suyumuz var. Yoğurdu sevmedi oğlum. Evde mayaladım, değişik markaları denedim, hatta içine azıcık reçel bile koydum, faydası yok. Damak tadına saygı duymak zorundayız çaresiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana en çok kızlara yaradı.Kızlarım yaz boyu yüzmeye gittiler. AYAS(Adana yüzme atlama spor klübü)ne devam ettiler. Büyük kızım yüzme biliyordu, ama boğulmayacak kadar. Şimdi pek güzel stilli yüzüyor. Küçüğüm havuza bile atlamaya korkuyordu. Balıklama atlamayı öğrenmiş, severek ,istiyerek yüzüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir dönemin sonuna geliyoruz. Bizim için çok farklı bir yaz oldu. Çocuklarımla doya doya vakit geçirdim. Ama işimi de, İzmir'i de ,ailemi, arkadaşlarımı da çok özledim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-7387157938478516883?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/7387157938478516883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=7387157938478516883' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7387157938478516883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7387157938478516883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/08/scakkkkk.html' title='sıcakkkkk'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TGqJSnQERCI/AAAAAAAAAKg/qwkEZCTQFY4/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-3200926802876723695</id><published>2010-06-16T12:26:00.017+03:00</published><updated>2010-07-26T23:25:50.815+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>ADANADAN KARELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana tren garı, İzmir Basmane tren istasyonuna benziyor. Zarif bir Alman yapısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCtEf0eitjI/AAAAAAAAAKQ/3HukeNgUiQo/s1600/AdanaGarGece.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 261px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488555884334462514" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCtEf0eitjI/AAAAAAAAAKQ/3HukeNgUiQo/s400/AdanaGarGece.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu muhteşem görüntü Adana'ya özgü bir lezzet: bici bici. Eskiden toroslardan getirilen karla yapılırmış. Gül tadında ferahlatıcı bir lezzet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCtBxsJOrUI/AAAAAAAAAKI/kSTQmrAYFLE/s1600/bici%2Bbici.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 283px; HEIGHT: 329px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488552892800347458" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCtBxsJOrUI/AAAAAAAAAKI/kSTQmrAYFLE/s400/bici%2Bbici.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ADNAN MENDERES BULVARI ( Bizim ev bu manzaraya bakıyor). Seyhan boyunca uzanan bulvar kenarındaki çay bahçeleri, bici biciciler ve şık restauratlar ile deniz özlemini azaltıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCs-efbANnI/AAAAAAAAAKA/7Ou0ktxL-CI/s1600/Adnan%2520Menderes%2520Bulvari.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 398px; HEIGHT: 286px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488549264432838258" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCs-efbANnI/AAAAAAAAAKA/7Ou0ktxL-CI/s400/Adnan%2520Menderes%2520Bulvari.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilberler Sekisi ,gece. Yürüyüş yapmak için çok güzel bir alan. Ayrıca bisiklet kiralayabiliyorsunuz. Adana hekim evi, bu alanı tepeden görüyor. Manzara gerçekten mükemmel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCs-Yz3zw_I/AAAAAAAAAJ4/MawfbElRmhk/s1600/dilberler_sekisi_gece.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 276px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488549166843151346" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCs-Yz3zw_I/AAAAAAAAAJ4/MawfbElRmhk/s400/dilberler_sekisi_gece.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilberler Sekisi, gündüz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCs-Uv6pd1I/AAAAAAAAAJw/EUa08cX6Rak/s1600/dilberler_sekisi.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 276px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488549097061840722" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCs-Uv6pd1I/AAAAAAAAAJw/EUa08cX6Rak/s400/dilberler_sekisi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana Sabancı Camii, 6 minaresi ile İstanbul camilerine benzeyen zarif yapı. Çevre düzenlemesi çok iyi. Yaptıranlardan Allah razı olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCs-HxRgaVI/AAAAAAAAAJo/5ayCBd1wyuQ/s1600/Adana-02.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488548874087852370" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCs-HxRgaVI/AAAAAAAAAJo/5ayCBd1wyuQ/s400/Adana-02.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TBiZWj7XkAI/AAAAAAAAAIw/83fKJHQ9CT8/s1600/4961994.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; FLOAT: left; HEIGHT: 381px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483301159203999746" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TBiZWj7XkAI/AAAAAAAAAIw/83fKJHQ9CT8/s400/4961994.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adana'ya geldik geleli eşime beni saatli meydana götür diye söylüyordum. Hayalimde Konak meydanı gibi bir yer vardı. Nihayet Büyük Saat'i gördük. Zarif bir yapı. 1882'de yapılmış. 35 m yükseklğinde .Çarşı içinde işlek bir caddenin ortasında kalmış, öyle İzmir saat kulesi gibi ortada değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TBiZ5tN3KCI/AAAAAAAAAI4/LSMoEbGc1JY/s1600/IMG_9756.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 282px; FLOAT: right; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483301762992908322" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TBiZ5tN3KCI/AAAAAAAAAI4/LSMoEbGc1JY/s400/IMG_9756.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ulu Camii, Ramazanoğulları beyliği dönemine ait, taş işçiliğinin en güzel örneklerinden. Cami, hemen yanı başındaki medresesi ve avlusundaki güvercinleri ile İstabulvari bir hava estiriyor. Medrese bu gün İslam sanatları merkezi olarak kullanılıyor. Ney eşliğinde çayınızı yudumlarken sizi başka alemlere götürüyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çarşıya çıktıysanız, kebabı Hacı Salih'te yemelisiniz. Yeni Camiinin yanında, antikacılar sokağının girişinde mütevazi bir mekan, fakat yediğim en iyi Adana kebap burada. Sonra çarşı içine dalıp ayak üstü "tatlı" yemelisiniz. Burda halka şeklindeki tulumba tatlısına " tatlı diyorlar. Yazın sıcağına, öyle koca tepsilerden alıp ayak üstü yiyorsunuz. Birde bal kabağından yapılan bir tatlı var. Kabak, kestane şekeri gibi şekerleştirilmiş. Kabak tatlısını çok sevmeme rağmen ben pek beğenmedim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Adana'da şık restaurantlar pek çok. Hafta sonları hepside ful dolu. Fakat içkisiz yer bulmak çok zor. Kadınlar da dahil olmak üzere alkol tüketimi çok fazla. Bir Pazar günü tam iki saat yemek yiyecek yer aradık. Sonunda Hasanusta Kebap'ı bulduk. Yemekleri leziz, temiz bir mekan.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şehri tanımak için belli bir süre orada yaşamak lazım. Adana beklediğimden çok daha güzel ve görülmesi gerken bir şehir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-3200926802876723695?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/3200926802876723695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=3200926802876723695' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3200926802876723695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3200926802876723695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/06/adanadan-kareler-adana-tren-gar-izmir.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TCtEf0eitjI/AAAAAAAAAKQ/3HukeNgUiQo/s72-c/AdanaGarGece.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-7518919229391341945</id><published>2010-06-02T17:37:00.004+03:00</published><updated>2010-06-03T09:01:19.430+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TAZsrLpYBsI/AAAAAAAAAIo/uyL0dEvHgJY/s1600/bebek18.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 278px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478185485859292866" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TAZsrLpYBsI/AAAAAAAAAIo/uyL0dEvHgJY/s400/bebek18.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Zaman su gibi akıp gidiyor. Daha dün kucağıma aldığım gül yüzlüm 4.5 aylık oluverdi. Şu anda uyuyor. Kollar iki yana açılmış teslim pozisyonundaysa derin uykuda. Öğleden sonra bu şekilde yaklaşık iki saatlik uykymuz var. Bu ykuyu yapamazsa huzursuz oluyor. Artık çok güzel iletişim kuruyor. Ailedeki herkezi tanıyor. Bizi uzun süreli takip edebiliyor. Ayağa dikelmeye, bizim desteğimizle zıplamaya çok hevesli. (Tabi bu hareketleri yaparken tüm vücut ağırlığı bizde olacak.) Hergün banyodan sonra 10 dakika egzersiz ve masaj keyfimiz var. Şimdilik sadece anne sütü alıyor. Kızlarımda işe başlayınca sütüm hemen azalıvermişti. Evde olunca çok şükür hem miktarı ve sanırım hem de kalitesi iyi. Anne sütünün kalitesinde annenin dinlenik ve stresten uzak olması çok önemli. % 50 persantilde doğmasına rağmen şimdi Allaha çok şükür %97 persantilde. Ek gıdalara geçmemize az kaldı. Şeftaliler ballanana kadar bekliyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavaş yavaş Adana sıcakları başladı. Ama öyle anlatıldığı gibi korkunç bir durum yok henüz. İzmir'e göre biraz daha nemli hepsi o. Ama akşamları serinliyor. Hele sabaha karşı nasıl tatlı bir serinlik çıkyor. Göl, sabahları sisli ve gizemli görünüyor. Öğleye doğru hava açıksa su ayna gibi saydamlaşıyor. Bulutların ve kıyıya yakın yerlerde ağaçların gölgesi suya düşüyor. Akşamları köprünün ışıklrı yanınca ayrı bir güzel. Bir de gün batınca bir kurbağa ordusu şarkıya başlıyor ki sormayın. Küçük kızıma takılıyorum "Arkadaşların seni oyuna çağırıyor" diye .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana zengin bir şehir. İnsanlar yiyip içmeyi, eğlenmeyi biliyor. Şık restoranlar, pastaneler, göz alıcı vitrinler ile ışıl ışıl. Kılık kıyafette de adeta bir yarış var. İzmir'in adı çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezip gördükçe paylaşacağım inşallah. Şimdilik bu kadar...&lt;br /&gt; not: resimdeki bebek benim bebeğim değil. Eşim çocuklarımızın resimlerinin sanal ortamda bulunmasını istemediği için gerçek resimlerini paylaşamıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-7518919229391341945?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/7518919229391341945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=7518919229391341945' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7518919229391341945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7518919229391341945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/06/zaman-su-gibi-akp-gidiyor.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/TAZsrLpYBsI/AAAAAAAAAIo/uyL0dEvHgJY/s72-c/bebek18.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-2671447243603190968</id><published>2010-05-06T15:15:00.007+03:00</published><updated>2010-05-21T14:12:19.215+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S-KzE5EWhsI/AAAAAAAAAIg/fyGhUB4JOog/s1600/a8.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 398px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468129794201126594" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S-KzE5EWhsI/AAAAAAAAAIg/fyGhUB4JOog/s400/a8.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE ADANA GÜNLERİ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir yine elim bilgisayara gidemedi.Eşim biliyorsunuz eğitim için 6 aydır Adana'da . Bunun ilk üç ayı gebelik dönemime rastladı, çalışıyordum; izne ayrıldıktan sonra dinlenmeye, kızlarımla vakit geçirmeye bol bol zamanım oluyordu. Kısacacı hasret bir yana çok da zorlanmadık, ama doğumdan sonra işler tahminimden çok zor bir hal aldı. Bir yandan bedenene ve ruhen toparlanmaya çalışmak , bir yandan bebeğimin bakımı, gaz sancıları, uykusuz geceler..kızlarım, özellikle iki numara alışltığı ilgiyi göremediği için iyice hırçınlaştı. Velhasıl dağıldım.&lt;br /&gt;Niyetimiz okullar kapanınca Adana'ya gitmekti.Geçenlerde eşim "uygun bir ev buldum istersen erken gel" deyince hiç nazlanmadım. Bir hafta içinde nasıl hazırlandım, toparlandım..Gözümü bir açtım, Adana'dayım. Şu anda Seyhan nehrinin eşsiz manzarasına karşı çayımı yudumluyorum. Evimiz 17. kat. Yanlış duymadınız, Adana gibi 1. derece depre bölgesi olan bir şehirde bu kadar yüksek apartman niye yapılıyor anlamış deyilim. Uçakta gibiyim. Balkon kenarına yaklaşamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehri hiç tanımıyorum. Bakalım burada günler nasıl geçecek? Bu yazıyı okuyan Adanalı dostlar varsa her türlü tavsiyelerini bekliyorum.Nereleri görmeli, ne yemeli, çocuklar için spor alanları var mı, uygun yaz okulu bulabilecekmiyim, otantik çarşısı, yöresel dükkanları nerede?.. Keşfedecek çok şey var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-2671447243603190968?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/2671447243603190968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=2671447243603190968' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2671447243603190968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2671447243603190968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/05/ve-adana-gunleri.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S-KzE5EWhsI/AAAAAAAAAIg/fyGhUB4JOog/s72-c/a8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-1250135279908493983</id><published>2010-04-29T15:53:00.003+03:00</published><updated>2010-04-29T15:59:04.419+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9mBWi8Y8AI/AAAAAAAAAII/Rjol2THgZ7g/s1600/plates.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 248px; HEIGHT: 248px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465541847128010754" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9mBWi8Y8AI/AAAAAAAAAII/Rjol2THgZ7g/s400/plates.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum sonrası için harika bir aktivite plates. 9 ay boyunca gerilip doğumla beraber birden gevşiyen karın kaslarını toparlamak için ideal.Ruhen dinlendiriyor. Sütü bile arttırıyor. Ben sezaryen sonrası 2.5. ayda kontolü olarak başladım, ama siz riske atmayın 3.5 ayı bekleyin. Normal doğum yapanlar 40. günde başlayabilir. İlk günler biraz zorlanabilrsiniz. Sakın pes etmeyin. 1. ayın sonunda tüm eski eteklerinize girebiliyorsunuz, tabi gebelikte aşırı kilo almadıysanız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-1250135279908493983?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/1250135279908493983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=1250135279908493983' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1250135279908493983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1250135279908493983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/04/dogum-sonras-icin-harika-bir-aktivite.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9mBWi8Y8AI/AAAAAAAAAII/Rjol2THgZ7g/s72-c/plates.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-923529397799279150</id><published>2010-04-29T15:05:00.003+03:00</published><updated>2010-04-29T15:52:31.457+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9l2NZoGniI/AAAAAAAAAIA/SyhD9jKvUZ0/s1600/afgankizi1ks4.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 378px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465529595380276770" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9l2NZoGniI/AAAAAAAAAIA/SyhD9jKvUZ0/s400/afgankizi1ks4.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜNYADA KADIN OLMAK..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorumda bir kadın olarak herhalde dünyanın en şanslı bölgesindeyim. Ülkemin doğusunda ve güneyinde Irak,İran,Afganistan, Hindistan,( malesef güneydoğu ve doğu Anadolu )...kadınlar için hayat hakkı yok. Savaş, yokluk, çok eşlilik, islam adına yapılan ama islamla alakası olmayan cahillikler, töre.. kadın hep ezilen madur olan..Çin de, Japonya'da boğaz tokluğuna köle..&lt;br /&gt;Ülkemin batısında Avrupa, Amerika.görünüşte zengin uygar..Ama aile düzeni yıkılmış , ahlak yerle bir, sadakatsizlik diz boyu..çok eşliliğin modern şekli..Kadın yine yalnız, mutsuz, sadece genç ve güzelken değerli..&lt;br /&gt;Saniyede bir tecavüzün yaşandığı Afrika'dan hiç söz etmeyelim.&lt;br /&gt;Kadının eğitim alabildiği, çalışabildiği, araba kullanabildiği ( ilginç ama Arabistan'da kadınlara araba kullanmak yasak ) kendini istediği gibi geliştirebildiği, ömür boyu evinde baştacı edildiği, yaşlandıkça daha çok saygı gördüğü, fikrine hürmet edildiği başka biryer var mı ? Türkiye'de bütün kadınlar böyle mi diyeceksiniz? değil elbet. Ama denen olmasın. Ahlaki değerlerimizi koruduğumuz , islamiyetin çizgisinden sapmadığımız ve en önemlisi de cahillikle başedebildiğimiz sürece inanın bana Allah bize bu topraklarda cennet hayatını verecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-923529397799279150?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/923529397799279150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=923529397799279150' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/923529397799279150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/923529397799279150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/04/dunyada-kadin-olmak.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9l2NZoGniI/AAAAAAAAAIA/SyhD9jKvUZ0/s72-c/afgankizi1ks4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4330738328285821296</id><published>2010-04-28T13:05:00.002+03:00</published><updated>2010-04-28T13:28:11.253+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>SON OKUDUKLARIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9gIz2FNxKI/AAAAAAAAAH4/7FuRf9_qoAg/s1600/getimageV3.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9gIz2FNxKI/AAAAAAAAAH4/7FuRf9_qoAg/s1600/getimageV3.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 94px; HEIGHT: 141px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465127834597835938" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9gIz2FNxKI/AAAAAAAAAH4/7FuRf9_qoAg/s400/getimageV3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9gIpfKSk7I/AAAAAAAAAHw/dP_f7seh_YA/s1600/101636_s.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 97px; HEIGHT: 145px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465127656646415282" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9gIpfKSk7I/AAAAAAAAAHw/dP_f7seh_YA/s400/101636_s.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Çocuklara söz geçirme sanatı, üslubunu çok sevdiğim Ali Çankırılı'nın mutlaka okunmasını tavsiye ettiğim bir kitabı. Kitap bizim normlarımıza göre kaleme alınmış ve bol bol örnek içeriyor. Ben faydasını gördüm, öneririm.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Küçük arı, Nijeryalı bir göçmen kızın İngiltere'ye uzanan yolculuğunda başına gelenleri konu alan duygu yüklü bür roman. Okurken göz yaşlarınıza hakim olamıyorsunuz. Bir solukta bitecek cinsten. En çok satanlar listesindeki yerini hakkediyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9gIpfKSk7I/AAAAAAAAAHw/dP_f7seh_YA/s1600/101636_s.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9gIpfKSk7I/AAAAAAAAAHw/dP_f7seh_YA/s1600/101636_s.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4330738328285821296?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4330738328285821296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4330738328285821296' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4330738328285821296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4330738328285821296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/04/son-okuduklarim-cocuklara-soz-gecirme.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S9gIz2FNxKI/AAAAAAAAAH4/7FuRf9_qoAg/s72-c/getimageV3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-5751072303113179853</id><published>2010-03-18T10:16:00.002+02:00</published><updated>2010-03-18T10:25:20.990+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>PARABEN' E DİKKAT !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok ürünün raf ömrünü uzatmak için kullaılan paraben bileşikleri östrojenik aktiviteye sahiptir ve kanserojendir. Pek çok kozmetik ve kişisel bakım ürününde bu madde kullanılıyor ve ciddi cilt sorunlarına yol açabiliyor. Dahası bebeğimizin hassas cildini temizlemek için kullandığımız ıslak mendillerin çoğunda da var. Islak mendil satın alırken ya içeriğini okuyarak parabensiz olduğundan emin olun ya da bebeğinizin poposunu ılık su ve pamuk ile temizleyin. ( parabensiz ıslak mendiller diğerlerine göre daha pahallı tabi.)Bu madde aynı zamanda ketçap, mayonez, salata sosları gibi hazır gıdalarda da kullanılıyor. Ben bu nedenle ketçap yerine domates sosu( domates, sarmısak, nane,az tereyağı) tercih ediyorum. Mayonezi de çok gerekliyse evde yapıyorum. Ama çocuklara mayonez yerine mümkün oldukça sarmısaklı yoğurt veriyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-5751072303113179853?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/5751072303113179853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=5751072303113179853' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/5751072303113179853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/5751072303113179853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/03/paraben-e-dikkat-pek-cok-urunun-raf.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-3261233411677781827</id><published>2010-03-16T15:01:00.004+02:00</published><updated>2010-03-17T15:47:46.302+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S5-BJsDhjhI/AAAAAAAAAHQ/GwoFRdoPJQU/s1600-h/352540684_180f22cfd3.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 220px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449216077586337298" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S5-BJsDhjhI/AAAAAAAAAHQ/GwoFRdoPJQU/s400/352540684_180f22cfd3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;HAFİF VE KALSİYUMLU TARİFLERE DEVAM&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;TRAMİSU&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;KEK: 2 yumurta&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1/2 br şeker &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 pk kabartma tozu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 çay bardağı süt &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 pk kakao&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kıvamı tutana kadar un&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;KEKİ ISLATMAK İÇİN: 1 bardak ılık suya 1 tatlı kaşığı şeker 1 tatlı kaşığı nescafe( öyle liköre falan gerek yok )&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;KREMA: 2 bardak süt&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2 yumurta sarısı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3 kaşık un &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;piştikten sonra 1 pk labne peyniri&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;EN ÜSTE : toz kakao&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tarifte hiç yağ yok. sütlü, labneli, yumurtalı son derece besleyici ve yaklaşık dilimi 150 kalori. Afiyet olsun.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-3261233411677781827?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/3261233411677781827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=3261233411677781827' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3261233411677781827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3261233411677781827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/03/hafif-ve-kalsiyumlu-tariflere-devam.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S5-BJsDhjhI/AAAAAAAAAHQ/GwoFRdoPJQU/s72-c/352540684_180f22cfd3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-8930419489344023903</id><published>2010-03-10T15:09:00.002+02:00</published><updated>2010-03-10T15:29:18.276+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S5eaEqUOuKI/AAAAAAAAAHI/5F9fibMOOMY/s1600-h/1935.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 268px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446991679197198498" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S5eaEqUOuKI/AAAAAAAAAHI/5F9fibMOOMY/s400/1935.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;DOĞUM SONRASI DEPRESYON&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu gün lohusalık döneminde her 10 kadından birinde görülen "post partum depresyon" dan bahsetmek istiyorum. Doğumu takip eden süreçte gebelik boyu en üst seviyede salgılanmış olan östrojen ve progesteron hormonlarının ani düşüşü pek çok kadında sıkıntılı bir ruh haline neden olur. Bu sıkıntılı durum, %60 annede doğum sonrası hüzün, %10 anne de ise derpesyona kadar ilerler. Bir yandan fiziksel iyileşme süreci, özellikle sezaryen sonrası, bir yandan kan kaybının getirdiği bitkinlik, bir yandan vücudu son derece yoran süt üretimi, bir yandan uykusuzluk ve en önemlisi sizin bakımınıza muhtaç küçücük bir bebek.. Lohusalık gerçekten kadın hayatının en zor dönemlerinden biridir. Bu dönemin sorunsuz atlatılabilmesinde çevrenin desteği çok önemli. Eşlere ve aile büyüklerine bu noktada gerçekten çok iş düşüyor. Bebeğini istiyerek dünyaya getiren kadın, hele de bebeğini sağlıkla kucağına almışsa çevre desteği ile bu dönemi kolay atlatıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Peki anne bireysel olarak ne yapabilir?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;En başta iyi beslenme, bol sıvı alımı, doktorunun tavsiye ettiği demir ve vitamin hapları kısa sürede bedensel olarak toparlanmaya yardım edecektir&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu dönemin fizyolojik ve geçici olduğunu bilmek kişiyi rahatlatır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fiziksel olarak toparlanmaya başladığınızda mutlaka kendinize zaman ayırın. Kısa yürüyüşler, egzersiz yapmak, eskisi kadar uzun süreli olmasa da hobilerinizle ilgilenmek, eşinizle bir yarım saat baş başa kahve içip sohbet etmek size iyi gelecektir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebeklerle ilgili dergiler okuyun, internet sitelerine girin, bebek mağzalarını gezin. Bu annelik motivasyonunuzu destekler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kendinize bakın. Cilt bakım ürünleri kullanın, saçınızı boyatın..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bütün bunlar içinizdeki sıkıntıyı hafifletmiyorsa, kendinizi çok bitkin, mutsuz, değersiz hissediyorsanız bir uzmandan yardım almaya çekinmeyin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-8930419489344023903?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/8930419489344023903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=8930419489344023903' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8930419489344023903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8930419489344023903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/03/dogum-sonrasi-depresyon-bu-gun-lohusalk.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S5eaEqUOuKI/AAAAAAAAAHI/5F9fibMOOMY/s72-c/1935.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-5068409203839505743</id><published>2010-03-09T14:57:00.002+02:00</published><updated>2010-03-09T15:02:26.668+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S5ZFt_JF3II/AAAAAAAAAG4/F7789ONn44s/s1600-h/kurabiye.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446617455697190018" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S5ZFt_JF3II/AAAAAAAAAG4/F7789ONn44s/s400/kurabiye.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yeni favorim lor kurabiyesi. Bir tanesi sadece 100 kalori . İçinde yağ yok. Üstelik kalsiyum deposu. Tavsiye edrim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tarifi:&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 yumurta( 1 tanesinin beyazını üstüne sürmek için ayır)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1/2 kg tatlı lor&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 pk kabartma tozu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1.5 bardak şeker &lt;/div&gt;&lt;div&gt;alabildiğince un( yumuşak  bir hamur olacak)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kurabiyeleri irice şekillendirn. Önce yumurta akına sonra toz şeker bulayın. 200 derecede yaklaşık 20 dk pişirin. Gönül rahatlığıyla afiyetle yiyin. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-5068409203839505743?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/5068409203839505743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=5068409203839505743' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/5068409203839505743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/5068409203839505743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/03/yeni-favorim-lor-kurabiyesi.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S5ZFt_JF3II/AAAAAAAAAG4/F7789ONn44s/s72-c/kurabiye.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4676455402596193580</id><published>2010-02-03T12:19:00.002+02:00</published><updated>2010-02-03T12:25:34.294+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S2lNwj4zE_I/AAAAAAAAAGw/i06UFAsj60I/s1600-h/20101592435.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 283px; DISPLAY: block; HEIGHT: 382px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433959922061743090" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S2lNwj4zE_I/AAAAAAAAAGw/i06UFAsj60I/s400/20101592435.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukken okumayı çok sevmediğim halde cuma günlerini iple çekerdim. Her cuma elinde Türkiye çocuk dergisi ile gelen babamı kapıda beklerdim. Kızlarıma her ay "meraklı minik" ve "bilim çocuk" dergilerini alırken alış veriş merkezlerindeki dergi stantlarında gözüm Türkiye çocuk' u arardı. Geçenlerde bir gazete bayiinde rastladım. Ne kadar güzelleşmiş. Baskısı, kağıt kalitesi, içeriği.. eskisinden de iyi. Artık alacak bir dergimiz daha oldu. Tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4676455402596193580?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4676455402596193580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4676455402596193580' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4676455402596193580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4676455402596193580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/02/cocukken-okumay-cok-sevmedigim-halde.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S2lNwj4zE_I/AAAAAAAAAGw/i06UFAsj60I/s72-c/20101592435.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6878640326897693233</id><published>2010-01-28T20:37:00.001+02:00</published><updated>2010-01-28T20:44:29.606+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S2Hak2HWkRI/AAAAAAAAAGo/W4-8DVFqVQc/s1600-h/bebek.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 303px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5431862952122028306" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S2Hak2HWkRI/AAAAAAAAAGo/W4-8DVFqVQc/s400/bebek.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yunus Kerem adını verdiğimiz yavrumuza sağ salim kavuştuk. Dualarını bizden esirgemeyen tüm dostlarımıza teşekkür ederiz.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6878640326897693233?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6878640326897693233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6878640326897693233' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6878640326897693233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6878640326897693233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2010/01/yunus-kerem-adn-verdigimiz-yavrumuza.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/S2Hak2HWkRI/AAAAAAAAAGo/W4-8DVFqVQc/s72-c/bebek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4704170258077721924</id><published>2009-12-28T20:14:00.002+02:00</published><updated>2009-12-28T20:45:09.249+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Szj1hVSmC0I/AAAAAAAAAGg/66tKq91ptPk/s1600-h/motherandchild03bycoffete0.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 334px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420352104540015426" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Szj1hVSmC0I/AAAAAAAAAGg/66tKq91ptPk/s400/motherandchild03bycoffete0.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanması zor ama doğuma hayırlısı ile 3 hafta kaldı. Bizimki acele edip erken gelmeye kalkmazsa tabii. Heyecan, endişe, korku, merak..Ne bileyim işte garip duygular. İyice sulu göz oldum, reklamlarda bile ağlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğim kime benziyecek çok merak ediyorum. İlk kızım gibi sarışın , Avrupai görünümlü, duygusal, sanatçı ruhlu mu; iki numaram gibi kara gözlü , "Antep'li" , çok zeki ve cadı mı ?Yoksa bambaşka birşey mi ? Böyle düşündükçe karnımdan bir tekme yiyorum, sanki hissediyor kerata.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün valizimi hazırladım. Bebek takımlarım, kendi giysilerim, yeni yatak takımları, bebek şekerleri, hastane ekibine verilecek çam sakızı hediyeler..Ne de olsa tecrübeliyiz artık. Ama acil bir durum olur da apar topar gidersek diye de korkmuyor değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. sezaryen.. 3. kez bıçak altı..İlk bebeğimde normal doğum olmasını çok istemiştim. 41. haftada boynunda da kordon dolanması olunca mecburen sezaryen oldu. Tabi takip edenler de.(Bu arada sezaryenden sonra normal doğum olabilir. Fakat eski operasyon bölgesinde % 1 yırtılma riski vardır. Bazı yırtılmalarda bebek kaybedilebileceği gibi anne hayatı da tehlikeye girebilir. )Her ne kadar çok zor bir operasyon olmadığını bilsem de hasta konumunda olmak farklı.Hele annelik psikolojisinde çok daha farklı. İnsan kendi adına ölümden bir yere kadar korkuyor. Ölümden korkmamızın esas nedeni ölüme hazır olmamamız. Olmak istediğimiz insandan o kadar uzaktayız ki.. Ama esas korku," bana birşey olursa çocuklarım ne olacak? " korkusu. Elbette onların sahibi var. Elbette biz anne baba olarak sadece elimizden geldiği kadar onları kollar, gözetir, onlar için dua ederiz. Elimizden daha fazla ne gelir. Her insan kendi kaderini yaşar. Şu sonsuz zannettiğimiz kainatta hepimiz onun değil miyiz ? Bir yıldız , bir karınca, bir buğday tanesi gibi...Herşeyi yoktan var eden, elbette benim yavrularımı da korur, gözetir. Ama anne yüreğine yine de söz geçmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahım. İnşallah herşey yolunda gider. Sağ salim bebeğimize kavuşuruz. Tüm sevenlerimizden dualarını eksik etmemelerini rica ediyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4704170258077721924?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4704170258077721924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4704170258077721924' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4704170258077721924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4704170258077721924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/12/inanmas-zor-ama-doguma-hayrls-ile-3.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Szj1hVSmC0I/AAAAAAAAAGg/66tKq91ptPk/s72-c/motherandchild03bycoffete0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-7517581819692333053</id><published>2009-11-11T13:24:00.003+02:00</published><updated>2009-11-11T14:54:01.551+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SvqzTxWqqeI/AAAAAAAAAGQ/O8Ay9JjUcvE/s1600-h/ED.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402827855231625698" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 269px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SvqzTxWqqeI/AAAAAAAAAGQ/O8Ay9JjUcvE/s400/ED.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SvqzcwmIxPI/AAAAAAAAAGY/-KujAE0Fy5I/s1600-h/ie.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402828009646900466" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 289px; CURSOR: hand; HEIGHT: 386px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SvqzcwmIxPI/AAAAAAAAAGY/-KujAE0Fy5I/s400/ie.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Benim gibi gerçeğe uygun antisosyal tiplemelerin konu alındığı filimler sinirinizi bozuyorsa kesinlikle önermeyeceğim bir film. Sonuna kadar gerilim temposu düşmüyor ve oyuncular gerçekten iyi performans göstermiş. 9 yıl önce( çok iyi hatırlıyorum. Büyük kızım yeni doğmuştu.) " iyi evlat" isimli bir film izlemiştim. Konusu benzerdi ve çok etkileyiciydi. Lohusalık psikolojisinden midir bilmem ama her sahnesi aklımda.Geçenlerde filimcimin raflarını gezerken gördüm. Dvd si çıkmış. Meraklısına tavsiye ederim.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-7517581819692333053?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/7517581819692333053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=7517581819692333053' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7517581819692333053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7517581819692333053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/11/benim-gibi-gercege-uygun-antisosyal.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SvqzTxWqqeI/AAAAAAAAAGQ/O8Ay9JjUcvE/s72-c/ED.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-1440814402866367989</id><published>2009-11-06T15:41:00.004+02:00</published><updated>2009-11-11T10:34:36.767+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Svp0sgfrEyI/AAAAAAAAAFw/JSBs9J9AV1A/s1600-h/adsÄ±z.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402759010970178338" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Svp0sgfrEyI/AAAAAAAAAFw/JSBs9J9AV1A/s400/ads%C4%B1z.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sevgili blog,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çok uzun bir zamandır elim ermedi, iki satır yazamadım. Gebeliğim 30. haftaya girdi. Nasipse Kasım ayınndan sonra izne çıkıyorum. Ne çok planım var bilemezsiniz. Hangi birini yapabileceksem artık. Küçük kızımı kreşten almayı düşünüyorum. Hem grip korkusuna , hem de doya doya vakit geçirmek için. O da gün sayıyor, her sabah beni işe uğurlarken kaç gün kaldı diye soruyor. Anneciğini özlüyor tabi. Ben de çok yoruldum. 4 yıldır aynı kurumda çalışıyorum . Allah için hastanemi seviyorum, en ufak bir sorunum yok. Ama yoruldum. Biraz da sonbahar depresyonu herhalde. Dışarıda ılık bir yağmur var.  Yağmurluğumu, çizmelerimi geçirip üzerime sarı yaprakların ayaklarımın altında çıkarttığı hışırtıyı dinlemek, hafiften üşümek eve gelip pencere önünde çay içmek.. Az kaldı ya sabır.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-1440814402866367989?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/1440814402866367989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=1440814402866367989' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1440814402866367989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1440814402866367989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/11/sevgili-blog-cok-uzun-bir-zamandr-elim.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Svp0sgfrEyI/AAAAAAAAAFw/JSBs9J9AV1A/s72-c/ads%C4%B1z.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-1296797643444764496</id><published>2009-08-29T16:10:00.003+03:00</published><updated>2009-11-11T11:44:02.610+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SvqDyP78y_I/AAAAAAAAAF4/BhE8DWHEh3Q/s1600-h/tek_agac.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402775602279009266" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SvqDyP78y_I/AAAAAAAAAF4/BhE8DWHEh3Q/s400/tek_agac.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Dağ tepesinde bir çam olamazsan &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Vadide bir çalı ol; fakat&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dere kenarındaki en büyük çalı sen olmalısın;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ağaç olamazsan çalı ol.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çalı olamazsan bir ot parçası ol.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir yola neşe ver;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir mis çiçeği olamazsan bir saz ol,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya mecburuz,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Burada hepimiz için bir şeyler var.Yapacak büyük işler var, küçük işler var.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yapacağımız iş, bize yakın olan iştir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cadde olamazsan patika ol,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Güneş olamazsan yıldız ol.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kazanmak veyahut kaybetmek ölçü ile değildir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sen her neysen onun en iyisi olmalısın. "&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Benim sevgili öğretmenim. Subay çocuğu olarak 5 yıllık ilkokul hayatımda 5 okul değiştiren ben, sizi ancak 5. sınıfta tanıyabilmiştim. Okula okumayı kendi kedine öğrenerek gidip de 5. sınıfa kadar üzerine neredeyse hiçbirşey koyamamıştım. Büyünce ne olacaksın diyenlere ev hanımı diyordum. Sen sevgili öğretmenim, benim ufkumu açtın, beni kitepların büyülü dünyası ile tanıştırdın, bana hayaller kazandırdın. Bu şiiri ezberletmekle kalmadın, kimbilr kaç kere okuttun. İnternette gezerken buldum dün bu şiiri, hala aklımda, unutmamışım. O günler geldi aklıma, sen geldin. Hayattaysan kulakların çınlasın, Hakkın rahmetine kavuştuysan nur içinde yat sevgili öğretmenim Resmigül Aktürk.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-1296797643444764496?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/1296797643444764496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=1296797643444764496' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1296797643444764496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1296797643444764496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/08/dag-tepesinde-bir-cam-olamazsan-vadide.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SvqDyP78y_I/AAAAAAAAAF4/BhE8DWHEh3Q/s72-c/tek_agac.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-8167314589567764014</id><published>2009-08-24T13:00:00.003+03:00</published><updated>2009-08-29T16:05:33.698+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SpJlLWbVSFI/AAAAAAAAAFo/l6t-pQWFKuM/s1600-h/photo_30032009180008_4154.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373468551079610450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 238px; CURSOR: hand; HEIGHT: 254px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SpJlLWbVSFI/AAAAAAAAAFo/l6t-pQWFKuM/s400/photo_30032009180008_4154.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sevgili blog,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebeligim 18. haftaya ulast1. Allah'a sükür hersey yolunda. Bu arada bebegimiz erkekmis.Allah biliyor ki, kalbimde en ufak bir deigisiklik olmad1. Cevremdeki insanlar1na da verdikleri abart1l1 tepkileri anlayabilmis degilim. K1z annesi olman1n bir kad1n için gerçekten çok büyük bir nimet oldugunu düsünüyorum. Bakal1m Allah nasib ederse oglan annesi olmak nas1l bir sey görürüz.&lt;br /&gt;Karn1mda ufak tefek hareketlenmeler baslad1. Genelde aksamlar1 dinlenirken alg1layabiliyorum. Bu hissi özlemisim. Anne olanlar bilirler, dogumdan sonra en çok özlenen seylerden biridir karn1n icindeki k1p1rt1lar.&lt;br /&gt;S1mdilik oruc cok fazla etkilemedi. Etkilemezse devam ederim. Bu arada merak edenler varsa diye soyluyorum: son 3 ayda oruc bebegi etkiler. Ilk 3 ayda da bulant1lar1 artt1rabilir. Ama orta donemde anne aday1 etkilenmiyorsa sak1ncas1 yoktur. Bu aralar gebe hastalar1m1n en çok sordugu soru bu. Tabi malesef bizim pek çogu dinle imanla alakas1 olmayan meslektaslar1m1z, bilimsel hiçbir dayanag1 olmadan oruç laf1n1 duyar duymaz kesinlikle hay1r diyorlar. Bu da insanlar1n kafalar1n1 kar1st1r1yor.&lt;br /&gt;Haz1r egitime baslam1sken severek izledigim "Cocukla çocuk" gebelik ve hipotroidi hakk1nda bilgi istemis. Gebelikte tiroid bezinin anormal çal1smas1, hem bebegin gelisimini hem de gebelik sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle gebeligin ilk kontrol muayenesinde tüm anne adaylar1 troid fonksiyon testleri ile taranmal1d1r. Hipotroidi tespit edilirse, troid bezini az ürettigi hormon, ilaç olrak verilir: etrox,levatron vs. Bu ilaçlar kan düzeyleri ile dozlar1 ayarland1ktan sonra gebelik boyu kullan1l1r. Her ay tsh ve free t3 denen testler yap1lmal1d1r. Anneden geçen antikor denen maddeler dogumdan sonra bebekte de geçici olarak hipotroidiye neden olabileceinden dogumdan 1 hf sonra mutlaka bebegin troid fonksiyonlar1 kontrol edilmelidir.&lt;br /&gt;Hipertroidi tespit edilirse, propil tiyo ürasil( propisil) denen ilaçla tedavi baslar, bu ilaç malesef bebek üzerin yan etkiler olabilen bir ilaçt1r. Fakat hipertroidinin anne ve bebek üzerine olas1 yan etkileri daha fazla oldugu için kullamak gerekir. Daha detayl1 bilgi isteyen yorum gönderbilir.&lt;br /&gt;Bu arada blogger1n ingilizce sitesinden kayda girebildigim için Türkçe karakterler düsmüyor. Can s1k1c1 bir durum ama ne yapal1m simidilik idare edecegiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-8167314589567764014?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/8167314589567764014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=8167314589567764014' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8167314589567764014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8167314589567764014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/08/sevgili-blog-gebeligim-18.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SpJlLWbVSFI/AAAAAAAAAFo/l6t-pQWFKuM/s72-c/photo_30032009180008_4154.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6125085601322108386</id><published>2009-08-14T14:18:00.002+03:00</published><updated>2009-08-14T16:30:31.661+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SoVLQaojb6I/AAAAAAAAAFg/iXeZWNcdQRk/s1600-h/ogleden-sonra-gokyuzu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369780876108591010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SoVLQaojb6I/AAAAAAAAAFg/iXeZWNcdQRk/s400/ogleden-sonra-gokyuzu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili blog,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet kavuştum sana. Günlerdir şu malum "blogger'a erişim engellenmiştir" engelini nasıl delerim diye debeleniyorum. Bilgisayardan bu kadar anlıyorum işte. Neyse ki severek takip ettiğm "mutfakta zen" in önerdiği yol işe yaradı. Benim gibi yasak madurları varsa duyurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlarım bir haftadır annanelerinin yanında yazlıkta. Ev suyu çekilmiş değirmen gibi. Sabahları onları koklamadan işe gelince bitkin ve keyifsiz oluyorum. İnanırmısınız bir haftadır yemek yapmak bile içimden gelmiyor. Oysa mutfak benim en büyük zevkim. İşten gelip yıkanıp arındıktan sonra doğru mutfağa. Keserken , karıştırıken, tadarken kafamı dağıtırım. Hiç ölçüm tarifim de yoktur. Tadına, kokusuna, kıvamına göre ayarlarım malzemeyi de, dozunu da. Allah'a çok şükür kendi tarzıma göre bir mutfağım var. Oturma odası ile beraber olduğundan hem yemek yapıp hem sağa sola laf atmak, çocukların derslerini takip etmek, televizyona kulak misafiri olmak ta mümkün. Büyük kızım tam benim kafadan. Hem becerikli, hem gurme. Eline bıçaktı, kaşıktı pek yakışıyor. Küçük de abladan geri kalmaz. Anlayacağınız bizim ev yaşantımızın çoğu mutfakta geçiyor. Sevgili eşim sağ olsun, yemek konusunda hiç eziyet etmez. Ama güzel bir sofrayı da iltifatsız bırakmaz. Eh eskilerin deyişi ile marifet de iltifata tabidir. Velhasıl bir haftadır mutfağın da tadı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki bu gün dönüyorlar. İnşallah keyifli mutfak anları tekrar başlayacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada zevkle takip ettiğm mutfak siteleri aşağıda takip etmek isteyenlere duyurulur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutfakta zen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;portakal ağacı(sahi kaç zamandır nerede ?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarçının mutfağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kedili mutfaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ev cini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuzine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neşeli yemekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organiğin gücü adına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yoğurtland&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6125085601322108386?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6125085601322108386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6125085601322108386' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6125085601322108386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6125085601322108386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/08/sevgili-blog-nihayet-kavustum-sana.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SoVLQaojb6I/AAAAAAAAAFg/iXeZWNcdQRk/s72-c/ogleden-sonra-gokyuzu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-3868355034017211397</id><published>2009-06-16T10:22:00.003+03:00</published><updated>2009-06-16T15:37:25.635+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SjeRamB7JII/AAAAAAAAAFY/6FL7gSM0FxA/s1600-h/G%C3%96K.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347902968596997250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 540px; CURSOR: hand; HEIGHT: 286px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SjeRamB7JII/AAAAAAAAAFY/6FL7gSM0FxA/s400/G%C3%96K.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;SEVGİLİ BLOG,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzun zamandır tek kelime bile yazamadım, kusuruma bakma . Bu arada kayda değer birşey olmadı mı dersin ? Hiç de değil ... En başta babacığımın sağlığı bizi meşgul etti. Uzun zamandır düşüremediği böbrek taşını aldırmak için basit bir operasyon geçirdi. Buraya kadar sorun yok da, prostatı da biraz küçültüverelim diye aldıklar örneklerde kanser hücreleri görülmesin mi ? Sevinelim mi üzülelim mi bilemedik. Doktor da olsak insan kendi branşı dışındaki konulara çok hakim olamıyor. Araştırdık, okuduk, aile meclisini topladık ( bu arada abim, kız kardeşim, kardeşimin eşi ve benim sevgili eşim toplam 5 doktor bir konsey oluşturacak kadar varız). Erken evre çok şükür, teşhis edilmesi de tamamen şans. Her neyse 29/6 da tekrar opere olacak . Dualarınızı beklerim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi gelelim bomba habere.. Nasip olursa 3. kez anne olacağım. İnsan her gebelikte biraz daha işin tadına varıyor. Henüz 8 haftalık. Koşuşturmaktan bebeğime konsantre olamadım, ama içim içime sığmıyor. Vücudumda yeni bir canın oluştuğunu bilmek harika bir duygu. Rabbim İnşallah ablaları gibi sağlıklı, akıllı , güzel, iyi tabiatlı salih bir evlat nasip eder. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Adana işi sanırım 1 yıl süryle kabul edildi. Kışı gebelik izinleri ile geçireceğim gibi görünüyor. Nasip olursa önümüzdeki yaz Adana'dayız. Çok mu sıcak olur acaba ? Yaylada ev tutsak ? İnternetten yaylalara baktım. Pozantı yaylası 117 km. Günü birlik gidilip gelinmez ki..Fikri olan varsa yazsın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çocuklar tatile girdi. Evime iki güzel karne geldi. Şimdilik sınav stresimiz yok, rahatız. Evde kediler gibi mayışıyorlar. Acilen spor okulu bulmam lazım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzun bir aradan sonra bu kadar yeter.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-3868355034017211397?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/3868355034017211397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=3868355034017211397' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3868355034017211397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3868355034017211397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/06/sevgili-blog-uzun-zamandr-tek-kelime.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SjeRamB7JII/AAAAAAAAAFY/6FL7gSM0FxA/s72-c/G%C3%96K.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4159344203202014284</id><published>2009-04-28T09:35:00.002+03:00</published><updated>2009-04-28T10:05:24.441+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SfakShMIBWI/AAAAAAAAAFQ/AoK7Unys4po/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5329627847093388642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 119px; CURSOR: hand; HEIGHT: 112px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SfakShMIBWI/AAAAAAAAAFQ/AoK7Unys4po/s400/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SfakFrE7DpI/AAAAAAAAAFI/Ep9hDsUEGZU/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yumurta çilesi bizde de başladı. Ge-ce'yi okurken böyle de ödev mi olur diye gülmüştüm. Al işte. Gülme komşuna...Bilmeyenlere arz edeyim. Sevgili öğretmenimiz çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek için bir ödev vermiş. Çocuk bir hafta boyunca haşlanmış yumurtayı kırmadan çatlatmadan muhafaza edecekmiş. Akşam ilk kaynattığımız yumurta fiyaskoyla sonuçlandı. Erken dolaptan çıkarmama ve kısık ateşte haşlamama rağmen çatladı. İkinci denemede cezveye biraz tuz attık. Sonuç başarılı oldu. Sabah yumurtamızı yumurtalığa yerleştirdikten sonra havluya sardık. Okula gönderdik. Bakalım kaç gün dayanacak ve biz bu arada kaç yumurtayı eğitim zayiatı vereceğiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4159344203202014284?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4159344203202014284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4159344203202014284' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4159344203202014284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4159344203202014284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/04/yumurta-cilesi-bizde-de-baslad.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SfakShMIBWI/AAAAAAAAAFQ/AoK7Unys4po/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-8128133579337389704</id><published>2009-04-13T11:57:00.005+03:00</published><updated>2009-04-13T15:42:20.810+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SeMVKatIolI/AAAAAAAAAFA/HOJ4wWh9alg/s1600-h/afrikali%2520leo.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SeMUnfnUOrI/AAAAAAAAAE4/fOPo9FZa5js/s1600-h/karnaval_27070_2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324121853215914674" style="WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 321px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SeMUnfnUOrI/AAAAAAAAAE4/fOPo9FZa5js/s400/karnaval_27070_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SeMOwm40MVI/AAAAAAAAAEw/fjxzApe-0uQ/s1600-h/419.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324115412717416786" style="WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 317px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SeMOwm40MVI/AAAAAAAAAEw/fjxzApe-0uQ/s400/419.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SeMVKatIolI/AAAAAAAAAFA/HOJ4wWh9alg/s1600-h/afrikali%2520leo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324122453193564754" style="WIDTH: 205px; CURSOR: hand; HEIGHT: 316px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SeMVKatIolI/AAAAAAAAAFA/HOJ4wWh9alg/s400/afrikali%2520leo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;SON OKUDUKLARIM&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Amin Maalouf ile tanışmam Afrikalı Leo ile oldu. Tarihi romanları sevenler için zengin betimlemeri ile son derece akıcı dönem kitapları. Afrikalı Leo Endülüs devletinin çöküşü sırasında savrulan hayatları konu alıyor. Semerkant Ömer Haayam'ın Titanic ile okyanusa gömülen el yazması bir eserinin izlerini sürerek asırlar öncesine uzanıyor. Hayyamın büyüeyici dizeleri ile süslenmiş bir eser. Tanios kayası diğerlerine göre daha durağan, yine de öneririm.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SeL-psh1CMI/AAAAAAAAAEo/yBc5L-o-otE/s1600-h/419.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-8128133579337389704?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/8128133579337389704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=8128133579337389704' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8128133579337389704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8128133579337389704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/04/son-okuduklarim-amin-maalouf-ile.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SeMUnfnUOrI/AAAAAAAAAE4/fOPo9FZa5js/s72-c/karnaval_27070_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-9211850621409037542</id><published>2009-04-10T10:32:00.002+03:00</published><updated>2009-04-10T14:01:47.451+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd72N4G5pOI/AAAAAAAAAEA/MQ8x9bd0Fp0/s1600-h/img0275jz2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322962527858566370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd72N4G5pOI/AAAAAAAAAEA/MQ8x9bd0Fp0/s400/img0275jz2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar sevilir mi bir şehir ? Püfür püfür imbatına verip kendini dalıp gidersin. Her köşesinde bir anın vardır. Doğduğun, büyüdüğün, gençlik ateşi ile gezdiğin, evlendiğin , çocuklarınla 'biz çocukken burada...' diye başlayan hikayeler anlatabildiğin, anne ve babandan" siz bilmezsiniz eskiden İzmir.."diye başlayan hikayeler dinleyebildiğin...Çıtır çıtır gevrek, kahvaltıda boyoz , kumru, tulum peyniri, rokalı, tarla domatlı, ışıl ışıl parlayan zeytin yağlı salata, cibez, turp otu, radika, şevketi botan, enginar...var mı dünyanın başka bir köşesinde.İki gün sahile inmesem denizi özlerim. Üç gün yağmur yağsa dördüncü gün illaki güneş açsın isterim. Beni ancak izmirliler anlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-9211850621409037542?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/9211850621409037542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=9211850621409037542' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/9211850621409037542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/9211850621409037542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/04/bu-kadar-sevilir-mi-bir-sehir-pufur.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd72N4G5pOI/AAAAAAAAAEA/MQ8x9bd0Fp0/s72-c/img0275jz2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-2885058456265005981</id><published>2009-03-19T00:58:00.002+02:00</published><updated>2009-03-19T01:22:53.170+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sevgili blog,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda saat gece 1. Ben hastanedeyim ve hala sinirden elim ayağım titriyor. Yaklaşık 2 saat evvel telefonum çaldı. Arayan sevgili ebem. Sancılı gebe başvurmuş. Muayene etmiş doğumu yakınmış, iyi şu ana kadar anormal bir durum yok. Yok da ebemin sesi ağlamaklı. Hastanın eşi yapmadığı terbiyesizliği bırakmamış. Hastaneye yatış yaptırması gerekiyor, yaptırmıyor. Bu işlemler yapılmadan doktor çağırılamaz deniyor, hasta yakını ebemin üzerine yürüyor, olmadık hakaretler ediyor. Hastane güvenliği gelmiş , yetkisi yok, birşey yapamıyor. Şimdi ben ne yapmalıyım ? İzmir gibi bir şehirde , Ege üniversitesi 5 dakikalık mesafede. Gecenin yarısı , dışarıda bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Asla bu terbiyesiz hastayı kabul etmek istemiyorum. Ama terbiyesiz olan hasta değil ki, eşi. Vicdanım elvermiyor, kalkıyor gidiyorum. Hasta bin kere özür diliyor. Üzülüyorum haline. Hastaya  lafım yok ama eşine hakkım helal değil, umrunda olduğunu sanmıyorum ama... Peki biz sağlıkçıları kim koruyacak. Her neyse. Bu arada 2. hasta gedi. Sezeryan için hazırlıyorlar. Tahmini 3'e doğru eve gidebilirm. Sabah 8:30'da mesaim başlayacak. Ben bu işi kaç yaşıma kadar yapabileceğim bilmiyorum...Neysa bu gecelik bu kadar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-2885058456265005981?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/2885058456265005981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=2885058456265005981' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2885058456265005981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2885058456265005981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/03/sevgili-blog-su-anda-saat-gece-1.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-8565525050280820159</id><published>2009-03-13T15:42:00.003+02:00</published><updated>2009-04-01T16:32:33.256+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SdNrBZOb85I/AAAAAAAAAD4/EPikzGUrEts/s1600-h/lavanta.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319713256550167442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 260px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SdNrBZOb85I/AAAAAAAAAD4/EPikzGUrEts/s400/lavanta.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SdNq1Q1Ll4I/AAAAAAAAADw/b0uJspyTSJU/s1600-h/lavanta.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hem rengine, hem kokusuna vurgunum bu çiçeğin. Ama tadına bakacağım aklıma gelmezdi. Doğru tip kurutulmuş lavantadan elde edilen çay, saçları güçlendiriyormuş. Dr Saraçoğlu' nun sitesinden kargoyla istedim. Gün aşırı içiyorum. Fayda görürsem paylaşırım. Hayırlısıyla inşallah..&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sbpi7rJMY2I/AAAAAAAAADQ/A-G1SW9Vjgk/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-8565525050280820159?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/8565525050280820159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=8565525050280820159' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8565525050280820159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/8565525050280820159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/03/hem-rengine-hem-kokusuna-vurgunum-bu.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SdNrBZOb85I/AAAAAAAAAD4/EPikzGUrEts/s72-c/lavanta.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-3029066863232658237</id><published>2009-03-12T17:24:00.005+02:00</published><updated>2009-04-01T16:21:31.399+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SdNpp99I5II/AAAAAAAAADo/T1LttPxypDQ/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319711754581238914" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 127px; CURSOR: hand; HEIGHT: 127px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SdNpp99I5II/AAAAAAAAADo/T1LttPxypDQ/s400/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;RAHİM AĞZI KANSERİ AŞISI&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Rahim ağzı kanseri aşı ile önlenebilir tek kanser. HPV denen cinsel yolla bulaşan bir virus tarafından meydana geliyor. Genç kadınlarda görülüyor. İnfeksiyon, kansere dönüşü tetiklemişse hastalığın ortaya çıkması ortalama 10 yıl sürüyor. Kanser meydana gelmişse hastalık hızla ilerliyor . Tedaviye oldukça zor yanıt veriyor. Kısa sürede böbrekleri ve barsakları etkileyerek çok ağrılı ve kötü bir tabloyla ölüme götürüyor. HPV ile tanışmamış bireylerin aşılanması kanseri engelliyor. Aşı 9-26 yaş arası için ruhsatlı. 3 doz uygulama yapılıyor. Sağlık bakanlığı aşıyı ödemiyor, fakat özel sigortaların çoğu ödeme kapsamına aldı. Bir dozu fiatı 248 tl. 3 doz yaklaşık 750 tl gibi ciddi bir masraf getiriyor. Neden bu kadar pahallı ? Yeni bir ilaç , özellikle de bu kadar sansasyonel bir ürünse piyasaya çıktığında ilk 5 yıl ar-ge çalışmaları için harcanan maliyeti finanse etmek için pahallı olur. Genelde 5 yıldan sonra fiatlar düşer. Şahsen ben kızlarım için bekliyorum. Ama evliliğe yakın yaştaysanız yada bu yaşta kızınız varsa inanın ki değer. Sağlıcakla...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-3029066863232658237?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/3029066863232658237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=3029066863232658237' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3029066863232658237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3029066863232658237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/03/rahim-agzi-kanseri-asisi-rahim-agz.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SdNpp99I5II/AAAAAAAAADo/T1LttPxypDQ/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-5953234699114994534</id><published>2009-03-12T14:19:00.002+02:00</published><updated>2009-03-12T14:24:53.397+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ali Çankarlı çok severek okuduğum ve istifade ettiğim bir pedegog. Yazılarıyla zafer dergisinde tanıştıktan sonra kitaplarını da edindim. Değindiği konular çok yol gösterici. Özellikle blogum için seçtiğim makalesi her ebeveyn tarafından okunmalı.Diğer yazılarına Zafer dergisi'nin internet sitesinden ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CİNSEL TACİZ VE İSTİSMAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyucularımdan sıkça e-mail (elektronik posta) alıyorum. Çocuk eğitimine gösterilen bu ilgi bizi sevindiriyor ve yazma cesareti veriyor. Son günlerde medyada tartışma konusu yapılan ‘çocuk pornosu ve cinsel taciz’ anne babaları iyice korkutmuş. Özellikle büyük şehirlerden yazan anneler, çocuklarını cinsel tacizden nasıl koruyacaklarını soruyorlar. İstanbul’dan yazan bir anne, çocuğunu cinsel taciz konusunda bilgilendirmek istediğini, ancak bunu nasıl yapacağını bilmediğini söylüyor ve kendisine yardımcı olmamızı istiyor. Bir baba, internet kafelerde gençlerin porno içerikli sitelere girdiğini, cd’ler izlediğini, belediyelerin ve ahlâk zabıtasının buraları denetlemesi gerektiğini yazıyor.&lt;br /&gt;Bizimle yüzyüze görüşen öğrenci velilerinden de benzer sorular ve şikayetler geliyor. Medyada öğrencilerine cinsel tacizde bulunan öğretmenlerden bahsedilmesi, anne babalarda ciddi korkulara yol açmış. Bir kız öğrencinin annesi ağlayarak şöyle diyordu: “Evladımızı teslim ettiğimiz öğretmenler de bunu yaparsa, daha kime güveneceğiz?”&lt;br /&gt;Çocuklar üzerinde en az anne baba kadar hakkı bulunan, fedakâr, saygıya lâyık, eli öpülesi binlerce öğretmenin görev aldığı koca bir eğitim camiasında üç-beş ruh hastasının bulunması öğretmenlerimize duyduğumuz güveni sarsmamalıdır. Her konuda olduğu gibi, bu konunun çözümü de yine aile eğitiminden ve terbiyesinden geçiyor. Çocuklarımıza sağlıklı bir cinsel eğitim verir, taciz konusunda bilgilendirir, kendisini nasıl koruyacağını öğretirsek korkmamıza gerek kalmaz. Ancak bunu yapabilmemiz için çocuğumuzla aramızda duygusal bir bağın kurulmuş olması gerekir. Eğer bu duygusal iletişim yoksa, çocuğumuz korkularını, endişelerini, sıkıntılarını bizimle rahatça paylaşmıyorsa; bir cinsel tacizle karşılaştığı zaman gelip bize olayı anlatma cesareti gösteremeyecektir.&lt;br /&gt;Çocuklarıyla konuşup onları bilgilendirmek yerine porno sitelerini filtre eden programlar kullanan, internet kafeyi yasaklayan, evdeki bilgisayardan fax modemi söken anne babalar var. Onlara hak vermemek elde değil. Ancak yasak ve baskı ile böylesine ciddi bir problemin çözülemeyeceğini de hatırlatmadan edemeyeceğiz. Burada önemli olan çocuğun veya gencin sizin zorunuzla değil, kendi iradesi ile pornografiden uzak durması, evindeki bilgisayarı faydalı yönde kullanması.&lt;br /&gt;ÇOCUKLARIMIZI&lt;br /&gt;NASIL BİLGİLENDİRECEĞİZ?&lt;br /&gt;Çocuğun muhtemel cinsel tacizlere karşı kendisini koruyabilmesi için öncelikle sağlıklı bir cinsel bilgiye ihtiyacı vardır. Küçük yaşlarda cinsiyete ait soruları ertelendiği, kınandığı ve suçlandığı takdirde çocuğun zihninde cinsel merakın ayıp birşey olduğu kanaati doğacak, bu merakından dolayı suçluluk duygusuna kapılacak ve soru sormaktan vazgeçecektir. Haya dediğimiz fıtrî (doğal) utanma ile büyüklerin davranış ve sözleri ile telkin ettikleri yapay utanma farklı duygulardır. Kendisini değerli hisseden, insana saygı duyan bir çocuk bu değeri ve saygıyı zedeleyecek bir durumla karşılaştığı, meselâ çıplak görüldüğü zaman rahatsız olur. Bu rahatsızlık, değerini koruma hassasiyetinden kaynaklanan onurlu bir duygudur. Cinsel konularda soru soran bir çocuğa annesi “Ne kadar ayıp, böyle şeyleri sormaktan utanmıyor musun?” dediği zaman ona yaratılışa aykırı bir utanma ve suçluluk duygusu telkin etmiş olur. Çocuğun soruları ya gördüğü veya duyduğu, ancak anlamakta zorluk çektiği cinsel konularla ilgilidir. Eğer sorusunu anlayışla karşılar, söz ve davranışlarımızla memnuniyetsizlik göstermez, detaylara girmeden anlayacağı basit kelimelerle cevap verirsek; hem kafasındaki karışıklığı gidermiş, hem de benzer durumlarda tekrar soru sorma cesareti vermiş oluruz.&lt;br /&gt;Çocuğumuzun cinselliğe ait sorularını cevaplandırırken, bütün vücudumuzun mükemmel yaratıldığını, cinsel organlarımızın da diğer organlarımız kadar gerekli ve değerli olduğunu anlatmalıyız. Cinsel organları sayesinde kızlık, erkeklik, annelik, babalık özellikleri kazanacaklarını bilen çocuklarda özgüven duygusu artar, kendilerini değerli hissederler.&lt;br /&gt;Çocuğumuza cinsel organlarımızın bize özel, bize ait olduğunu, başkaları tarafından görülmesi uygun olmayacağı için örtündüğümüzü öğretmeliyiz. Cinsel bölgelerimize hakaret anlamı taşıyan sözlere küfür dendiğini, kızdığımız kimselere küfür etmememiz, edenleri de uyarmamız gerektiğini anlatmalıyız.&lt;br /&gt;Çocukları cinsel taciz ve istismara karşı korumak için bilgilendirmek yetmez. Bizim de onun adına alacağımız önemli tedbirler var. Çocuğu bilgilendirirken abartmadan ve korkutmadan kaçınmalıyız. Eğer konuyu abartarak anlatırsak insanlara olan güvenini yitirebilir, kendisine gülümseyen veya şefkatle başını okşamak isteyen iyi niyetli birinden bile kuşkulanacak hâle gelir. Cinsel organlarımızın bize ait, özel yerler olduğunu bilen bir çocuğa cinsel tacizi anlatmak kolaydır.&lt;br /&gt;NELER ANLATMALIYIZ?&lt;br /&gt;İstanbul’dan yazan bir anne, “Çocuğumu cinsel tacize karşı korumak için neler anlatacağımı bilmiyorum. Anlatacağım şeylerin onu derinden etkileyeceğini, ruh sağlığını bozacağını düşünüyorum. Böyle düşününce de anlatma cesaretim ve gücüm kalmıyor,” diyor. Annenin bu düşüncesi, konuya yetişkin gözüyle baktığı için, çocuk açısından doğru değildir. Çocuk henüz insanların kötü yanını görmemiştir, kalbi temiz, ruhu berraktır. Bizim kötü tecrübeler yoluyla kazandığımız peşin yargılardan uzaktır. Eğer vereceklerimizi onu korkutmadan ve konunun çirkinliklerine girmeden verebilirsek maksadımıza ulaşmış, onu gelecek tehlikelerden korumuş oluruz.&lt;br /&gt;Korku, o kadar da korkulacak bir duygu değildir. Korku, hayatımızı ve sağlığımızı tehdit eden tehlikelere karşı korunmak için verilmiş gerekli bir duygudur. Bilgilerimiz arttıkça korkularımız da artar. “Cahil cesur olur,” sözü çok yerinde söylenmiş bir sözdür. Cahil adam, olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kuramadığı için kendisini bekleyen tehlikeleri göremez, olaylara gözü kapalı girer. Bir anlık öfkesine yenik düşen nice insanlar, polis ve mahkeme yoluyla kolayca çözebilecekleri bir meselede cana kıyarak kâtil durumuna düşüyorlar. Yine sağlıklı bir cinsel eğitim almadığı için, nice insanlar var ki, şehvetlerine yenik düşerek gayrimeşru cinsel ilişkiye giriyorlar, yuvaların yıkılmasına, namus ve şereflerinin ayağa düşmesine sebep oluyorlar.&lt;br /&gt;Çocuklarımızı okul öncesi dönemde (4-5 yaşlarında) cinsel taciz konusunda bilgilendirmemiz gerekir. Daha önce hem anlamaları zordur, hem de cinsel taciz riski çok düşüktür. Önce çocuklara cinsel organlarına ancak (temizlik, banyo, çamaşır değiştirmek için) anne ve babanın dokunabileceğini, başkalarının buna hakkı olmadığını anlatmalıyız.&lt;br /&gt;Cinsel taciz ve istismar konusunda çocuğumuza vereceğimiz bilgileri şöyle sıralayabiliriz:&lt;br /&gt;• Eğer başkaları, en yakın akrabalar bile, tenha yerlerde seni sever, okşar ve severken cinsel organlarına dokunursa buna izin verme, koşarak oradan uzaklaş. Başına böyle birşey gelirse, gelip bana anlat. Bu kişi yaptıklarını anlatmaman için seni korkutsa bile gelip bana anlatmalısın. Korkma, biz seni koruruz. “Kimseye söyleme” sözü de normal değildir. Eğer gelip bize anlatmazsan o kişi sana zarar vermeye devam eder.&lt;br /&gt;• Her sevme ve okşama kötü niyetli değildir. Sen akıllı bir çocuksun, bunu anlayabilirsin. Eğer bizi kendi çocuğu gibi seven iyi kalpli insanlardan da şüphe edecek olursak onlara haksızlık etmiş oluruz.&lt;br /&gt;• Çarşıda veya pazarda kaybolursan, yanında çocukları bulunan bir aileden yardım iste, seni polis karakoluna götürmelerini söyle. En yakındaki bir dükkana girip dükkan sahibinden de yardım isteyebilirsin. Dükkana girmeden önce içeride başka insanlar olup olmadığına bak, başka insanlar varsa gir.&lt;br /&gt;• Uzak ve ıssız yerlerde, boş ve terkedilmiş evlerde, inşaatlarda, bodrumlarda oyun oynama. Bu gibi yerlerde yardım alamayacağın için kötü niyetli insanların işi kolaylaşır.&lt;br /&gt;• Tek başına çocuk parklarına gitme. Bir yabancı sana şeker, çikolata gibi şeyler verirse alma. Hemen oradan uzaklaş.&lt;br /&gt;• Kötü niyetli insanlar çocukları kandırmak için yalan hikayeler uydururlar. “Annen/baban seni çağırıyor, gel seni annene/babana götüreceğim,” derler. Onlara aldanıp peşlerinden gitme. Bazıları da yalancıktan yardım isterler. Meselâ, “Köpeğim kayboldu, bulmama yardımcı olur musun, beni şu adrese götürür müsün, şu paketi eve çıkarmama yardım eder misin?” derler.&lt;br /&gt;• Yolda bir araba durur, “Beni şu adrese götürür müsün?” veya “Annen kaza geçirdi hastanede yatıyor, seni yanına götürmemi istedi” derse inanma, arabaya binme, hemen oradan uzaklaş.&lt;br /&gt;• Evde yalnızken başkalarına kapı açma. Biz evde iken bile yabancılara kapıyı açma. Gelen, “Ben tüpçüyüm, ben sütçüyüm, ben tamirciyim” dese bile kapıyı açma.&lt;br /&gt;• Bizden izinsiz arkadaş ve komşu evlerine gitme.&lt;br /&gt;• Okuldan eve gelirken tenha yerlerden geçme, içinde yolcu bulunmayan servise veya dolmuşa binme.&lt;br /&gt;Çocuklar bu anlattıklarınızın hepsini aklında tutamaz. Ara sıra sorular sorarak bilgisini tazeleyebilirsiniz. Meselâ, “Okuldan eve gelirken bir araba yanında dursa, annen kaza geçirdi, hastanede yatıyor, ben doktorum, seni yanına götürmemi istedi dese ne yaparsın?” şeklinde bir soru sorarak cevap vermesini isteyebilirsiniz.&lt;br /&gt;ANNE BABA OLARAK&lt;br /&gt;BİZE DÜŞEN GÖREVLER&lt;br /&gt;Cinsel tacizden ve istismardan korunmayı sadece çocuklardan beklemek problemi çözmeye yetmez. Anne baba olarak bizlerin de alacağı tedbirler ve yerine getirmesi gereken görevler var. Bunları da kısaca şöyle sıralayabiliriz:&lt;br /&gt;• Çocukların okula gidiş-dönüş saatlerini, kimlerle arkadaşlık yaptıklarını, kimlerle nerelere gittiklerini ve ne zaman eve döneceklerini yakından takip etmemiz gerekir.&lt;br /&gt;• Çocuk sapıkları daha çok av mekânı olarak tenha yerleri, çocuk parklarını, oyun ve eğlence salonlarını tercih ederler. Buralarda tek başına dolaşan, kontrolsüz, bilgisiz çocukları avlarına düşürürler. Bu sebeple çocuğun 24 saati anne babanın bilgisi ve kontrolü altında olmalıdır.&lt;br /&gt;• Akrabalarımızdan, komşularımızdan, arkadaşlarımızdan biri veya büyük bir çocuk, çocuğumuza aşırı ilgi gösteriyor, çocuğumuz da bu ilgiden sıkılıyor ve rahatsızlık belirtileri gösteriyor ise sebebini araştırmalıyız.&lt;br /&gt;• Çocuğa verilen hediyelerin nereden ve kimden geldiği araştırılmalı, sebebi bilinmeyen hediyelerden şüphe edilmelidir.&lt;br /&gt;• Çocuğu spor ve müzik gibi özel bir etkinlik kursuna göndermeden önce kurumun ve ders verecek öğretmenin ciddiyeti ve güvenilirliği araştırılmalıdır.&lt;br /&gt;• Çalışan anneler, çocuğunu teslim edeceği bakıcıyı veya kreşi çok iyi araştırmalı, teslim ettikten sonra da takip etmeli, çocuktan bakıcı veya kreş elemanları ile geçirdiği saatlerde neler yaptığı anlattırılmalıdır. Çocuk bakıcıdan korkuyor, onunla beraber olmak istemiyor veya kreşe gitmeyi reddediyorsa sebebi mutlaka araştırılmalıdır.&lt;br /&gt;• Yatılı okullar da riskli alanlardır. Anne babadan uzak kalan çocuklar bütün sevgilerini bir arkadaş veya kendisinden büyük bir çocuk üzerinde yoğunlaştırabilir. Duygularını kontrol etmeyi bilmeyen, anne babası ile sıcak ilişkileri olmayan çocuklar, bu beraberliği sevdiği arkadaşına karşı cinsel istek duyacak kadar ileri götürebilir. Eğer bir çocuğun fazla arkadaşı yoksa, yani sadece bir arkadaşla yetiniyorsa ve her yerde o arkadaşıyla görülüyorsa bu beraberliğin arka planı araştırılmalıdır.&lt;br /&gt;• Çocuğun internet kafelere alışmasına izin verilmemeli, gerekirse kendisine bir bilgisayar alınmalıdır. Bilgisayarda pornografik web sitelerine girmesi cyberpatrol, surfwatch, netnanny, cybersitter programlarından biri kullanılarak önlenebilir.&lt;br /&gt;• Çocuğa hissettirmeden odası ve eşyaları aranmalı, pornografik yayınlar veya cd’ler bulunduğu zaman bunlara el koymadan, çocukla çatışmaya girmeden ve suçlayıcı sözler kullanmadan cinsel duygularını kontrol etmesi öğretilmelidir.&lt;br /&gt;Sevimsiz bir konuyu işlemenin zorluğunu takdir edersiniz. Anne babalar çocuklarını cinsel konularda eğitirken aynı zorluğu yaşadıkları için beni daha iyi anlayacaklardır. Ancak çocuklarımızın ruh sağlığı ve geleceği adına her zorluğa katlanmamız gerekiyor. Bir meseleyi görmezden gelerek veya erteleyerek çözüme ulaştıramayız. Bu konuda iyimser olmanın da bir faydası yoktur. Elimizdeki cinsel taciz ve istismar vak’alarının çoğunda “Bu tür şeyler bizim ailemizde olmaz” diyen fazla iyimser anne babaların çocukları vardır.&lt;br /&gt;Cinsel istismar konusunda en büyük bedeli, ihmalci ve iyimser anne babalar değil, bizzat çocuk ödemektedir. Böyle bir olayla karşılaşan anne babaların çoğu, deşifre olma (dile düşme) utancı ile, polise ve psikiyatra başvurmamakta, acısını kalbine gömerek olayı unutmaya çalışmaktadır. Anne babaların bunu yapmaya hakkı yoktur. İki sebeple hakkı yoktur. Birincisi, burada mağdur olan çocuktur, anne baba çocuk adına fedakârlık yapamaz. Cinsel istismara maruz kalan bir çocuk, istismarcının elinden kurtarılmaz ve psikiyatrik tedavi görmez ise, hasta bir kişilik kazanacak, sağlıklı bir evlilik yapamayacak, büyük ihtimalle alkol ve uyuşturucu batağına saplanacaktır. İkincisi, polise başvurulmaz, istismarcı yaptığının cezasını ödemez ise, eylemine devam edecek, başka çocukları da tuzağına düşürecektir.&lt;br /&gt;Çocukların cinsel tacize maruz kalması toplumun ayıbıdır. Çünkü tacizciler ve istismarcılar bu toplumun içinden çıkmaktadır. Sağlıklı bir nesil yetiştirmek için aileler kadar eğitimciler de üzerine düşeni yapmalı, devlet de onlara yardımcı olmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-5953234699114994534?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/5953234699114994534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=5953234699114994534' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/5953234699114994534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/5953234699114994534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/03/ali-cankarl-cok-severek-okudugum-ve.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-3140152311137823276</id><published>2009-03-06T15:51:00.002+02:00</published><updated>2009-03-06T17:26:54.761+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SbEqzRbCruI/AAAAAAAAACw/alAi5kFaEV8/s1600-h/MMkapak0309.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5310072495985045218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 231px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SbEqzRbCruI/AAAAAAAAACw/alAi5kFaEV8/s320/MMkapak0309.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Tübitak yayınlarına ailecek bayılıyoruz . Renkli, basımı kaliteli, dolu dolu ve ekonomik. Meraklı minik dergisi iki kızıma da hitap ediyor. Bu sayı da kurbağalar ele alınmış. Sare'nin dönem ödevi kurbağalar ile ilgiliydi. Resimleri işimize yarayacak. Dün hastaneden erken gelince çocuklarla okuduk, bol bol vırakladık, kurbağa partisi yaptık. Tavsiye edrim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-3140152311137823276?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/3140152311137823276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=3140152311137823276' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3140152311137823276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/3140152311137823276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/03/tubitak-yaynlarna-ailecek-baylyoruz.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SbEqzRbCruI/AAAAAAAAACw/alAi5kFaEV8/s72-c/MMkapak0309.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-544687953900913657</id><published>2009-02-27T13:07:00.003+02:00</published><updated>2009-03-02T13:14:59.150+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sau8oGAGG4I/AAAAAAAAACg/u4YGnUxfSZA/s1600-h/3d_scene.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308543982778063746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sau8oGAGG4I/AAAAAAAAACg/u4YGnUxfSZA/s320/3d_scene.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sevgileri yarınlara bıraktınız,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çekingen tutuk saygılı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bitmeyen işler yüzünden&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Siz böyle olsun istemezdiniz&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Siz geniş zamanlar umuyordunuz&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yılların telaşlarda bu kadar çabuk &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçeceği aklınıza gelmezdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gecelerde ve yalnız&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Vermeye az buldunuz yahut&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Vakit olmadı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Behçet Necatigil.(Şiir için GeCe'ye teşeekürler)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-544687953900913657?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/544687953900913657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=544687953900913657' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/544687953900913657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/544687953900913657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/02/sevgileri-yarnlara-braktnz-cekingen.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sau8oGAGG4I/AAAAAAAAACg/u4YGnUxfSZA/s72-c/3d_scene.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-625732603940411476</id><published>2009-02-24T15:35:00.002+02:00</published><updated>2009-02-24T15:46:11.664+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SaP3nnoDt6I/AAAAAAAAACY/7ZAMoJyE9SQ/s1600-h/winx-712337750317-orta.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306357045996533666" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 306px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SaP3nnoDt6I/AAAAAAAAACY/7ZAMoJyE9SQ/s320/winx-712337750317-orta.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu Japon çizgi filimlerini hiç hazzetmiyorum. Bir kere insana benzemiyor kahramanları. Küçücük ağız, suratın yarısını kaplayan koca gözler, oransız vücut yapısı.. Çizgi flimde konu olsa içim yanmayacak . Baştan sona abuk sabuk. Savaşlı, döğüşlü, sihirli, perili bir yığın saçmalık. Benim küçüklüğümde konulu, duygulu, sıcacık çizgi filimler vardı. Yaşı bana yakın olanlar mutlaka hatırlar: şeker kız, küçük prenses, esteban, uçan kaz... Hala hatırlarım. Eşimle aynı yaşta olduğumuz için  o da bilir bu çizgi filimleri. Konu açıldı m pek tatlı bir nostalji başlar evde. Şimdilerde çok güzel animasyonlar var. Çoğunu ailecek zevkle izliyoruz. Nemo, Shrek, Madagaskar gibi. Ama bu Japon çizgi filimlerini olabildiğince çocuklarımdan uzak tutmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-625732603940411476?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/625732603940411476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=625732603940411476' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/625732603940411476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/625732603940411476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/02/bu-japon-cizgi-filimlerini-hic.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SaP3nnoDt6I/AAAAAAAAACY/7ZAMoJyE9SQ/s72-c/winx-712337750317-orta.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4067466973149987140</id><published>2009-02-20T17:23:00.002+02:00</published><updated>2009-02-20T17:30:11.528+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SZ7LGsKlJ7I/AAAAAAAAACQ/5cTYUU3bwIs/s1600-h/getimageV3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304900726884214706" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 130px; CURSOR: hand; HEIGHT: 186px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SZ7LGsKlJ7I/AAAAAAAAACQ/5cTYUU3bwIs/s320/getimageV3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Harika bir kitap. Çocuklara yatarken kitap okumak bizim bir türlü oturtamadığımız," bu gün çok yorgunum" ların arkasına saklanarak atlattığımız bir işti. Bu kitaba başaldığımızdan beri çocuklarda adeta bağımlılık yaptı. Onlar her gece israrla talep etmeye başalyınca, biz de sıraya koyduk: Bir gece ben, bir gece babaları. Başta anlamazlar, takip edemezler diyordum ama, pek de güzel takip ediyorlar. Kitap masalsı bir dille yazılmış .Özellikle peygamberimizin( aleyhisselam) çocuk sevgisi vurgulanmış. Herkese tavsiye ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4067466973149987140?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4067466973149987140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4067466973149987140' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4067466973149987140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4067466973149987140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/02/harika-bir-kitap.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SZ7LGsKlJ7I/AAAAAAAAACQ/5cTYUU3bwIs/s72-c/getimageV3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4109360468887704878</id><published>2009-02-20T16:31:00.002+02:00</published><updated>2009-02-20T16:44:48.456+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SZ6-6YYNzuI/AAAAAAAAACI/SgX0-92426w/s1600-h/newborn-baby.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304887321274732258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SZ6-6YYNzuI/AAAAAAAAACI/SgX0-92426w/s320/newborn-baby.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu sahneyi her gün yaşıyorum. Aslında ne kadar muhteşem bir an . Bir insanın, yeni bir hayatın start anı. Göbeğini kesiyoruz ve ilk nefes, ilk ses... Annenin yüzünde derin bir rahatlama...Düşünüyorum bazen: az önce kurdele keser gibi açılışına vesile olduğum bu insan neler yaşayacak ? Parlak bir geleceği mi olacak , sefil bir hayatı  mı sürükleyecek ? Daha yaşanılabilir bir dünyaya mı gözlerini açtı, savaşlarla mı büyüyecek ? Kazanabilecek mi sonsuz mutluluğu, ziyan mı edecek kendisine verilen bu büyük hediyeyi ? Dua ediyorum sonra. Allahım, bu yavruya , benim yavrularıma ve tüm yavrulara iyi günler göster diye..İşimi seviyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4109360468887704878?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4109360468887704878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4109360468887704878' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4109360468887704878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4109360468887704878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/02/bu-sahneyi-her-gun-yasyorum.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SZ6-6YYNzuI/AAAAAAAAACI/SgX0-92426w/s72-c/newborn-baby.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-2858642416251415973</id><published>2009-02-13T10:34:00.003+02:00</published><updated>2009-02-13T11:41:38.832+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bendeniz şiiri çok severim. En sevdiğim şairlerin başında İbrahim Sadri gelir. Sanki söylemek istediğimde söyleyemediğimi  söyler tok sesiyle. üniversite yıllarımdan beri kasetlerini kaçırmam. Ama bazı şiirleri var ki onların anlamı değeri daha bir başka benim için. Aşağıdaki şiirini gözlerim kapalı, bir sabah serinliğnde, ıslak otların üstünde, biraz üşümüş ama iliklerime kadar açık olarak dinlerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;            ÇAYIR ÇİMEN&lt;br /&gt; Üzerimizde bulut altımızda çayır çimen .. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Düş yaprağı kuzukulağı tulumpeyniri tadı. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Islak otların üstüne yayıldın mı he babam&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; Sultan süleyman'ı sen olmaz mısın Şu üç kuruşluk dünyanın? &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Aklından nice sevda nice afi &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Nice fiyaka bir gelir geçer ki..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Tut bir kavaldır memleket &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir hoyrat&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; bir bozlak &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;bir kırık hava &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir ayrılık hikayesidir ki &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kırk yıldır söylenir bu dağlarda &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bu dağların eteklerinde.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Senin türkü dediğin yakılır bu toprakta &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Senin yürek dediğinin şavkı düşer akan ırmağa &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Yani üstte bulut altta çimen Yani yüreğin de geniş için de.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir kan davası kadar tuhaf&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir sevda öyküsü kadar&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İçerden yaşamaktır hayatı burda olmak..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Burda olmak burda:&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Seher yeli estiğinde hışırtılarım dinleyebileceğin &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Çimenlerin koynunda.. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Burda olmak burda:&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ayağına dikenlerin batacağı bir dere kenarında.. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Burda olmak burda:&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kendi tarihinin ve kaderinin yazıldığı şu toprakta..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir kasketin olsun. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir kehribar tesbihin. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir gümüş tabakan. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir çakın. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir cep aynan.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; Bir tarağın. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir mintanın. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir mendilin.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İki elin ve iki ayağın&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Dik durup boyun eğmeyeceğin&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Buğday başaklarım sevebileceğin,&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ve kerem gibi ferhat gibi&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Mecnun gibi kamber gibi&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ağıtlar düzebileceğin bir enginliğin..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ya aslı gibi şirin gibiLeyla gibi arzu gibi&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bekleyen mütevekkil onurlu ve civan yanların?&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Onları da görelim..Onları da anlat..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Onları da düz&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir tesbih gibi bu akşam rüyalarımızın önüne..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bu akşam rüyalarımızın önüneKöroğlu'nu bolu beyini çıkar.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Yıldızların altında bir yayla sofrasında&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bizim için hikayelerin büyülü sandığını aç.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sazının teline dokun. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Yüreğimizin ince lifine ..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ruhumuzun yansıyan suretine sür sözlerini..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Suya suretimizi düşür.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir varmış gibi yapalım kendimizi bir yokmuş gibi..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bizi götür bizi al..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hayber kal'asındanHz. Ali'nin bütün cenklerinden bahset.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Muskalarımızı hamayıllarımızı yazan&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hocalarımızın imamlanmızın dualarını serelim&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ve onlara dayanıp uykuya varalım..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir düş içinde..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir düş içine..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sevelim..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kuş kanadında bizim de bir hikayemiz olsun..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bizim de bir yunusumuz&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir hacıbektaşımız&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir bayramvelimiz&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir köroğlumuz olsun..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Biz de tekkeden içeri eğri odun komayalım&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Biz de Ethem gibi savurup malı&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Saraylarımıza bir de dağlardan bakalım..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Önce çayırı önce çimeni tutalım aynaya.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sureti görünen suya düşen kadim bir hikaye değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kadim bir sızı gibi&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hep orada o toprak damlı evlerin altında yaşanan..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İyi ki yıldızlar görünüyor ama.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İyi ki dağlarda kartal yuvaları oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İyi ki kekik kokulu rüzgarlar esiyor sabah olunca.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İyi ki ete kemiğe bürünüp yunus diye görünebiliyoruz&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sırrınca.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Daha ne olsun be ahretlik.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hayatın hepsi bu işte..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Üzerimizde bulut&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Altımızda çayır çimen &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;.Düş yaprağı kuzukulağı tulumpeyniri tadı.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Islak otların üstüne yayıldın mı he babam&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sultan süleymam sen olmaz mısınŞu üç kuruşluk dünyanın?&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-2858642416251415973?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/2858642416251415973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=2858642416251415973' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2858642416251415973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/2858642416251415973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/02/bendeniz-siiri-cok-severim.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-7322722746521376966</id><published>2009-01-20T10:22:00.009+02:00</published><updated>2009-02-12T17:05:46.689+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SXWih-PJGOI/AAAAAAAAABo/1wjgoepKiBM/s1600-h/TAV%C5%9EAN.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293315641569777890" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 113px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SXWih-PJGOI/AAAAAAAAABo/1wjgoepKiBM/s320/TAV%C5%9EAN.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;SAREM'E,&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Canım kızım,&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Dün sana şöyle uzun uzun baktım. Daha dün doğmuştun sanki .Şimdi sekiz yaşında güzel bir kız çocuğusun. Genç kız adayı..Doğduğun gün baban ve ben sana hayran olduk. Doğum uzmanı olarak çok yenidoğan görmüştüm, ama senin gibi ay yüzlüsünü görmemiştim. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Birtanem,&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Sende kendimi görüyorum. Hem fiziksel, hem de ruhsal olarak.. Bu, hem hoşuma gidiyor, hem de beni korkutuyor. Çok derin bir ruh alemin var. O kadar hassassın ki.. Hayat seni üzer, yıpratır diye kokuyorum. İnşallah, seni çok seven , anlayışlı, iyi insanlarla karşılaşırsın- baban gibi- Ama hayatta ne olursa olsun, başına ne gelirse gelsin umudunu , direncini, inancını yitirme. Dünya bir imtehan yeri. Rabbim acıyla ,yoklukla imtehan etmesin, ama başa gelen de Allah'tan. Ne güzel demiş İbrahim Hakkı Hazretleri : &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;'Alan sensin , veren sen , kılan sen&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Ne verdiysen odur, gayrı nemiz var.'&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Rabbine güven. unutma kul sıkışmadan hızır yetişmez. Ne zaman daralsan, bunalsan rabbine içini dök. Samimiyetle O'ndan istersen elbette ki sana icabet eder. Üstelik bu şekilde içten ve samimi bir yakarış, bin yıllık nafile ibatten daha çok Allah'a yakınlaştırır insanı. Duan kabul olmasa da Allah insana dayanma gücü verir. Yüreğin hafifler kuş gibi olursun.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bebeğim,&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Çok geniş ve renkli bir hayal dünyan var. Çok zekisin, ama ön planda olan sosyal ve sanatsal zeka. Bu özelliğini değerlendirebilirsen sanatçı ruhun meslek yaşamında seni farklı ve başarılı kılar. Mimarlık , tasarımcılık, reklam sektörü , yazarlık gibi... Tabi annen gibi doktor olmaya kalkarsan da cerrahi bir branş daha iyi olabilir. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Tatlım,&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Hangi mesleği seçersen seç malesef hayat çok yorucu. O yüzden mutlaka kendini korumalı ve kendin için bir zaman dilimi tayin etmelisin. Bu sene okulda takı tasarımı dersinde ne kadar çok eylendin. Bu tarz renkli ve el becerisine dayanan hobiler çok dinlendirici olabiliyor. Zaten ne zaman boş kalsak hemen ' anne faliyet yapalım 'diye makası uhuyu kapıp yanıma gelirsin eskiden beri. Bir de mutlaka yaz. Ama az, ama çok hergün iki satırda olsa birşeyler yazmak yazma yeteneğini çok geliştirir. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Hayatta seni zorlayacak bir husus da galiba dağınıklığın. Gerçi ileride eminim çok değişir, ama bu konuda biraz daha dikkat..Düzenli bir insan zamanı çok daha iyi kullanır, unutma.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Çok evcil bir yapın var. Küçük yengeçim benim. İnşallah ileride çok iyi bir anne olacaksın. Mutfakta becerikli, yaptığı yenir, diktiği giyilir cinsinden..Zaten anneannen de dikiş makinesini sana verecekmiş, tabi kadıncağız kızlarından umudu kesti.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Tıpkı benim gibi kendine güvenmiyorsun. Allah seni pek güzel yeteneklerle donatarak dünyaya göndermiş .Ama sen tıpkı benim gibi her yeni başlangıçta başarısız olacağını, beceremiyeceğini sanıyorsun. İşi öğrenip yapabildiği farkettiğnde rahatlıyorsun Ama o başlangıç evresini atlatana kadar yüreklendirilmeye ihtiyaç duyuyorsun .İnan bana tatlım, o çevrendeki herşeyi iyi yapabileceği sanan tiplerin pek çoğu senin kadar zeki ve yetenekli değil. Bu tarz insanlar hep çevrende olacak ve senin inancını kıracak. Onlara hiç kulak asma. Sana her zaman çok güvendiğimi, istediğin zaman her şeyin en iyisini yapabileceğine inandığımı unutma.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Sarı çiçeğim, zaman zaman sana söylemek istediklerimi burada yazacağım inşallah..Şimdilik hoşçakal..&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-7322722746521376966?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/7322722746521376966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=7322722746521376966' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7322722746521376966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/7322722746521376966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/01/sareme-canm-kzm-dun-sana-soyle-uzun.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SXWih-PJGOI/AAAAAAAAABo/1wjgoepKiBM/s72-c/TAV%C5%9EAN.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6166524487071026660</id><published>2009-01-14T16:38:00.002+02:00</published><updated>2009-01-20T10:20:49.590+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SW36vkVsdxI/AAAAAAAAABQ/kZDpXH_9wO4/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291160832345667346" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 187px; CURSOR: hand; HEIGHT: 141px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SW36vkVsdxI/AAAAAAAAABQ/kZDpXH_9wO4/s320/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYŞEM'E,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canım çiçeğim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işıl ışık kara gözlerin her an aklımda. Yaptığın muziplikler aklıma geldikçe yüzümde bir gülümseme beliriyor. Umarım bu yazyı bir gün okursun. Henüz 4 yaşındasın. Bana birşey olsa beni hatırlamayacaksın bile. Ama belki üzerinde yaşam boyu sürecek bir sevecenlik, pozitif bir bakış açısı, belki çocuk ve aile sevgisi...Bilmiyorum işte. İyi bir esinti olarak hissettiririm kendimi. Dün anaokulunda gösterin vardı. Hayatındaki ilk gösteri..Çok duygulandım. Daha dün doğmuştun, küçücüktün, birşeye benzemiyordun. Şimdi sahnede yaşıtların içinde onlardan hem bedenen hem de ruhen bariz büyük görünüyordun. Seni sınıfın ablası olarak takdim etti öğretmenin..Sen sahnedeyken göz ucu ile ablana baktım. Kıskançlıktan eser yok, seninle gurur duyuyor, alkışlıyor. Allah'a sizin gibi evlatlar verdiği için tekrar şükrettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birtanem,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen çok güçlü bir çocuksun. Bana çekmediğin için çok seviniyorum. Sende babandaki gücü, sabrı, sakinliği görüyorum. Allah karşına hep iyi insanlar çıkartsın. Doğduğun günden beri hiç zor bir çocuk olmadın. Seni o kadar kolay büyüttüm ki, senin gibi olacağını bilsem 2-3 tane daha çocuk isteyebilirim. Seni hep sıka sıka sevdim. Bebekken bile hiç sesini çıkartmazdın. Seni önce yere yatırır sonra başlardım: ' şimdi sen anne olsan... senin 4 yaşında bir kızın olsa... onu yatırıp böyle sıka sıka öpmezmisin ? ' Cevap: öpmezim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman bir adım öndesin. Baban bu yüzden sana 'önde giden ' adını taktı. Öyle sanıyorum ki, bu özelliğin ile okul ve iş yaşamında hep fark atacaksın. Zeka yapın ablandan farklı. Daha çok sayısal yeteneklerin ön planda olacak gibi. Allah zekanı en iyi bir şekilde kullanmak nasip etsin. İnşallah biz de ailen olarak sana en iyi imkanları sunabiliriz. Canım kızım, hiçbir zaman unutma ki, hayatta başarılı olmak demek asla mesleki zirve, kariyer ya da çok para kazanmak değil. Başarılı olmak dengede olmaktır. Derslerinde başarılı ol, ama kitap oku, arkadaşlarınla güzel vakit geçir, spor yap, mutlaka hobilerin olsun, ev işleri ile ilgilen, yemek yapmayı öğen, akrabalarını ihmal etme, mümkünse hayır işlerine katıl, bütün bunları yaparken maneviyatını da asla boşlama. Dünya hayatı kısacık bir film gibi ve biz nerede biteceğini asla bilemiyoruz. Aman anneciğim, ne olur beş vakit namazını ve orucunu aksatma. Bu borç bir kere birikmeye başlarsa altından kakamazsın. Rabbimiz bize herşeyden önce namazı soracak . o tamamsa gerisi daha kolay. Bu sana en büyük vasiyetimdir. Lütfen çok önemse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin bir diğer bana çok enteresan gelen özelliğin aşırı düzenli olman. Sanırım Yılmaz dede'ne çektin. Bu tabiki çok iyi bir özellik. Fakat sakın seni yönetmesine izin verme. Obsesif, pinpirikli, titizlik hastası biri olmandan korkuyorum. Temizlik, düzen elbette güzeldir, ama bu durum etrafındakilerde tedirginlik oluşturmaya başlamışsa takıntıya dönüşüyor demektir. Unutma bazen kirlenmek de güzeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En belirgin bir diğer özelliğn tatlıya düşkünlüğün. Geçenlerde biz uyurken 'şekeli mi şekerli' diyerek ilaç şişesini kafana dikip bitirmiştin .Allahtan şişenin içinde 3-4 kaşıklık ilaç kalmış . Sonra nasıl da korktun, mahçup oldun. Tatlım, ailemizde diabet hastalığı malesef genetik. Rabbimiz tatlı olarak bize çeşit çeşit meyve yaratmış.Şeftalisi, inciri, kavunu, karpuzu..Şeker kullanman gerektiğinde de mutlaka esmer şeker tercih et. İlerde inşallah anne olduğunda mutfağına rafine gıdaları mümkün olduğunca az sok. Son 30-40 yılda insanlar doğaya meydan okudular. Haşa rabbimizin yarattıkları eksik, noksanmış gibi birçok gıdanın yapısı ile oynadılar. Sonuç ortada. Şimdi şimdi aklımız başımıza geliyor.Doğal olandan zarar gelmez. Olabildiğince beslenmende buna özen göster.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha söylenecek o kadar çok şey var ki.. Umarım sen büyürken , okular gittiğinde , genç kız olduğunda, üniversiteliyken, eşini seçerken, anne olduğunda...ben hep yanında olur ve bunları hep konuşarak, yaşayarak öğretirim. Ama hayat bu. Bir saniye sonra ne olacağını bilmiyoruz. O yüzden bu blogda zaman zaman sana ve ablana hitaben yazılmış öğütler bulacaksın. Şimdilik hoşçakal meleğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annen....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6166524487071026660?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6166524487071026660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6166524487071026660' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6166524487071026660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6166524487071026660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/01/ayeme-canm-ieim-il-k-kara-gzlerin-her.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SW36vkVsdxI/AAAAAAAAABQ/kZDpXH_9wO4/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6768860243377357966</id><published>2009-01-13T13:27:00.000+02:00</published><updated>2009-01-13T14:36:20.955+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color:#33ccff;"&gt;&lt;span style="color:#00cccc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290754783350043138" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 271px; CURSOR: hand; HEIGHT: 284px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SWyJcZ9HMgI/AAAAAAAAABA/xu-SWkxdABc/s320/2.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasamak sakaya gelmez,&lt;br /&gt;büyük bir ciddiyetle yasayacaksin&lt;br /&gt;bir sincap gibi mesela,&lt;br /&gt;yani, yasamanin disinda ve ötesinde hiçbir sey beklemeden,&lt;br /&gt;yani bütün isin gücün yasamak olacak.&lt;br /&gt;Yasamayi ciddiye alacaksin,&lt;br /&gt;yani o derecede,&lt;br /&gt;öylesine ki,mesela,&lt;br /&gt;kollarin bagli arkadan, sirtin duvarda,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;yahut kocaman gözlüklerin,&lt;br /&gt;beyaz gömleginle bir laboratuvarda&lt;br /&gt;insanlar için ölebileceksin,&lt;br /&gt;hem de yüzünü bile görmedigin insanlar için,&lt;br /&gt;hem de hiç kimse seni buna zorlamamisken,&lt;br /&gt;hem de en güzel en gerçek seyin&lt;br /&gt;yasamak oldugunu bildigin halde.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Yani, öylesine ciddiye alacaksin ki yasamayi,&lt;br /&gt;yetmisinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,&lt;br /&gt;hem de öyle çocuklara falan kalir diye degil,&lt;br /&gt;ölmekten korktugun halde ölüme inanmadigin için,&lt;br /&gt;yasamak yani agir bastigindan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1947&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki, agir ameliyatlik hastayiz,yani, beyaz masadan,&lt;br /&gt;bir daha kalkmamak ihtimali de var.&lt;br /&gt;Duymamak mümkün degilse de biraz erken gitmenin kederini&lt;br /&gt;biz yine de gülecegiz anlatilan Bektasi fikrasina,&lt;br /&gt;hava yagmurlu mu, diye bakacagiz pencereden,&lt;br /&gt;yahut da sabirsizlikla bekleyecegiz&lt;br /&gt;en son ajans haberlerini.&lt;br /&gt;Diyelim ki, dövüsülmeye deger bir seyler için,&lt;br /&gt;diyelim ki, cephedeyiz.&lt;br /&gt;Daha orda ilk hücumda,&lt;br /&gt;daha o gün&lt;br /&gt;yüzükoyun kapaklanip ölmek de mümkün.&lt;br /&gt;Tuhaf bir hinçla bilecegiz bunu,&lt;br /&gt;fakat yine de çildirasiya merak edecegiz&lt;br /&gt;belki yillarca sürecek olan savasin sonunu.&lt;br /&gt;Diyelim ki hapisteyiz,&lt;br /&gt;yasimiz da elliye yakin,&lt;br /&gt;daha da on sekiz sene olsun açilmasina demir kapinin.&lt;br /&gt;Yine de disariyla birlikte yasayacagiz,&lt;br /&gt;insanlari, hayvanlari, kavgasi ve rüzgariyla&lt;br /&gt;yani, duvarin ardindaki disariyla.&lt;br /&gt;Yani, nasil ve nerede olursak olalim&lt;br /&gt;hiç ölünmeyecekmis gibi yasanacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1948&lt;br /&gt;3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dünya soguyacak,&lt;br /&gt;yildizlarin arasinda bir yildiz,&lt;br /&gt;hem de en ufaciklarindan,mavi kadifede bir yaldiz zerresi yani,&lt;br /&gt;yani bu koskocaman dünyamiz.&lt;br /&gt;Bu dünya soguyacak günün birinde,&lt;br /&gt;hatta bir buz yiginiyahut ölü bir bulut gibi de degil,bos bir ceviz gibi&lt;br /&gt;yuvarlanacak&lt;br /&gt;zifiri karanlikta uçsuz bucaksiz.&lt;br /&gt;Simdiden çekilecek acisi bunun,&lt;br /&gt;duyulacak mahzunlugu simdiden.&lt;br /&gt;Böylesine sevilecek bu dünya&lt;br /&gt;"Yasadim" diyebilmen için... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6768860243377357966?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6768860243377357966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6768860243377357966' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6768860243377357966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6768860243377357966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/01/yasamak-sakaya-gelmez-byk-bir.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/SWyJcZ9HMgI/AAAAAAAAABA/xu-SWkxdABc/s72-c/2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4793222376118857203</id><published>2009-01-08T10:10:00.000+02:00</published><updated>2009-01-09T13:55:48.864+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Merhaba sevgili blog,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün sayfayı açtığımda beni izleyen 3 blog gördüm. Demek ki başkaları beni görebiliyor. Ama ben kendimi niye google üzerinden göremiyorum, bilmiyorum. Aslında bu konuya yoğunlaşacak çok zamanım da olmadı. Bu günlerde kafam biraz karışık. Şu Adana meselesi. Kısaca anlatayım. Sevgili eşim, Adana Başkent Üniversitesi'ne eğitime gitmek istiyor. Eğitimini almak istediği şey Türkiye'de çok az doktorun ilgilendiği bir konu. Sonuçta bu, O'nun için çok iyi bir fırsat gibi görünüyor. Ama kastettiği en az 3 yıllık bir süre. Şu andaki işimdem çok yorulsam da memnunum. İzmir doğduğum, büyüdüğüm şehir. Ailem, arkadaşlarım burada. Evimizi aldık . Tam düzenimizi kurduk derken... İnşallah hakkımızda hayırlısı olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4793222376118857203?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4793222376118857203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4793222376118857203' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4793222376118857203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4793222376118857203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2009/01/merhaba-sevgili-blog-bugn-sayfay-atmda.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-1421520282428310527</id><published>2008-12-30T17:17:00.000+02:00</published><updated>2008-12-30T17:19:15.406+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bundan güzel baba nasihati olur mu ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Oğlum, Türkiye’de hiç bir zaman döviz üzerinden borçlanma.&lt;br /&gt;Başbakan dahil hiç bir siyasi liderin veya bakanın demecine inanıp işlerini onlara göre sakın düzenleme.&lt;br /&gt;Hiçbir zaman acele karar verme ve verdiğin karardan kolay geri dönme, bu davranış kendine güvenini arttırır.&lt;br /&gt;Arkadaşına kefil olmak yerine, eğer imkanın varsa ona borç vermeyi teklif et.&lt;br /&gt;Eğer bir mal satman gerekiyorsa mümkünse vadeli satma, peşin sat, hatta biraz zarar etsen bile böyle yap.&lt;br /&gt;Kredi kartı ile alışveriş yaparken kartını görevliye veya garsona sakın teslim etme, bizzat sen kasaya götür, pos (kredi kartı) cihazından geçişini izle ve makineden çıkan fişin rakamlarını kontrol et.&lt;br /&gt;Kredi kartı şifreni banka görevlisi de olsa bile kimseye söyleme ve ATM makinesi kullanırken de çevredeki kişilere gösterme.&lt;br /&gt;Hiçbir kooperatife üye olma çünkü 1990 senesinden sonra kooperatif yoluyla ev veya arsa sahibi olmanın hiçbir avantajı kalmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş hayatı: En zor taklit edilen imza, bir defada kalemi kağıttan kaldırmadan atılan imzadır. imzanı bu şekilde atmaya gayret et, en büyük ve yenilmeyen tek gücün bilgi ve tecrübe olduğunu unutma…&lt;br /&gt;Her kime olursa olsun kefil olacaksan ödeyebileceğin rakamdan fazlasına kefil olma, kefalet tutarı belli olmayan sözleşmelere imza atma, aksi takdirde her şeyini kaybedebilirsin.&lt;br /&gt;İş hayatında hiç kimseye olduğundan fazla değer verme, hiç kimseyi de küçük görme, iş yerine girerken kapıcının elini sık, hizmetlinin hatırını sor, gerektiğinde karşılıksız yardımda bulun.&lt;br /&gt;Yürüyebileceğin mesafelerde otomobil kullanma. Hiçbir zaman görevde iken bir devlet memuruna hakaret etme, hatta ona vurmayı aklından bile geçirme.  Aksi takdirde bir yıla kadar hapis cezası alabileceğini unutma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otomobil için: Otomobil satın alınırken satışı en kolay olan marka ve modelde araç satın almaya gayret et. bu senin hazır para kaynağın olmalıdır.   Çünkü insanın büyük paraya ne zaman acilen ihtiyaç duyacağı belli olmaz.&lt;br /&gt;Otomobiline binmeden önce lastikleri, kullanırken motor hararetini,araçtan indiğinde camları ve kapıların kilitlerini kontrol etmeyi unutma..&lt;br /&gt;Güvenebileceğin bir tamircinin telefonu her zaman yanında olsun. Mümkünse aynı marka otomobilin yeni modellerini satın al, böylece tamircin hep aynı kalır.&lt;br /&gt;Otomobilinin periyodik bakımı ile trafik ve sigorta belgelerinin tam ve eksiksiz olmasına dikkat et. Arabanının tüm emniyet ve güvenlik sistemleri tam olsa bile ayrıca alarm taktır. Hırsızı caydıracak tek şey budur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev yaşamında: İyi bir avukatın, elektrik tamircisinin ve su tesisatçısının adresi kolayında olsun. Sabah uyandığında yatağını mutlaka topla.İş kıyafetini çorabın da dahil olacak şekilde akşamdan hazırla, gerektiğinde çamaşır yıkamayı öğren, ancak kendi giyeceklerinin ütüsünün tamamını her zaman kendin yap.&lt;br /&gt;Çorba, pilav, makarna yapmayı, et terbiye etmeyi ve pişirmeyi mutlaka öğren. Evin içinde cumartesi ve pazar hariç pijama veya eşofmanla dolaşma, hatta bu günlerde bile uygun bir kıyafet giy.&lt;br /&gt;Ev içinde çorapla veya yalınayak gezme. Mümkünse sadece ev içinde giyebileceğin rahat bir spor ayakkabın olsun.&lt;br /&gt;Eşin, akşam yemek hazırlarken mutfaktan ayrılma yardımcı ol, yemekten sonra sofrayı mutlaka sen topla. Mümkünse her yemekten ve tatlı yedikten sonra dişini fırçala, yemek aralarında yediğin aperatiflerden sonra ağzını suyla çalkala, yanında mentollü veya naneli sakızın her zaman olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatil yaparken: Tatile, sağlık ve eğitime harcayacağın paraya acıma. Her yıl yeni bir tatil yöresinde tatilini geçirmeye özen göster. Bu sana ömür boyunca kırk yada elli farklı yerde tatil yapman demektir.&lt;br /&gt;Sakın devremülk alma, bu senin ömür boyunca aynı yerde ve aynı zamanda tatil yapman anlamına gelir ki belli bir zaman sonra tad vermez. Ayrıca bütün yıl sabit masraflar ise işin fazladan tuzu biberi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel hayatında: Eşinle kendi aranda mesafeyi yok etme; her zaman onunda bir özel yaşamı olduğunu kendi arkadaşları ile gezip eğlenme hakkı olduğunu unutma.&lt;br /&gt;Eşinin yükselen burcunu karakterini çok iyi öğren. Ara sıra eşine sürpriz yap, eve çiçekle git, tiyatroya bilet al..onu iyi bir restoranda mutlaka akşam yemeğine götür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece; Allah’tan, evlat acısı yaşamaktan, yetim hakkı yemekten, kuru iftiraya uğramaktan, sabırlı insanın öfkesinden, korkusuz insanın cesaretinden ve kendi nefsinden kork…&lt;br /&gt;Ben bunların çoğunu yapamadım ama sen yap…!&lt;br /&gt;Baban…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-1421520282428310527?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/1421520282428310527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=1421520282428310527' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1421520282428310527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1421520282428310527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2008/12/bundan-gzel-baba-nasihati-olur-mu-olum.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-6488733443035573980</id><published>2008-12-30T15:56:00.000+02:00</published><updated>2008-12-30T16:09:00.098+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bu blog başkaları tarafından görülebiliyor mu ? Bilmiyorum. Bilgisayarlarla aram bu kadar işte. Çok da önemli değil. Burası gün içinde fırsat buldukça  iki satır uzaklaşabildiğim, gözüme takılan güzel yazıların saklandığı bir yer olarak ideal.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-6488733443035573980?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/6488733443035573980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=6488733443035573980' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6488733443035573980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/6488733443035573980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2008/12/bu-blog-bakalar-tarafndan-grlebiliyor.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4647032813909421841</id><published>2008-12-30T15:33:00.000+02:00</published><updated>2008-12-30T15:55:33.210+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4647032813909421841?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4647032813909421841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4647032813909421841' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4647032813909421841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4647032813909421841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2008/12/blog-post.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-1176939974789464632</id><published>2008-12-26T14:52:00.000+02:00</published><updated>2008-12-26T15:00:34.886+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>ANLAR&lt;br /&gt;“Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama&lt;br /&gt;İkincisinde daha çok hata yapardım&lt;br /&gt;Kusursuz olmaya çalışmaz…sırtüstü yatardım&lt;br /&gt;Neşeli olurdum, ilkinde olmadığı kadar çok az şeyi ciddiyetle yapardım&lt;br /&gt;Temizlik sorun bile olmazdı asla&lt;br /&gt;Daha çok riske girerdim&lt;br /&gt;Yolculuk ederdim daha fazla&lt;br /&gt;Daha çok gündoğumu izler, daha çok dağa tırmanırdım&lt;br /&gt;Daha çok nehirde yüzerdim&lt;br /&gt;Görmediğim birçok yere giderdim&lt;br /&gt;Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye&lt;br /&gt;Gerçek sorunlarım olurdu, hayali olanların yerine&lt;br /&gt;Yaşamımın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben&lt;br /&gt;Elbette mutlu anlarım oldu ama&lt;br /&gt;Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu&lt;br /&gt;Farkında mısınız bilmem; yaşam budur zaten&lt;br /&gt;Anlar, sadece anlar. Siz de “an”ı yaşayın&lt;br /&gt;Hiçbir yere yanımda termometre, su, şemsiye ve paraşüt&lt;br /&gt;Almadan gitmeyen insanlardandım ben&lt;br /&gt;Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım&lt;br /&gt;Eğer yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda ayakkabılarımı fırlatır atardım&lt;br /&gt;Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla&lt;br /&gt;Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır&lt;br /&gt;Çocuklarla oynardım&lt;br /&gt;Bir şansım olsaydı eğer&lt;br /&gt;Ama işte 85′indeyim ve biliyorum&lt;br /&gt;Ölüyorum”&lt;br /&gt;Marquez&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-1176939974789464632?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/1176939974789464632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=1176939974789464632' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1176939974789464632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1176939974789464632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2008/12/anlar-eer-yeniden-balayabilseydim-yaama.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-1630995328183783396</id><published>2008-12-26T13:14:00.000+02:00</published><updated>2008-12-26T13:28:37.885+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Uzun süredir yapmak istediğim birşeydi günlük tutmak. Evde kendime ayırabileceğim o kadar az zamanım var ki, ancak  hastanedeki odamda , nadir olarak elde edbildiğim boş zamanlarda, bu sanal günlüğe içimi dökebileceğim. Çok yoruldum. Ne zaman hayatın anlamını sorgulamaya fırsat bulabileceğim ? Hastane, gece icapları, doğumlar derken eve kalan az zamanımın neredeyse tamamını çocuklarıma ayırıyorum ki, bu onların en doğal hakkı. Her şey bitip onları yatırdığımda da yorgunluktan sızıp kalıyorum. Allahtan eşim de aynı durumda da, beni anlıyor. Yoksa evlilik te zora girerdi.&lt;br /&gt;Eskiden, ılık yaz gecelerinde evin terasına çıkar, sırtüstü uzanıp yıldızlar seyrederdim. Dakikalarca.. Bazen güneşin doğuşunu seyrederdim, sabah rüzgerına ürpererek, bazen de soğuk kış günlerinde pencere gerisinde elimde bir fincan çay yağmuru...&lt;br /&gt;Özlüyorum. Ruhen ve bedenen açık olmayı, düşüncelere dalmayı, yüce yaratıcı ile konuşmayı..&lt;br /&gt;Gailba gerçekten çok yoruldum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-1630995328183783396?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/1630995328183783396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=1630995328183783396' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1630995328183783396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/1630995328183783396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2008/12/uzun-sredir-yapmak-istediim-bireydi.html' title=''/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-880230518523785125</id><published>2008-12-16T17:09:00.003+02:00</published><updated>2009-02-20T15:47:21.954+02:00</updated><title type='text'>DOKTOR VE ANNE</title><content type='html'>Nereden, nasıl başlanır bilmiyorum , ama  bir bismillah deyip başlayalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-880230518523785125?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/880230518523785125/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=880230518523785125' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/880230518523785125'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/880230518523785125'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2008/12/doktor-ve-anne_16.html' title='DOKTOR VE ANNE'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3953225330189562167.post-4257120017212529585</id><published>2008-12-16T17:09:00.001+02:00</published><updated>2008-12-26T09:50:44.495+02:00</updated><title type='text'>DOKTOR VE ANNE</title><content type='html'>Bu blog poliklinikte 50 hasta baktıktan sonraki ruh halimle yayına başlamıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3953225330189562167-4257120017212529585?l=doktorveanne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://doktorveanne.blogspot.com/feeds/4257120017212529585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3953225330189562167&amp;postID=4257120017212529585' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4257120017212529585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3953225330189562167/posts/default/4257120017212529585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://doktorveanne.blogspot.com/2008/12/doktor-ve-anne.html' title='DOKTOR VE ANNE'/><author><name>esra bahar gür ( norgaz )</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01132234614302271016</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_qJaZrH5nsiU/Sd8t0_O1doI/AAAAAAAAAEI/Td0hnyH0X1k/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
